|

Bildik bir hikaye: ‘Kol kırılır, yen içinde kalır.’

Ne güzel bir tabir değil mi? Örgütleri korumak, yapılan hataları, kırık kolları yen altında gizleyebilmek, örgütü bir aile gibi gören anlayışı desteklemek için söylenmiş adeta.

Geçenlerde KESK’teki taciz olayıyla ilgili yaşananları bir hatırlayalım:

KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek; sendika çalışanı bir kadın arkadaşa cinsel tacizde bulunmuş, kadın arkadaşımız tacizi KESK Merkez Yönetimi’nin gündemine getirmişti. KESK’te aylarca kapalı kapılar arkasında ‘çözülmeye’ çalışılan sorun, tacizcinin inkarı ve KESK Kadın Sekreterliği de dahil olmak üzere KESK Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin çoğunluğunun tacizciden yana tavır alması sonrası kadın arkadaş için çok zor bir sürece dönüşmüştü. Hatta Demokratik Emek Platformu’nun yaptığı araştırmaya göre, KESK kadın yapıları tacize uğrayan kadın arkadaşla görüşmeyi iki erkeğe yaptırmış, bu görüşmede en hafif deyimle ‘ricada bulunularak’, arkadaş şikayetini geri almak zorunda bırakılmıştı.

Olay kamuoyuna yansıdıktan sonra Emirali Şimşek imzasıyla KESK yönetimi adına gönderilen tekzip ve KESK Kadın Sekreterinin konuya ilişkin açıklamaları bu yüzden en az yaşananlar kadar vahim! Bu açıklamalarda, benzer durumlarda hep olageldiği gibi maalesef yine taciz yok sayılarak tacizci savunulmakta, ‘yargısız infaz’, ‘siyasi komplo’ gibi bahaneler öne sürülmekte… Görünen o ki, KESK içindeki siyasi gruplar ve kişilerce cinsiyetçi yöntemler kullanılmakta, cinsel taciz/şiddet kendi iç hukuk ve siyasi yol haritalarının aracı haline getirilmektedir. Ve yine maalesef KESK yönetimindeki istifalar ve olağanüstü kongre kararı alındıktan sonra, Emirali Şimşek ve KESK Kadın Sekreteri ortak ‘geri çekilme’ açıklamalarında, cinsel şiddete karşı kadınlardan yana taraf olan kadın örgütlerini ‘kasıtlı’ olarak KESK’e ve ‘kadın özgürlük mücadelesine saldırıda’ bulunmakla suçlamıştır. Kadınlardan yana bakış açısının ‘ama’sı yoktur, her ‘ama’ kadınlara yönelik bir saldırıdır, daha çok taciz, şiddet olarak geri döner.

İstifacı sorumlular ve istifa etmemekte direnen sorumlular, yani örgüt içi demokrasi kanallarını çoktan terk eden ve unutan arkadaşlar… Hiçbir demokratik mekanizmayı aylarca çalıştırma ihtiyacı duymadan bugünkü iddia ve savunmalarına sığınarak hala kadın üzerinden ne hesaplar yapılmaktadır? Biz kadınlara göre en büyük ‘siyasi komplo’ kadın ağırlıklı ve kadınların özgürlük mücadelesini yürüttüğü bir örgütte, hukuksal sürecin aylarca işletilmemesi, şaibeli tartışmalara çanak tutulması ve olayların üstünün örtülmesidir!

Erkek egemen dünyanın her mekânında ötelenen ve kaderine boyun eğmesi istenen biz kadınlar isyan edeli çok oldu. Gerek bağımsız kadın örgütlerinde, gerek karma örgütlerde bir arada durma ihtiyacı duyan biz kadınlar çoktandır bize biçilen basma eteklere sığmıyoruz, mücadele ediyoruz. Erkekler tarafından kuşatılmış, gündüzlerin ve gecelerin egemeni olan erkeklerden kalan boşluklardan kendini var etmeye çalışan, yok saymanın, tacizin nesnesi olmanın diğer adı olan kadınlar, artık kırık kolların yen altında gizlenmeden ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Bunca yıldır bir yığın mücadele ile elde ettiğimiz kazanımların görmezden gelinerek yok sayılmasına izin vermeyeceğiz.

İKP İstanbul Kadın Komisyonu

Yoruma kapalı