|

ABD’de Genel Grev!

MADISON, WISCONSIN– Şubat 2011’de yeni Wisconsin valisi Scott Walker “Acil Bütçe Onarım Yasa Tasarısı”nı açıkladı. Walker’ın bu girişiminin ardından Wisconsin bir hafta içinde tamamiyle başka bir yer haline geldi.

Yasa tasarısının mesajı net. Walker, bütçeyi onarma adı altında kamu çalışanları sendikaları ile kamu emekçilerinin dişli mücadeleler ve toplu sözleşmelerle elde ettikleri hak ve kazanımlarına saldırı emrini veriyor.

Bu yasa tasarısı uygulamaya geçerse 13 Mart itibariyle 37 bin kamu çalışanının mevcut toplu sözleşmeleri iptal edilecek; 170 bin kamu ve belediye çalışanının hakları gasp edilecek. Walker, kamu sendikalarını bitirmekte kararlı.

Cumhuriyetçi vali, yasal süreci de küstahça ve demokratik olmayan şekillerde yürütmeye kalkıştı. Vali tasarıyı, duyrulduğundan henüz altı gün sonra hiçbir tartışmaya ve idare beyanına zemin bırakmayacak şekilde yasama organlarını kullanarak uygulamaya koymak istedi. Ama Wisconsin halkı valinin “borç açığı” masalına da “herkes bunun bedelini adil şekilde ödemeli” laflarına da kanmadı. Hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde de çoğunluğunu oluşturan Cumhuriyetçilere güvenen vali elbette bu denli bir tepki beklemiyordu.

Kitlesel Gösteriler

Büyük gösteriler gerçekleşti. İlk gösteriyi 14 Şubat Pazartesi günü, “Wisconsin Üniversitesi’ni seviyorum” sloganıyla Madison Asistanlar Birliği (TAA) gerçekleştirdi. Salı günü yaklaşık 13 bin kişinin katılımıyla ilk büyük gösteri gerçekleşti. Çarşamba günü daha büyük bir kalabalık tasarıyı protesto etmek için Wisconsin eyaletinin başkenti olan Madison Meclis binasının içinde ve çevresinde toplandı.

Bu sırada TAA Meclis’i 24 saat boyunca işgal etti. Bu yazının yazıldığı sıralarda işgal sekizinci gününü doldurmuş durumda. 16 Şubat Çarşamba günü ise Wisconsin’deki öğretmenlerin yaklaşık yüzde 40’ı vizite eylemine girişti. On okul bölgesi yönetimi Perşembe ve Cuma günü dersleri iptal etti; Meclis binasında ve etrafında büyük gösteiler düzenlendi, bina gece boyunca işgal edildi.

Perşembe gününe gelindiğinde sendikaların ve binlerce Wisconsinli’nin büyük baskıları sonucunda Demokrat senatörler Senato toplantısını terkettiler. Böylelikle Senato’nun 2/3 karar yeter sayısına ulaşması engellenmiş oldu. Ve binlerce gösterici “tasarıya geçit yok” sloganlarıyla Senato odasının dört kapısı önünde oturma eylemine başladı. Tasarı karşıtları Cumhuriyetçi senatörlerin salondan dışarı çıkmasını, Demokratlar’ın da içeri girmesini engelledi. Durmaksızın su ve yiyecek tedariki sayesinde sıcak Meclis koridorlarında gerçekleşen eylem beş saatten fazla sürdü.

Güngeçtikçe gösteriler ulusal ve uluslararası medyada daha çok yer almaya başladı. Yıllarca sınıf dostu tutumuyla bilinen, onlarca grevi ve işçi direnişini ziyaret eden Rahip Jesse Jackson ilham verici bir konuşma yaparak, 10 binlerce göstericiyle birlikte buz gibi soğuk havada Martin Luther King Jr.’ın Medeni Haklar Hareketi esnasında kitlelerle birlikte söylediği “We shall overcome” (Üstesinden Geleceğiz) şarkısını söyledi. On okul bölgesinde derslerin iptal edilmesi ve Wisconsin-Madison Üniversitesi’ndeki çalışmama eylemleriyle birlikte katılımcıların sayısı gün içinde 30 binin üstüne çıktı. Güngeçtikçe eyaletin dört bir yanından Amerika Öğretmenler Federasyonu (AFT), WEAC (Wisconsin Eğitim Birliği Konseyi), MTI (Madison Öğretmenler Sendikası) ve Amerika Eyalet, Vilayet ve Belediye Çalışanları Federasyonu (AFSCME) üyeleri eyalet başkentine aktılar ve toplu sözleşme ve kazanımlarına karşı yürütülen bu büyük saldırıya karşı direnişlerini gösterdiler.

Protestocuların sayısı 70 bine ulaştı

19 Şubat Cumartesi günü bu mücadele için bir başka tarihi gün oldu. The Tea Party (Aşırı Sağcı “Çay Partisi”) eylem çağrısında bulundu. Ve bu çağrı tasarı karşıtı sendikalar arasında Walker yanlılarıyla çatışma yaratarak mücadeleye zarar vereceği endişesiyle tedirginlik uyandırdı. Çay Partisi ve destekçisi Fox televizyonu alana kışkırtma niyetiyle gelse de korkulan olmadı. Teabaggers (karşıtlarının söylemiyle “Çay Torbaları” 2 bin kişi toplayabilirken, Madison’da o gün Vietnam Savaşı’ndan beri toplanan en büyük kitle, tam 70 bin kişi bir araya geldi. Sendikaların verdiği barışçıl eylem eğitimleri ve ihtiyatı sayesinde en ufak bir olay bile yaşanmadan, bu tarihi gün sona erdi.

