|

AKP BİR SAVAŞ HÜKÜMETİDİR! BARIŞ, EKMEK ve ÖZGÜRLÜK için EGEMEN bir KURUCU MECLİS ÇAĞRISI

Tayyip Erdoğan, “Bunlar Gezi Parkı’nı bahane ederek hükümeti devirmeye kalktılar” dedi. Hükümetin devrilip devrilmeyeceğini bilemeyiz, ama Tayyip Erdoğan Gezi Parkı’nı bahane ederek önce İstanbul’da, ardından da Türkiye’nin belli başlı kentlerinde gençliğe ve halka İsrail hükümetini aratmayacak gaddarlıkla saldırdı. Kimse bu durumu Tayyip Erdoğan’ın ruh sağlığının bozukluğuna yormasın. Hayır, AKP Hükümeti bir savaş hükümetidir! Üstelik bu hükümet kendinden önceki hükümetler gibi emperyalizmin işbirlikçisi bir hükümet değil, doğrudan hizmetkârı bir hükümettir. Dahası bu hizmette o kadar ileri gidiyor ki İsrail, Katar ve Suudi Arabistan’la birlikte Orta Doğu’da kraldan daha fazla kralcı. Suriye’de Beşar Esad’ın bir türlü yıkılmaması Erdoğan hükümetini çıldırtmış durumda. Yaptığı saldırılar da bunun ürünü.  İşte bu yüzden Erdoğan hükümetinin polis marifetiyle yaptığı şiddete hiç şaşırmamak lâzım, çünkü bu hükümet komşu bir ülkeye bir an evvel savaş açmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Uludere (Roboski) ve Reyhanlı’da yaptığı katliam bunun en açık kanıtı. Savaşa hızla girebilmek için kendi yurttaşlarını kiralık katillere teslim eden bir hükümetten her şey beklenmeli. Eğer savaş ilân edilmiş olsaydı zaten sıkıyönetim ilân edecekti, bu olamadığı için de üstü örtülü bir sıkıyönetim uygulamasına geçmiş durumda. Dolayısıyla, bugün patlak vermiş olan ve gençliğimizin başını çektiği büyük halk hareketi, artık bütün gücüyle hükümetin savaş politikasına isyan etmelidir. Evet, bu hükümetin derhal istifasını istemeliyiz ve bunu sadece Gezi Parkı ağaçlarının kesilmemesi için değil, savaşla birlikte bütün gençliğimizin kesilmemesi için istemeliyiz. “Tayyip istifa!” talebimizin esas gerekçesi artık bu olmalıdır. Halkımız Tayyip Erdoğan’a bu soruyu açıkça sormalı ve cevabını istemelidir. Peki, hükümetin istifası hâlinde ne olacak?

 

Bu hükümet Türk ve Kürt halkını birleştiriyor!

Çözüm: Egemen bir Kurucu Meclis

Bu hükümetin savaş politikası sadece Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın taraftarlarını birleştirmekle kalmadı, aynı zamanda yıllardır Kürt halkımıza karşı uyguladığı zulüm politikalarını şimdi de Türk halkına karşı uygulayarak birbirine düşman edilmek istenen iki halkı da ortak bir mücadelenin içine sokmuş bulunuyor. Barış sürecini kullanarak Kürt halkının desteğini arkasına almaya çalışan hükümet, şimdi aynı İsrail’in Filistin halkına karşı yaptığı gibi her üç Kürt köyünün arasına birer karakol kurarak Kürt halkına düşmanlığını gösteriyor. Bu iş için de İsrail istihbarat örgütünden akıl almaya çalışıyor. Ama Kürt halkı AKP hükümetinin bu ikiyüzlü politikasına itibar etmedi. BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bugün partisinin meclis grubunda yaptığı konuşma bunun açık bir göstergesi. Demirtaş, İstanbul ve Türkiye’nin dört bir tarafında patlak veren isyanın aslında bütün ezilenlerin isyanı olduğunu belirtip Kürt halkının da bu isyanın parçası olduğunu ifade ederek hükümete bütün KCK tutuklularını serbest bırakması için bir hafta süre verdiğini söyledi. Bu durumda Türk ve Kürt halklarının birleşik mücadelesi egemen bir kurucu meclisin yolunu ardına kadar açmaktadır. Ülkenin dört bir yanında kurucu meclis komiteleri oluşturulmalı ve bunlar özgür ve eşit koşullarda gerçekleştirilecek bir seçimle egemen bir meclis kurulmasını sağlamalıdırlar.

 

AKP hükümetine karşı mücadele emperyalizme karşı mücadeledir!

Erdoğan hükümeti ABD ve İsrail yanlısı bir hükümet olup Türkiye’yi Orta Doğu’da savaşa sokmak istediği için, gençliğimizin ve halklarımızın ortak düşmanıdır. Ortak düşmana karşı ortak mücadele esastır. Barış için, Ekmek için ve Özgürlük için hepimiz bir araya gelmek zorundayız. İçerde ve dışarda savaşa karşı, ezilenlerin ve sömürülenlerin yaşam koşullarının düzeltilmesi için ve istisnasız bütün siyasal tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması için Washington’dan, Brüksel’den ve Tel-Aviv’den yönetilmeyecek egemen bir kurucu meclis için demokratik, eşit ve özgür seçimlere gidilmelidir. Kurtuluşun bundan başka bir yolu yoktur. Bu yol en geniş siyasal demokrasinin tesisinin yoludur.

İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) olarak bütün halklarımızı, bütün örgütlerimizi, bütün sendikal yapılarımızı, bütün partilerimizi, her mezhepten yurttaşlarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı AKP hükümetine karşı mücadele edecek bir siyasal demokrasi cephesi inşasına çağırıyoruz. İKP bu yolda işçi sınıfımıza, gençliğimize ve halklarımıza elinden gelen her türlü yardımı yapacağına söz verir.

 

İŞÇİ KARDEŞLİĞİ PARTİSİ

 

Yoruma kapalı