|

Bizim Taraf / Zeki Kılıçaslan

Anayasa, Toplumsal Muhalefet ve Kürt Sorunu
Anayasa tartışmaları ve muhtemel olarak yapılacak referandum toplumsal muhalefet güçlerine büyük bir fırsat sağlamaktadır. Bu fırsat öncelikle AKP uygulamaları ile işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik, güvencesiz çalışma batağına çekilmiş olan işçi, emekçi, yoksul halk kitlelerinin tepkisi ile geneldeki demokratikleşme taleplerinin ve Kürt halkının eşitlik, özgürlük mücadelesinin yakınlaşma fırsatıdır.
AKP, bazı göstermelik sınırlı demokratik değişiklikleri ile birlikte asıl olarak kendi gündemini gerçekleştirmek üzere yüksek yargı konusunda bazı temel anayasal değişiklikler yapmak istemektedir. AKP’nin amacı önce 12 Mart sonra esas olarak 12 Eylül cuntası ile getirilen antidemokratik Anayasal düzenin demokratikleşmesi olmadı ve getirilen önerilerin bu yönde hiçbir değer taşımadıkları da gün gibi açıktır. 12 Eylül rejimi tarafından topluma dayatılan yüzde 10 barajı, lider sultası ve eşitsiz propaganda koşullarını sağlayan partiler ve seçim yasaları ortada dururken bu göstermelik anayasa değişiklikleri gerçekleşirse AKP ve bazı liberal destekçileri için Anayasa sorunu ortadan kalkmış,12 Eylül Anayasası ve Türkiye güya demokratikleşmiş olacaktır!
Bu süreci tümüyle geri döndürmek ve asıl ihtiyacımız olan toplumcu, demokratik, eşitlikçi ve Türk – Kürt kardeşliğine dayanan bir Anayasa arayışını yükseltmek fırsatı bütün toplumsal muhalefet güçlerinin önündedir.
Kürt hareketinin ve bazı sosyalist güçlerin “tarafsız kalma”, “boykot” gibi “politikasızlık” eğilimlerini aşması gerekmektedir. Muhtemel referandum sürecini çok güçlü bir AKP karşıtı kampanyaya dönüştürmek mümkündür. Referandum süreci göstermelik Anayasa maddelerinin tartışılması ile değil toplumun gerçek sosyal, ekonomik sorunlarının ve Kürt sorunun çözüm tartışmalarının yapıldığı bir sürece çevrilmesi de buradan geçmektedir.
Hemen hemen bütün parti tabanlarından destek alabilecek bir HAYIR kampanyası içinde toplumsal muhalefet güçleri tabii ki CHP, MHP önderlikleri gibi bununla yetinmemeli ve bağımsız, demokratik, Türk-Kürt kardeşliğine dayanan bir Türkiye ve Anayasa için “KURUCU MECLİS” talebini dile getirmelidir.
Bugün Türkiye toplumunun ve özelikle işçi, emekçi, halk kitlelerinin büyük çoğunluğu Kürt sorununu Türkiye’ye dışardan dayatılan bir gündem ve şiddet/terör söylemi ile birleştirilmiş bir olay olarak algılamaktadır. Kürt hareketinin şimdiye kadar Türkiye’nin genel ekonomik, sosyal sorunlarını ciddi şekilde ele almaması ve demokratikleşme taleplerini esasta Kürt kimlik talepleri ile sınırlaması da geniş kitlelerde bu algının güçlenmesine zemin hazırlamıştır.
İşte bu sorunun aşılmasında önemli bir fırsatla karşı karşıyayız. Toplumsal muhalefet burada halk kitlelerinin genelde algıladığı gibi ABD ve AB’den gelen isteklerle değil onlardan bağımsız olarak Türk ve Kürt halkının eşitliği, kardeşliği temelinde bir Anayasa mücadelesini, işsizlik, yoksulluk ve toplumsal eşitsizliklere karşı mücadele ile birleştirme imkânına sahiptir.
Eğer hep birlikte “ İşsizlik, Yoksulluk ve AKP Anayasasına Hayır”, “Demokratik Anayasa, Türk-Kürt kardeşliği için KURUCU MECLİS” temel söylemi etrafında birleşebilirsek halk kitlelerindeki Kürt hareketine karşı yanlış algıların giderilmesinde önemli bir adım atılmış, Kürt sorunun çözüm mücadelesi de bütün Türkiye toplumunun mücadelesi ile birleştirilmiş ve bir anlamıyla yeniden yapılandırılmış olacaktır. Bu Türk-Kürt çatışmasını tezgâhlayanların karşısında Türk’ü ve Kürt’ü ile bütün toplumumuzun çıkarına hizmet edecektir.

Yoruma kapalı