Şirketlerin kuklası Vali Walker’ın Wisconsin emekçilerine saldırısına karşı mücadele halen devam ediyor. Salı günü büyük önem taşıyor. Pazartesi günü ünlü muhalif şovmen Jon Stewart programını sunmak için Wisconsin’de olacak. Ayrıca Pazartesi gecesi için büyük bir destek konseri düzenlenmekte. Vali Walker 2011 yılı bütçesini açıklamayı 22 Şubat’tan 1 Mart’a erteledi. Yine de Salı günü bir konuşma yapması bekleniyor. Perşembe’den beri askıda olan Temsilciler Meclisi toplantısı da Salı’ya ertelendi. Demokrat Senatörlerin eyalete ne zaman döneceği konusu ise hala belirsizliğini koruyor. Ülke ve uluslararası düzeyde destek ise hat safhada. Meclis koridorlarında ve miting alanlarında, ABD’nin dört bir tarafından gelen sendikacı, sosyalist ya da sıradan vatandaşlara rastlamak artık işten olmaktan çıktı. Madison’da Meclis’te 20–24 saat direksiyon sallayıp, minibüsüne katabildiğini katıp yollara düşen işçi sınıfı dostu Amerikalılara ve işçi sınıfının her türlü bileşenine rastlamak mümkün.

Önemli bir diğer gelişme ise, valinin polisleri, itfaiyecileri ve eyalet muhafızını muaf tutmasına rağmen, Madison polisi ve itfaiyesinin gösterilere destek vermesi. Özellikle itfaiyeciler desteklerini göstermek için her gün alana geldiler ve iki gece üstüste de Meclis’te sabahlayarak işgale katıldılar. Kamyon şoförleri sendikası Teamsters, Elektrikçiler Sendikası, Zanaatkarlar Sendikası, Mühendisler Sendikası ise eylemlere destek veren diğer sınıf örgütleri. Sadece 3 saat uzaklıktaki Chicago’dan hergün bir sendikayı alanda görmek mümkün. Meclis binasına birkaç yüz metre uzaklıktaki pizzacılar, ABD’nin tüm eyaletlerinin yanı sıra, başta Mısır olmak üzere, Finlandiya, Kore, Danimarka ve Avustralya’dan Meclis Binası’ndaki işgale ulaştırılmak üzere pizza siparişleri alıyorlar.

Direnişin önemi

Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun yıllardır görülmemiş bir direnişine sahne olan Wisconsin eyaleti, ABD genelindeki sınıf mücadelesi ve kriz sonrası saldırılar açısından büyük bir önem arzediyor. Zira, 2010 Kasım’ındaki seçimlerden Cumhuriyetçilerin büyük bir başarıyla çıkması, ve Indiana, Ohio, New Jersey ve Michigan gibi önemli eyaletlerin Cumhuriyetçi Parti’nin eline geçmesi, bundan sonraki mücadelenin Wisconsin’deki duruma göre şekilleneceğinin bir göstergesi. Şu anda tüm Amerikan ulusu bu mücadelenin galibinin kim olacağını bekliyor. Ohio Valisi’nin benzer bir tasarıyı gündeme almayı planladığı biliniyor. Michigan Valisi, “yaşananlar karşısında” bu niyetini ertelediğini açıkladı.

Her geçen an bize, devamı gelecek bu saldırılara ancak halkın, öğrencilerin ve işçilerin kenetlendiği bağımsız emek mücadelesiyle direnebileceğimizi gösteriyor. Ne yazık ki sendika liderleri toplu sözleşme haklarının korunmasına karşılık ücret düşüşlerini kabul edeceklerini söylüyorlar. Bu kabul edilemez! Wisconsin halkı örgütlerini korumak için başkaldırdı. Çünkü işçi sınıfının çıkarlarının patronlara karşı korunması için sendikalara ihtiyaçları olduklarını biliyorlar. İlerici sendika militanları ve sendika tabanları derhal sendikalarına işçi hakları mücadelesi ile ücret düşüşüne karşı mücadeleyi birleştirmeleri konusunda çağrı yapmalı. Ayrıca sendikal hakları tamamen ortadan kaldırılan ev içi bakım emekçilerine destek olmalı ve tasarının yeniden düzenleyerek kısıtlamaya çalıştığı Medicaid adı verilen, yoksul kesimin en önemli sağlık güvencesine sahip çıkmalıdır.

Bir hafta geçti. Bir yanda yasa tasarısından toplu sözleşme haklarına dair maddelerin çıkartılması koşuluyla ücret düşüşlerine rıza gösterenlerle, tasarıya dair herhangi bir taviz ya da uzlaşmaya karşı çıkanlar arasındaki gerilim sürüyor. Temel soru şu: Sendikalar örgütlü emeği ve tüm çalışanları savunmaya devam mı edecek, yoksa mücadeleyi kendi siyasi çıkarlarına alet etmeye çalışan Demokrat Parti’yle bir olup uzlaşma yolları mı arayacak?

Taylan Acar

Yoruma kapalı