|

Bizim Taraf / Zeki Kılıçaslan

Kürt hareketi referandumda en azından şimdilik boykot yani sandığa gitmeme kararı almış bulunuyor. Bir başka ifadeyle Kürtlerin önemli bir bölümü EVET ya da HAYIR oyu kullanmayacaklar. Bu onların kendi tercihleridir, saygı duyarız. Bununla birlikte bu kararla ilgili kendi değerlendirmemizi de yapmak esas olarak Türk-ler ve Kürtlerden oluşan Türkiye işçi sınıfına karşı bir sorumluluğun yerine getirilmesi anlamını taşıdığından bundan kaçınmayacağız.
İlk olarak söylenmesi gereken şu ki; her ulusal mücadelenin içinde aynı zamanda bir sınıf mücadelesi de yürümektedir. Karşıt çıkarlara sahip sınıflar ulusal mücade-leyi kendi sınıfsal çıkarları doğrultusunda etkilemeye, bu mücadelede rakip sınıf ya da sınıflara üstünlük kurmaya çalışıyorlar. Bu Kürt hareketi için de böyledir. Bizse TBİP olarak bu mücadelede herhangibir bölünmeyi kışkırtmamakla birlikte başından itibaren Kürt işçi ve yoksul köylülerinin çıkarlarının yanında saf tutmayı doğru belledik, bundan böyle de buna uygun davranacağız.
Türkiye işçi sınıfının önemli bir bölümü Kürttür
Türkiye’de yarısı Kürt illerinde ve diğer yarısı da Türkiye’nin metropollerinde ve diğer şehirlerinde olmak üzere yaklaşık 16 milyon Kürt yaşıyor. Bu bütün Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde 22’sine tekabül ediyor. Türkiye’nin faal nüfusunun ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşan geçici tarım işçileriyle birlikte 23-24 milyon olduğu bilindiğine göre Türkiye’nin işçi nüfusunun yüzde 22’den oldukça yüksek bir bölümünün Kürt işçilerden oluştuğu görülür. Bu durumda kendini bir Türkiye hareke-ti olarak kurgulamaya çalışan Kürt hareketinin referandumda boykot kararı alması aslında bu iddiasından vazgeçmesi anlamına geliyor. Yani Kürt hareketinin Türki-ye’nin özellikle büyük kentlerindeki Kürt işçilere ve kent yoksullarına söyleyecek fazlaca bir sözü olmadığı sonucu çıkıyor. Çünkü işçi sınıfımızın bu bileşenleri gazete-mizin bu sayısında ayrıntılı olarak açıkladığımız gibi AKP’nin ısrarla referanduma götürdüğü anayasa değişikliklerinden fazlasıyla zarar görecektir. Bu durum sadece bir ulusal kurtuluş değil aynı zamanda bir toplumsal kurtuluş eylemi de olma iddiasındaki Kürt hareketi için oldukça geri bir düzeye çekilmek anlamına geliyor.
Kürt hareketi fırsat kaçırdı
Kaldı ki Kürt hareketinin kendisini düşman olarak gören ve emperyalizmin “hizmetinde” olduğunu söyleyen “ulusalcı” çevrelere karşı bir ABD ve AB projesi olan anayasa değişiklik paketine anti-emperyalist gerekçelerle HAYIR oyu kullanması bu çevrelerin şovenist yaklaşımlarını da paramparça edebilecekti. Kısacası boykot taktiğiyle ve HAYIR demeyerek Kürt hareketi ciddi bir fırsatı kaçırmış bulunuyor.
Bununla birlikte Kürt hareketinin kendi kitlesini referandum konusunda kolaylıkla denetleyemediği, eğer boykot taktiğini öne sürmezse bölgede büyük oranda EVET oyu çıkabileceği varsayımı eğer doğruysa bu kez de ortada ciddi bir politik zaaf var demektir. Çünkü eğer bu kitle AKP’nin mevcut anayasa değişiklikleriyle Ke-nan Evren ve şurekâsından hesap sorulabileceğine inanıyor ve buna karşılık Tayyip Erdoğan’ın, “Ya seversiniz ya terk edersiniz!” laflarını duymazdan geliyorsa durum epeyi vahim demektir.

Yoruma kapalı