|

Barış, Demokrasi, Kardeşlik ve Egemenlik İçin: AKP Anayasasına Hayır!

İşçi Kardeşliği Partisi kurulduğu günden bu yana iki temel meseleye ısrarla parmak basıyor. Bunlardan birincisi; işçi sınıfının ve toplumun ezilenlerinin parababalarından ve onların devletlerinden bağımsız örgütlenmesi, yani bir başka ifadeyle yerli veya yabancı hiçbir patrondan veya patron kuruluşundan para almaması ve tabii kendisininki de dahil hiçbir büyük patron devletinden mali yardım görmemesi. Bunun nedeni açık: Kendi gücünün dışında güçlerden mali destek alan bir parti, ister istemez parayı verenin düdüğü çalacağı bir parti haline geleceği gibi yürüteceği politikalarda da onlara bağımlı hale gelir. “Ben hem parayı alırım hem bildiğimi okurum!” anlayışı hayatta karşılığını bulmaz. Parayı verenler sana bunun faturasını bugün değilse yarın mutlaka çıkarırlar. Avrupa Birliği fonlarından para alan partiler böyle partilerdir. İkinci mesele; Türkiye’nin emperyalist bir ülke olmayıp, tam tersine emperyalizme bağımlı bir ülke olduğudur. Türkiye, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının büyük çokuluslu şirketler ve onların yerli işbirlikçileri tarafından talan edildiği bir ülkedir. İşte böyle bir ülkede ulusal bağımsızlık meselesi de demokrasi meselesi de hayati bir önem kazanır.

Bugün Türkiye’de geniş halk kitlelerini şaşkına çevirip aptallaştıran da işte tam bu durumdur. İşçilerin ve ezilen kitlelerin ülkenin maddi zenginliklerini yabancı ve yerli parababalarına altın tepsi içinde hediye etmeme isteği haklı bir taleptir; ama bu taleplerin liderliğine soyunanlar “biz kaç kişiyiz?” gibi parayı görünce emperyalistlerle al gülüm ver gülüm olanlardır ya da uluslararası uyuşturucu trafiğinden nemalanan, bu yolda kanlı cinayetler işleyen, Türklerle Kürtleri, Alevilerle Sünnileri, laiklerle anti-laikleri birbirine kırdırmaya çalışan, eğitimlerini Amerikan istihbarat örgütlerinin kanatları altında tamamlamış Gladio uzantısı “Ergenekon” çeteleridir. Bunlar gayrı milli milliciler ya da kendi tabirleriyle “ulusalcı” önderliklerdir. İnsanların haklı özlemleri, geçmişte Amerikan istihbarat örgütü CIA tarafından devşirilmiş ama şimdi gene o örgüt tarafından artık görevini fazlasıyla yerine getirmiş oldukları için dürülüp çöp sepetine atılmakta olanlar tarafından istismar edilemez. İşçi Kardeşliği Partisi bu eski ABD beslemelerinin peşinden sürüklenen bütün kitlelere, onlardan derhal kopmaları için elini uzatıyor.

Gene bugün Türkiye’de geniş halk kitlelerinin çok önemli bir özlemi olan demokrasi meselesi de bir başka önderlik tarafından fazlasıyla istismar ediliyor. Bu önderlik AKP önderliği ve ona ideolojik hammadde sevkiyatı sağlayan sağ ve sol liberallerdir. Dünyanın her yerinde demokrasinin üç temel ayağı vardır. Bunlar sırasıyla din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve tabii işçilerin örgütlenme özgürlüğüdür. Bunlardan biri bile yoksa demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Türkiye’de din ve vicdan özgürlüğüyle ifade özgürlüğünün ne durumda olduğu hepimizin malumu; ama esas içler acısı olan milyonlarca işçi ve yoksul köylünün örgütlenme özgürlüğü, yani kendi sendikasını serbestçe seçme, greve çıkabilme, patronlarla kendi sendikaları aracılığıyla toplu pazarlık yapabilme özgürlüğüdür. Amerikan ve Avrupa emperyalizmlerinin mutlak desteğini almış bulunan AKP hükümeti, bu özgürlüğe temelden karşı olduğu için işçi düşmanı ve dolayısıyla demokrasi düşmanı bir önderliktir. Türkiye’de asker veya sivil bazı bürokratlar tarafından yapılan dayatmalar nedeniyle AKP’nin peşinden giden emekçilerin demokrasi talepleri haklıdır. Bu talep İşçi Kardeşliği Partisi tarafından sonuna kadar desteklenmektedir. Ama AKP adresi yanlıştır. Çünkü o, işçilerin ve tüm yoksul halkın bağımsız olarak örgütlenme ve hak alma mücadelesine karşı bir patron partisidir ve bizzat ABD tarafından yönlendirilmektedir. İnanıyoruz ki AKP’ye veya başka patron partilerine oy veren tüm işçiler ve yoksul köylüler kendi sınıf kardeşlerinin yanına katılacaklardır!

Kısacası, gerek kendine “ulusalcıyım” diyen gayrı milli önderliklerle “demokratım” diyen AKP önderliklerinin ipleri Washington ve Brüksel’in elindedir. Ülkemizin bu mevcut krizden tek çıkış yolu AKP’nin başımıza öreceği ve bütün egemenliği ABD ile AB’ye devredecek yeni anayasaya öncelikle “Hayır” demek ve bunun yerine nispi temsil usulüne dayalı, herkesin eşit propaganda hakkına sahip olacağı, barajların olmadığı bir kurucu meclis seçimine yönelmektir. Bu Kurucu Meclis; muhtemel bir parçalanmayı önlemek için Türklerle Kürtleri eşit haklara sahip kılmalı, işçilere ve köylülere örgütlenme hakkı tanımalı, ABD ve AB ile bağları koparmalı, NATO ve İMF ilişkilerine son vermeli ve dolayısıyla tam bir siyasal demokrasiye yol açmalıdır. İşçi Kardeşliği Partisi bu yolda üzerine düşen her görevi elinden geldiğince yerine getirmeye hazır olduğunu ilan eder. Karşımızda tek bir cephe vardır: Bu cephe emperyalistler ve onların işbirlikçilerinin cephesidir. İKP, bu cepheye karşı bir antiemperyalist cepheyi oluşturma çabasında olup, onun içinde de işçilerin ve bütün ezilenlerin birleşik mücadelesini yükseltmeyi hedefler.

İşçi Kardeşliği Partisi
Merkez Yürütme Kurulu

Yoruma kapalı