|

“ABD Elini Cezayir’den Çek!” Uluslararası Toplantısı

“ABD Elini Cezayir’den Çek!” Uluslararası Toplantısı 28 Haziran tarihinde Cezayir’de gerçekleştirildi. Türkiye’den BDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün katılarak bir konuşma gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini aşağıda okuyabilirsiniz.

 

Bizler —tüm Cezayir’deki 48 ilden gelen siyasetçiler, sendikacılar, seçilmiş yöneticiler, işçiler ve gençler olarak- 28 Haziran 2013 tarihinde, Cezayir İşçileri Genel Sendikası (UGTA) büyük toplantı salonunda Cezayir’in bütünlüğü, birliği ve egemenliği için İşçi Partisi (PT) genel sekreteri ve UGTA genel sekreterinin eş başkanlığında gerçekleştirilen uluslararası toplantıda bir araya geldik.

Toplantıya Türkiye'den de BDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü katıldı.

Toplantıya Türkiye’den katılan BDP milletvekili
Ertuğrul Kürkçü gerçekleştirdiği konuşmada: “Cezayir bölgede ABD emperyalizminin emrinde olmayan tek ülkedir, bu nedenle de hedefe konulmaktadır” dedi.

Toplantımıza ABD’den, İspanya’dan, Fransa’dan, Türkiye’den, Haiti’den, Pakistan’dan, Mali’den konuşmacılar ve 53 Afrika sendika federasyonunu bir araya getiren Afrika Sendikalar Birliği’nden (OUSA) bir temsilci katıldı. Tümü de terörizm ve kaosla mücadele bahanesi ile ABD Deniz Kuvvetlerinden ve Hava Kuvvetlerinden birliklerin Seville, Andalusia’da (İspanya) ve İtalya’nın güneyinde konuşlandırılmasının ardından Cezayir halkına desteklerini sunmak ve Cezayir’e karşı herhangi bir olası yabancı askeri müdahaleye, Cezayir’in egemenliğine ve bütünlüğüne karşı herhangi bir saldırıya karşı en geniş tabanlı hareketleri örgütleyecekleri taahhütlerini teyit etmek üzere geldiler. 

Böyle bir müdahale her biri CIA tarafından desteklenmekte olan NGO’ların, CANVAS, Özgürlük Evi ve Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) isimli örgütlerin sinsi ve agresif kampanyaları ile de bizzat hazırlanmaktadır. Bu NGO’lar Arap Baharı adı verilen çerçeve içerisinde Cezayir’in iç işlerine müdahale ederek ülkemizi istikrarsızlaştırmayı ve bu şekilde de bir askeri müdahale için koşulları hazırlamayı hedeflemektedir.

Ve bu tehdit, Cezayir’de işçilerin ve gençlerin mücadeleleri sonucunda IMF ve Dünya Bankası’nın dayattığı Yapısal Uyum Programları ile alınmış olan sosyal haklarını geri kazandıkları bir anda gelmektedir.

Şunu biliyoruz: Bu kazanımlar sermaye kurumlarının dayatmak istediği koşullara zıttır ve bu nedenle de bu kurumların hizmetinde olan hükümetleri ve kurumları rahatsız etmektedir.

Cezayir halkının 5 Temmuz 2013’te Cezayir’in bağımsızlığının 51. yıldönümünü kutlamaya hazırlandığı ve Cezayir Devriminin geleneklerine bağlı olduğu, diğer yandan kıyameti engellemek için işçiler ve halklar arasındaki dayanışmayı ve karşılıklı yardımlaşmayı daha iyi örgütlemek ve güçlendirmek gerektiği konusunda da kararlı olduğu bu anda, bizler ulusumuzu savunma ve emperyalist işgal ve yağma savaşlarına karşı çıkma kararlılığımızı yeniden haykırıyoruz. Bu müdahalelerin her biri halkları diktatörlükten ve terörizmden uzaklaştırmak bir yana, kaos tohumları ekmekte, ulusları yıkıma uğratmakta ve her türlü ilerleme ve demokrasi şansını ipotek altına almaktadır. Irak, Afganistan, Haiti, Mali, Libya’da ve Afrika ve Asya’nın diğer birçok ülkesinde yaşanan budur.

Tüm yabancı birlikler Afrika’dan ve diğer yerlerden çekilmelidir.

Afrika Sendikalar Birliği (OUSA) temsilcisi katılımcımızla görüş ortaklığı içerisinde, kıtamızdaki doğal kaynakların dış borç ve Yapısal Uyum Programları aracılığı ile yağmalanmasını reddediyor ve ülkelerimiz için ulusal egemenlik ve barışa bağlılığımızı yeniden teyit ediyoruz.

Tüm Pakistan Sendikalar Federasyonu (APTUF) başkanının konuşmasını dinledik. Pakistan’daki kanlı kaosun suçlusu ve sorumlusunun ABD emperyalizmi olduğunu ilan ediyoruz. Bu ülke 2001’de Büyük Orta Doğu Planı adlı plan çerçevesinde Afganistan’a ABD liderliğinde yapılan NATO saldırısının hemen sonrasında bir yıkıcı savaşın içerisine sürüklendi. Bu plan Pakistan’dan Moritanya’ya kadar ulusları etnik, dini ve cemaatler temelinde bölmeyi amaçlayan bir plandır.

