|

12 Eylül 1980 Rejimini Perçinleyen 12 Eylül 2010 Referandumudur

Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın! Bugün bu garabet seçimle karşı karşıya kaldıysak, bunun sorumlusu 12 Eylül 2010 referandumu ve onun sonucudur. İKP olarak daha başından itibaren böyle bir seçime karşı olduğumuzu, zaten yüzde 10 seçim barajının herhangi bir “demokrasi”de kabul edilmesi imkânsız olduğunu, bunun giderek bir yarı-başkanlık sistemine geçiş anlamına geleceğini ve dolayısıyla bu anormal barajın fiilen yüzde 50’ye yükselmiş olacağını söyleyip durduk. Kaldı ki 2010 Referandumu’nun bu büyük adaletsizliğin yanı sıra sözde “vesayet rejimine son vereceğiz” kisvesi altında geçmişten gelen bir dizi örgütsel kazanımın da yok edilmesi anlamına geleceğini ifade etmiştik. Bunların hepsi de sırayla gerçekleşti ve ne yazık ki gerçekleşmeye de devam ediyor. Tayyip Erdoğan ve partisi, akıl hocaları Tansu Çiller’in özlemlerinin yolunda emin adımlarla ilerliyorlar. Ne demişti Tansu Çiller? “Türkiye’yi Küba gibi son komünist ülke olmaktan kurtaracağız!” Modern siyasi literatürde adına Bonapartizm denilen ama ne hikmetse bizim liberallerimiz tarafından sanki dünyada sadece Türkiye’ye ait bir durummuş izlenimini uyandıracak bir tarzda “vesayet rejimi” olarak vaftiz edilen rejimin beli ABD/AKP/Fethullah Gülen/CHP/MHP eliyle kırıldı. Zaten o referandumda da herkesin bildiği gibi Kılıçdaroğlu oy kullanamamış ya da kullanmamıştı ve MHP de ortadan ikiye bölünmüştü. Eğitimin, sağlığın, yargının içinde bulunduğu kepaze durum, ormanların, kıyıların, göllerin, tüm kamusal alanların ve malların yağmalanmasının sorumlusu bu referandumdaki “Evet” oylarıyla “Boykot” oylarıydı.

Yüzde 10 barajı 30 küsur yıldır sürüyorsa bunun sorumluları elbet vardır!

Gene kimse, yani hiçbir siyasi parti sorumluluğu başkalarının üstüne atmasın! Türkiye’de eğer Bonapartizme (“Tek Adam Yönetimi” diyelim) bu kadar yol açılıyorsa, bunun başlıca sorumlusu Tayyip Erdoğan hükümetleri ve tabii CHP ve MHP yönetimleridir. Bu partiler istedikleri kadar Kenan Evren’e lâf etsinler, aslında kendilerine sağladığı avantajlar için ona minnettardırlar! Yıllardır bu demokrasi bozuntusu gudubet rejimi onun sayesinde yürütüyorlar. Adını koymak gerekirse hepsi de Kenan Evrencidirler!

Tayyip Erdoğan her zaman olduğu gibi, insanları aptal yerine koyup kandırmak için bir ara barajı tamamen kaldıracağını ifade etmişti. Biz o zaman İKP olarak, bunun, tam bir sahtekârlık olduğunu ve Erdoğan’ın hedefi olan yarı-başkanlık rejimine geçişin önünün açılması için vermek istediği bir ödünden ibaret olduğunu belirtmiş ve esas arzusunun sapıyla verip kaşığıyla almak olduğunu söylemiştik: Yani parlamenter rejime ihtiyaç kalmamasıyla birlikte, baraj otomatik olarak yüzde 50’ye yükseltilmiş oluyordu!

CHP barajın yüzde 7’lere düşürülmesi gerektiğini son yıllarda dillendirip durdu. Ama ciddi hiçbir adım atmadı. MHP ise bu konuda zaten hep suskun. Ama esas şaşırtıcı olan BDP’nin bu konudaki ikircikliliği: BDP hiçbir zaman açık bir şekilde, “ben en demokratik olanı, yani barajsız bir seçimi istiyorum” diyemedi. O da kendine en uygun olanı, yani yüzde 5’i dillendirmekten öteye gitmedi.

İşte bu yüzden daha da pekiştirilmiş Kenan Evren rejiminden bir an evvel kurtulmak için barajsız, eşit, seçilenlerin seçenlerce geri çağrılabildiği demokratik bir Kurucu Meclis seçimi için hep birlikte işyerlerinde, fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, sokaklarda mücadeleye!

İKP Merkez Yürütme Kurulu

Yoruma kapalı