|

BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) BOS’A (Büyük Ortadoğu Savaşı) DÖNÜŞÜRKEN!

Bombardımanın ardından Gazze

Türkiye’de cereyan eden hâdiseleri sırf Türkiye’den bakarak değerlendirmeye çalışmak emekçi sınıfları ve tabii onlar adına hareket ettiklerini sananları siyasi olarak oldukça körleştiriyor. Kuşkusuz bu, tersinden de doğru, şöyle ki: Türkiye’de olup bitenin iç dinamiğini yakalamadan sadece dış gelişmelere bakarak değerlendirme yapmak da oldukça yanıltıcı sonuçlara varabilir. Bununla birlikte, Türkiye’nin yıllar içinde büyük bir hızla Washington-Brüksel eksenine bağlanması ve bu çerçevede söz gelimi, parlamentosunun kısmi egemenliğini (1 Mart 2003 tezkeresini reddeden bir parlamentodan, Libya’ya müdahalenin kendisine haber bile verilmeden gerçekleştirilmesini sorgulayamayan bir parlamentoya geçiş) yitirmesi dış dinamiğin etkisinin giderek artmasının açık bir göstergesi olsa gerek.

 

12 Eylül 1980’i Önceden Görmek İçin Falcı Olmaya Gerek Yoktu

Kenan Evren ve şürekâsının gerçekleştirdikleri askeri darbeyi önceden görebilmek için sadece Türkiye’deki gelişmelere bakmaya gerek yoktu (kuşkusuz Türkiye’deki sınıf mücadelelerinin gelişimi, bu darbeyi, egemen sınıflar açısından bir zorunluluk haline getirmişti, ama zamanlamasının Türkiye’nin iç politik gelişmelerine göre ayarlandığı oldukça su götürür). Gerçekten de, önce İran Devrimi ve hemen ardından ge­len Afganistan’ın Sovyetler Birliği ta­rafından işgali ABD’yi Türkiye ko­nusunda “her zamankinden daha hassas olmaya” ve TSK’yı bir an evvel müdahalede bulunmaya itmişti. Bu yüzden de,  ABD’den hesap sormadan Kenan Evren’den hesap sorma anlayışı büyük bir ikiyüzlülüktür. Ya da onun sırasının da böylece geleceğini sanmak ikiyüzlülük değil, olsa olsa safdillik olabilir – meğerki art niyetli bir yaklaşım değilse.

 

Günümüzde Türkiye’de Olan Biteni Anlamak

Günümüzde Türkiye’de olan biteni anlayabilmek için 1980’de bile olduğundan çok daha fazla dış gelişmelere bakmanın anlamlı olduğunu görebilmek için allame olmaya hiç gerek yok. Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) mantıki sonucu Büyük Ortadoğu Savaşı’nın (BOS) patlatılmasıdır. Ve maalesef bu savaşa doğru koşar adım gidildiğinin farkında olmamak için de kör olmak gerekir.

Çöküş halindeki emperyalizmin can havliyle her tarafa saldırmaya başladığı açıkça görülüyor: Mağripten Maşrıka, Yunanistan’dan Portekiz ve İrlanda’ya, oradan ABD’ye dünya devriminin hızlı bir yükseliş içine girdiği, bunu görmemek için inat edenler hariç herkesçe tespit edilebiliyor. Tabii bu, aynı zamanda karşı-devrimin de eşzamanlı saldırısı anlamına geliyor. Türkiye’deki gelişmelere bu açıdan bakmak işçi sınıfının öncüleri için hayati bir önem taşıyor. Dolayısıyla bırakalım bazıları (özellikle “Yetmez ama Evet”çiler) AKP hükümetinin herkese karşı yürüttüğü (işçi sınıfına ve Kürt halkına karşı) saldırılardan şaşkına dönsünler! Nerede referandumdan önceki “demokrat” AKP desinler! Ne oldu da AKP “milliyetçileşti” desinler!

 

Emperyalizmin Dünyada İzlediği Politika Neyse AKP’nin de Türkiye’de İzlediği Odur!

Şaşkınlık AKP’yi emperyalizmin politikalarından bağımsız düşünmek olduğu kadar, bizzat emperyalizmin çok doğal olan savaş politikalarının vahşeti karşısında da duyulan şaşkınlıktır. Evet, emperyalizm dünyayı olduğu gibi içinde yaşadığımız bölgeyi de daha büyük bir kan gölüne çevirmenin çok ciddi bir hazırlığı içindedir. Libya’dan sonra, şimdi de Suriye ve İran tehdit altındadır. Eğer emperyalizmin bu savaş politikalarına karşı sadece içinde bulunduğumuz bölgede değil, başta Avrupa ve ABD olmak üzere tüm dünyada kapsamlı bir barış ve “halkların kardeşliği” politikası yürütülemezse karşı-devrim zafere ulaşacak ve bölgemizden başlayarak barbarlık ya da bizim deyimimizle KIYAMET hızla yaklaşacaktır.

 

Cezayir Konferansı doğru yolu gösteriyor

Gazetemizin bu sayısında ayrıntılı haberini bulacağınız Uluslararası Cezayir Konferansı ve onun sonuç bildirgesi emperyalizmin savaş politikalarına karşı nasıl bir mücadele yürütülmesi gerektiğini en yalın biçimiyle ortaya koyuyor. Türkiye işçi sınıfının kurtuluş mücadelesiyle ezilen Kürt halkının özgürlük mücadelesinin hangi zeminde birleştirilebileceğinin de yolunu gösteriyor bu konferans.

Yoruma kapalı