|

Bizim Taraf / Zeki Kılıçaslan

Türkiye’de taşeron şirketlerde ve güvencesiz olarak çalışmanın işçilerin sağlığını nasıl etkilediğini anlamak için sadece son yıllarda ve aylarda yaşanan olayları hatırlamamız yeterlidir. Tuzla tersanelerinde yaşanan, adına iş kazası denen cinayetler, Bursa, Balıkesir, Zonguldak gibi illerimizde yaşanan maden kazalarına bağlı işçi ölümleri, binlerce kot kumlama işçisinin taşeron şirketlerde sigortasız olarak çalıştırılırken yakalandıkları silikozis hastalığına bağlı ölümler ve hastalanmalar, İstanbul’da taşeron firmada çalışan belediye işçisinin sele kapılıp ölmesi…
Bunlar gibi binlerce örnek olayda ortaya çıktığı gibi taşeron firmalarda çalışan işçilerin yaşamı ve sağlığı her an tehlike altındadır.
Taşeron şirketlerde ne işyeri hekimi var ne de iş güvenliği kurulları…
Son SGK istatistiklerine göre halen kayıtlı 1 milyon 36 bin işyerinin yüzde 97’si, 1-49 arasında işçinin çalıştığı yerler olup, ölümcül iş kazalarının yüzde 98’i ve meslek hastalıklarının yüzde 82’si bu tür küçük ve orta ölçekli işletmelerde meydana gelmektedir. Bu işyerleri ise tüm çalışanların yüzde 62’ni oluşturmaktadır.
Halbuki bu işyerleri işyeri hekimi bulundurma ve iş güvenliği birimleri oluşturma kapsamı dışındadır. Patronlar işçileri küçük küçük taşeron şirketlere bölerek çalıştırmakta bu yolla bir yandan sendikalaşmayı önlerken bir yandan da iş güvenliği birimlerini engellemektedir.
Taşeron firmalar zaten birçok eksikliği olan iş güvenliği, işçi sağlığı kurallarının neredeyse hiçbirine uymamaktadırlar. Kendilerine göre maliyeti azaltmak ve kârlarını artırmak için işçi sağlığı alanında hiçbir yatırım ve harcama yapmamakta, çeşitli yollarla bu konudaki yasa ve yönetmelikleri yok saymaktadırlar.
Örneğin Mayıs ayında, Zonguldak’ta 30 maden işçisinin ölümüne yol açan kazanın müfettiş inceleme raporunun ortaya koyduğu gibi işçilerin hiçbir kusuru yoktur, kusurun yüzde 70’ i taşeron şirket olan Yapı-Tek İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’nindir.
İş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilirdir eğer işçilerin gücü varsa…
Aslında araştırmalar göstermiştir ki iş kazalarının yüzde 98’i önlenebilirdir. Ama denetim yok derecesindedir. İşyerlerinin ancak yüzde 5’i ki o da göstermelik olarak denetlenebilmekte, sendikasız olan işçiler de önlem alınabilmesi için patronlara hiçbir şekilde baskı yapamamaktadır. İş güvenliği için görevli olan hekim veya iş güvenliği uzmanlarının maaşını da işveren verdiği için onlar olsa da işveren bağımlı ve bazen çaresiz durumdadırlar.
Şimdi de işçi sağlığı ve iş güvenliği taşerona veriliyor…
Şimdi ise yeni bir gelişme ile karşı karşıyayız. Hükümet aldığı bir kararla zaten doğru dürüst işlemeyen işçi güvenliği ve işçi sağlığı çalışmalarını da taşerona vermektedir. Çalışma Bakanlığı yeni hazırladığı “İş Sağlığı ve İş Güvenliği” yasa tasarısında işçi sağlığı çalışmalarında patronlara taşeron şirketlerden hizmet alma hakkını vermekte. Anlaşılan o ki işçilere reva görülen taşeronda çalışıp taşeronun eliyle ölmek.
Gerçek gün gibi ortadadır: İşçilerin sağlığı ancak her işçinin sigortalı ve sendikalı olduğu, iş güvenliği ve işçi sağlığı önlemlerinin işverenin keyfine bağlı olarak değil bir kamu görevi olarak ele alınıp düzenlendiği zaman korunabilecektir.

Yoruma kapalı