|

Başbakanın Tuvaleti

Malum son günlerin en moda konusu başbakanın ses kayıtları, nam-ı diğer “tape”ler. Gülen cemaati ile Tayyip Erdoğan’ın emperyalizme hizmet yarışında, Suriye’de Amerikan emperyalizminin istediği rolü başarıyla oynayamaması sonrasında gözden çıkarılan Tayyip’in rüşvet ve yolsuzluk ses kayıtları cemaatin medyası tarafından yayınlanıyor. Tayyip’in kontrolündeki gazete ve televizyon kanalları bu kayıtları “iddia” olarak bile haber yapmazken cemaat, gazete ve televizyonlarının yanı sıra facebook, twitter gibi kaynakları kullanarak kayıtları internet üzerinden çok sayıda insana ulaştırıyor.

Ses kayıtlarında başbakanın, oğlu Bilal Erdoğan’dan rüşvet olarak elde ettikleri serveti saklamasını istediğini dinlemek mümkün. AKP iktidarı süresince her geçen gün daha da yoksullaşan, işini kaybeden, çocuğunu okula gönderemeyen, gelecek korkusu yaşayan, isyan ettiğinde türlü eziyet ve hatta ölümle sınanan emekçi insanlar olarak, ortaya dökülen bu yağma, yolsuzluk ve rüşvet pisliği hepimizi öfkelendiriyor. Geçtiğimiz Haziran’da milyonların isyan ederek sokakları zapt etmesinin sebebi de bu talan ve hırsızlık düzeni değil miydi? Dereleri HES yapacağız diye, dağları altın çıkaracağız diye, ormanları yol, alışveriş merkezi, gökdelen yapacağız diye sattılar. Doğal kaynakları, madenleri, tersaneleri, limanları sattılar. Telekom, SEKA, Erdemir, TÜPRAŞ, PETKİM, TEKEL’i sattılar. Eğitimi, sağlığı sattılar. SGK’nın içini boşalttılar. Hepsi, bu topraklarda yaşayan emekçi halkların Cumhuriyet tarihi boyunca biriktirdikleriydi. Ama bunlar ne ki! Uluslararası sermayenin talepleri doğrultusunda gerçekleşen bu talanların üzerine bir de bizi dış borç ile IMF’nin, Dünya Bankası’nın, emperyalistlerin ağır boyunduruğu altına soktular. AKP hükümeti, Türkiye’de daha önce 80 yılda yapılan dış borçlanmanın, neredeyse iki katını iktidarının ilk 10 yılında gerçekleştirdi.

Gülen cemaati, uluslararası yağma düzeni emperyalizmin hizmetkârı olduğundan bu yağma ve satışlarla ilgili usulsüzlüklere dair kaset yayınlamıyor elbette. Sadece Tayyip’i tepetaklak etmek için kişisel hırsızlıkları ile ilgili ses kayıtlarını yayınlıyor.

İşte, bu hırsızlıklara dair servis edilen ses kayıtları arasında “başbakanın tuvaleti” de yerini aldı. Bilenler bilir, takip edememiş olanlar için aktaralım. Tayyip Erdoğan ile Latif Topbaş arasında gerçekleşen bir konuşmadan bahsediyoruz. İzmir’in Urla ilçesinde, deniz kıyısında koruma alanı olan bir arsa başbakanın talimatı ile imara açık hale getiriliyor ve buraya yapılan villalardan birkaçı Tayyip’in ailesine rüşvet olarak veriliyor. Villalardaki tuvaletler ise tartışma konusu oluyor. Ses kayıtlarına bakalım:

Latif Topbaş: Yanlış anlamadıysam sen bana yatak odasının üstündeki banyonun üstünde iki ayrı tuvalet olsun dedin. İkisinde de alafranga tuvalet yanına da birer tane bide olsun dedin, değil mi?

Başbakan Tayyip: Bide ne?

Latif Topbaş: Tuvaletten kalkıp orada fıskiyeyle yıkamak için, taharet almak için ona lüzum var mı?

Başbakan: Yok!

Gerçekten “bide” ne? Açıklayalım; bide, yurtdışında ve lüks otellerde klozetin yanında bulunan kapaksız ikincil bir klozettir ve tuvalet sonrasında temizlenmek için kullanılır.

Başbakanın mabadı ne kadar kıymetliyse artık..! Asgari ücretimizden, emekli ikramiyemizden, kıdem tazminatımızdan çaldığı bizler her geçen gün yoksullaşırken o, kendisine rüşvet olarak verilen villasında “kıymetlisini” nereye oturtacağının bile pazarlığını yapıyor!

 

 

Yoruma kapalı