|

12 Haziran Seçimleri Meşru Değildir! Bu Seçimleri Reddedelim!

ÇÖZÜM: Mevcut her partinin eşit imkânlarla katılacağı bir KURUCU MECLİS seçimidir!

Yüzde 10 Seçim Barajı Yetmedi, Bağımsız Adaylık için Başvuru Ücreti 8 Bin TL’ye Yükseltildi!

Eğer, ABD emperyalizminin yerliişbirlikçileriyle birlikte TSK’yaemir komuta zinciri içinde Türkiyeişçi sınıfının o günkü kazanımlarınıyok etmek için yaptırttığı12 Eylül 1980 askeri darbesinden bugünene kaldığı sorusunu kendi kendimize soracakolursak kesinlikle şu cevabı vermeliyiz: Yüzde10 seçim Barajı! Evet bu cevapta şaşılacak hiçbiryan yok, çünkü yüzde 10 seçim barajı neredeyse30’a yakın yıldır sürüyor ve 1980 öncesinin bugünegöre çok daha “demokratik” Türkiyesinin örgütlüsınıf mücadelesi koşullarına geri dönmeyiengelleme barajı. Yani aslında 12 Eylül rejimindenhesap sormak isteyen herkes önce bu barajasaldırmak zorundadır. Kenan Evren’in şahsındanhesap sormak bunun yanında hiç kalır. Ancakyüzde 10 seçim barajını yıkarsanız 12 Eylülle gerçektenhesaplaşmış olursunuz. Yüzde 10 Seçimbarajı demokrasiye barajdır. Bir an evvel yıkılmalıdır.Yıkılması 12 Haziran seçimlerinin reddedilmesiylemümkündür.

12 Eylül’ün muhatabı Türkiye İşçi Sınıfıdır12 Eylül 1980 emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin Türkiye işçi sınıfına karşı yürüttükleri bir sınıf mücadelesidir. 12 Eylül’ün muhatabı çeşitli sol gruplar değil işçi sınıfının kendisidir. Patronlar işçi sınıfının kazanımlarına saldırırken ister istemez onun yandaşlarına da saldırmışlardır. Hepsi bu. Ama esas darbe işçi sınıfına vurulmuştur: Onun sendikaları yok edilmiş, grev ve toplu sözleşme imkânları neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış, işyerleri özelleştirilmiştir. İşçi sınıfı eğer 12 Eylül öncesi ücretlerini bugün alabiliyor olsaydı bugünkü satın alma gücü en az şimdi varolanın 4 ya da 5 katı olurdu. Dolayısıyla 12 Eylülle hesaplaşmak önce Türkiye işçi sınıfının işidir. AKP’nin ve onun çanak yalayıcılarının 12 Eylülle hesaplaşmak gibi bir dertleri olmadığı referandumdan önce de belliydi, ama çoğunluğa anlatılamadı. Şimdi seçimler reddedilerek anlatılmalıdır. Türk milliyetçiliğinin şaha kalktığı bölgelerin oylarıyla kazanılan referandumdan nasıl olurdu da “demokratikleşme” çıkardı? Tabii ki ortaya “vesayet rejimi”nden bile daha gerici bir uygulama çıktı.

AKP de diğer patron partileri de 12 Eylülcüdür!

Yüzde 10 seçim barajının hararetli savunucusu AKP, Özal geleneğinin sürdürücüsü olduğunu haykırıyor. Özal yüzde 10 seçim barajını sonuna kadar savunan bir 12 Eylülcüdür. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan da sıkı bir 12 Eylülcüdür. Aynı durum CHP ve MHP için de geçerlidir. Bütün patron partileri işçi sınıfının haklarının budanması için 12 Eylül’e yaslanmışlardır. 12 Eylülcülük herşeyden önce emperyalizm yalakalığı demektir ve sınıf mücadelesinde büyük patronların tarafı olmaktır. 12 Eylül, sınıf mücadelesinde emperyalizmin onun Türkiye’deki işbirlikçilerinin yanında yer almaktır.

…Ve işte bu yüzden de Libya’ya müdahale konusunda hepsi emperyalizmin safında yer almışlardır

Yüzde 10 seçim barajını savunanlar (AKP, CHP, MHP) emperyalizmin Libya’ya müdahalesine derhal yeşil ışık yakmışlar ve onların yüzünden Türkiye de Akdenizde emperyalist korsanların peşine takılmıştır. Dolayısıyla yüzde 10 seçim barajı aslında diğerleri gibi bir seçim sistemi olarak görülemez. Yüzde 10 seçim barajı bütün örneklerinin gösterdiği gibi Türkiye’de patronların ve emperyalizmin yürüttüğü sınıf mücadelesinin en kuvvetli aracıdır. Bu barajın tamamen ortadan kaldırılması demokrasinin önündeki barajın yıkılması dolayısıyla işçi sınıfının mücadelesinin önünün açılmasıdır.

İKP referandumdan önce söylemişti

İşçi Kardeşliği Partisi olarak referandumdan önce yaptığımız açıklamada seçimlerden sonra AKP ile CHP’nin kafa kafaya verip Avrupa Birliğinin direktifleri doğrultusunda yeni bir anayasa yapacaklarını veya böyle bir anayasada uzlaşacaklarını ifade etmiştik. Gelişmeler bunun böyle olacağını ayan beyan gösteriyor. İşte sırf bu yüzden bile yüzde 10 seçim barajının nasıl anti-demokratik bir işlev göreceği anlaşılıyor. Dolayısıyla bu anti-demokratik seçim sisteminin yerine yüzde 0 barajla, mevcut bütün partilerin katılabileceği, herkese eşit propaganda imkânının sunulacağı, bütün tutuklu ve hükümlülerin aday olacağı bir egemen kurucu meclis seçimini gerçekleştirmek için 12 Haziran gerici seçimlerini gayrı meşru ilân ederek reddetmeliyiz. Çünkü bu sistemle yapılan seçimler, yüzde 10’luk seçim barajı oy hırsızlığına ( kimse kendi tuttuğu partiye oy veremiyor!) bir de 8 bin TL’lik bağımsız aday başvuru ücreti kepazeliği (geçen seçimde 460 bin TL idi) eklendiğinde terazinin bir kefesinin nasıl büyük patronlar ve emperyalizmden yana ağır bastırıldığını alenen göstermektedir.

İşçi Kardeşliği Partisi Merkez Yürütme Kurulu

Yoruma kapalı