ABD yetkilileri İspanya ve İtalya’ya ABD Deniz Kuvvetlerinin konuşlandırılmasını Kuzey Afrika’daki istikrarsızlıkla gerekçelendiriyorlar. Cezayir, Tunus, Libya ve Mısır’ı hedefliyorlar… Ama gerçek şu ki bu bölgede terörist faaliyetin birden üremesi NATO’nun 2011 yılındaki Libya’ya müdahalesinin ve daha sonrasındaki Mali müdahalesinin doğrudan sonucudur. Mali’ye yapılan müdahale Sahra çölünün kuzeyindeki bölgeyi gerçek anlamda bir kibrit kutusuna dönüştürmüştür.

Ve Libya’da –ve daha sonra Mali’de ve Suriye’de- asileri silahlandırmanın tüm ölümcül sonuçlarına rağmen ABD emperyalizmi ve onun Avrupalı ve Arap yardımcıları (Katar ve Suudi Arabistan) Suriye’de bir silahlı muhalefet oluşturmaya karar vermişlerdir. Bu muhalefetin askeri birliklerinin asli bir bileşeni El Kaide’nin bir koludur. Bu şekilde Suriye’de ve aynı zamanda Lübnan’da genel bir savaş başlatılmıştır.

Kahrolsun emperyalistlerin iştahlarına hizmet eden, ulusları parçalamak amaçlı uluslararası terörist savaş!

Yürüyüşümüze katılan Haiti’den bir senatör Haiti halkının trajedisini aktardı. Sesimizi Haiti halkının –ve tüm Amerika kıtaları ve Karayipler halkları ve işçilerinin- seslerine katıyoruz. Onlarla birlikte son dokuz yıldır Haiti’yi işgal etmiş olan UN-MINUSTAH birliklerinin geri çekilmesini talep ediyoruz.

ABD, Fransa ve İspanya’dan konuşmacıları dinledikten sonra, kendi hükümetlerine karşı hakları ve kazanımlarını savunan Avrupa ve ABD’nin işçileri ve halkı ile tam dayanışmamızı haykırıyoruz. Bu hükümetlerin her biri aynı zamanda başka uluslara karşı savaşlar açmışlar ver onları çokuluslu şirketlerin yağmasına tabi hale getirmek üzere iç işlerine karışmaktadırlar.

Türkiyeli bir parlamenterin konuşmasını dinledikten sonra Türkiye’de gerçek bir demokrasi ve sosyal haklarının yeniden kazanılması için harekete geçmiş olan gençler, işçiler ve halk kesimlerine kardeşçe selamlarımızı yolluyoruz.

Bizler –siyasi ve sendikal militanlar, işçiler ve gençler, Cezayir’in özgürlüğünü ve egemenliğini kazanabilmesi için hayatlarını feda etmiş 1,5 milyon şehidimize sadık biçimde – şu çağrıyı yapmak istiyoruz:

Cezayir halkı sömürgeciliğin boyunduruğundan, baskıdan ve sömürüden kurtulmak için, kendileri için egemen bir devlet kurmak ve onurlu bir yaşamın şartlarını yaratabilmek için, özgürlük ve barışı tesis edebilmek için çok şey feda etmiştir. Bu nedenle de 1990’lardaki 10 yıl süren terörist savaşlara rağmen Cezayir ulusu düşmemiş, gücünü ise Cezayir Devriminde direnmesinden almıştır.

Cezayir hükümetinin üzerinde ekonomik egemenliğinden ve dış politikasından feragat etmesi yönünde amansız bir baskı vardır. Cezayir’in bölgede Pakistan’a empoze edilen rolün aynısını oynaması, yani işgal-yağma savaşlarına dâhil olması yönündeki bu baskıyı lanetliyoruz.

Emperyalist güçlere, Cezayir halkı adına Cezayir’in egemenliğini hangi biçim ve içerikte uygulayacağı, hangi temsilcileri ve liderleri seçeceği ve kendi ihtiyaçlarına uygun hangi ekonomik ve sosyal politikaları belirleyeceği hakkında karar verme yetkisini vermeyi reddediyoruz.

Cezayir halkının tüm bileşenleri ile omuz omuza, Cezayir’in bütünlüğünü ve egemenliğini ve Cezayir ulusunun zengin kaynaklarını dış tehditlerin müdahalesi olmaksızın, bugün ve yarın, nasıl kullanacağı konusunda karar verme hakkını savunmak konusundaki sarsılmaz bağlılığımıza dair ant içiyoruz.

Cezayir, ülkenin bütününde, özgür, gururlu ve egemen biçimde yaşamaya devam edecektir. İnançla ant içeriz!

 

Cezayir, 28 Haziran 2013

Yoruma kapalı