|

AB Bürokrasisi Üniversitelerimize Saldırıyor

AKP İktidarı ile atanan yeni YÖK yönetimi, her fırsatta Avrupa Birliği’nin benimsediği üniversitelerin yeniden yapılandırılması programının Türkiye’deki uygulayıcısı olduğunu vurguluyor. Pekiyi Avrupa Birliği’nin Bologna (Bolonya) süreci adını verdiği bu program hangi haklarımıza saldırıyor ve neyi amaçlıyor:
•        Üniversitelerin genel milli bütçeden pay alması yerine “kendi kaynaklarını yaratma” adı altında birbirleriyle yıkıcı rekabetini amaçlıyor. Ülkemizin beyni olan üniversiteler milli bir plan dahilinde geleceğimizi inşa etmek yerine patronların rekabetinin aracı haline getirilecektir.
•        Üniversitelerdeki her türlü pozisyonda çalışanlar, iş güvencesiz, sendikasız kalacaklar. Eğitim dahil her türlü hizmet taşeronlaştırılacaktır.
•        Bilim insanları, öğretim üyeleri, araştırma görevlileri sözleşmeli çalıştırılacak ve esnek çalışma koşulları altında kapitalist piyasanın insafına terk edileceklerdir.
•        Öğrenciler Avrupa Öğrenci Kredisi uygulaması ile AB’ye borçlandırılarak eğitimlerini tamamlayabilecektir. Erasmus – Sokrates vb. turistik programların cazibesine sürüklenen öğrenci gençlik, hem ülkesindeki sınıf mücadeleden koparılacak hem de eğitim sonrasında AB fonlarına borçlandırılarak, AB kurumlarına medyun hale getirilecektir.
Avrupa Birliği kampuslerimizden önce örgütlü işçi sınıfını kovdu. Sıra kadrolu akademisyenlerde! Yemekhanelerdeki örgütlü işçi sınıfına saldıran patroncu siyaset, şimdi öğretim elemanlarını üniversitelerden kovmak istiyor. Uzunca bir süredir saldırı hazırlığı içerisinde olan Avrupa Birlikçi YÖK yönetimi, sözleşmeli asistanlık uygulamasını derinleştirmek için başta İstanbul ve Ankara Üniversiteleri olmak üzere tüm ülke sathında, mevcut öğretim elemanlarını doktora çalışmalarının sonunda üniversiteden kovmak istiyor.
Türkiye’de modern üniversitelerin inşası projesi 1933 Üniversiteler Reformuna dayanmaktadır. AKP iktidarının, rüzgarını yelkenlerine doldurduğu AB’nin patroncu saldırıları 1933 Üniversiteler Reformunu yıkmak isteyen bir Kontr- Reform hareketidir. Ülkenin arkeologtan mühendise, veterinerden adli tıpçıya, ilahiyatçıdan astrofizikçisine kadar her türlü ihtiyacına göre yapılandırılan üniversiter sistem parçalanarak, patronların acil ihtiyaçlarına hizmet eden bir araştırma geliştirme laboratuvarına dönüştürülmek isteniyor. Buna “Dur!” diyebilcek tek kuvvet Türkiye İşçi Sınıfının bir parçası olan, öğretim elemanları ve öğretim emekçileridir. Üniversitedeki kamu işçilerinin yalnız kaldıkları mücadeleden ders çıkarmak zorundayız. Savunma hattımızı genel bir biçime büründürmeli ve alandaki sendikaları acil müdahaleye davet etmeliyiz. İşçi Kardeşliği Partisi, eğitim hizmet kolunda faaliyet gösteren tüm sendikalara derhal anlamsızlaşan sendikal rekabeti terk etmelerini ve başta ETUC (Avrupa Sendikaları Konfederasyonu) olmak üzere tüm sınıf işbirlikçi üst yapılardan kopulmasını önermektedir. Tabanda sendikal birliği sağlamak için her üniversitede sendikal dayanışma organları oluşturulmalı ve alanda sendikasız çalışan bırakmamak üzere elbirliği ile sınıf hattı oluşturulmalıdır.

Yoruma kapalı