|

Hava Döndü; Halktan, Gençlikten ve İşçiden Yana Esiyor Yel!

 

AKP hükümeti artık son 12 Eylül hükümeti olma “şeref”ine sahip olacak! Emperyalizmin, yerli ve yabancı para babalarının, ihale mafyalarının hizmetinde 11 yıldır yürüttüğü özelleştirme, talan, soygun, kamu alanlarını yandaşlarına satma, gençliği işsiz bırakma, emeklileri açlığa mahkûm etme ve taşeronlaştırma politikalarıyla halkı örgütlerinden yoksun kılarak sadakaya muhtaç dilencilere çevirme girişimi son noktasına dayandı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Suriye politikasıyla Orta Doğu’da emperyalizmin savaş politikalarının öncülüğüne soyunarak bölge petrol ganimetinden pay alma arzusu Türkiye halkının öfkesine tosladı. “Ya ben ya Esad” diyerek halkını savaşa sürmeye çalışan Tayyip şimdi tehdidinin sonuçlarına katlanmak zorunda. Çünkü başını Türkiye gençliğinin kahramanca mücadelesinin çektiği halk hareketi, başta İstanbul olmak üzere hemen bütün ülkede kendisini tarihin çöplüğüne göndermenin yolunu açtı.

Üstü Örtülü Sıkıyönetime Son!

AKP hükümeti maceracı savaş kışkırtıcılığı politikasıyla bir süredir halka karşı adı konmamış bir sıkıyönetim uyguluyor. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkı, örgütlenme hakkı, grev hakkı ve halkın olaylardan bilgi edinme hakkı fiilen ortadan kaldırıldı. Ama şimdi başını gençliğin çektiği ayaklanma, bütün bu sıraladığımız hakların yeniden kazanılmasına zemin sunuyor. Polisin yıllardır Kürt halkına şimdiyse tüm illerde göstericilere uyguladığı, dünyada benzeri sadece Filistin’de İsrail ordusunun yaptığı zulümle kıyaslanabilecek şiddete, bombardımanlarına rağmen;

– Toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkı Meclis’te değil sokakta kazanıldı.

– HaberTürk, CNNTürk ve NTV gibi yandaş kanallarla birlikte bütün Fethullahçı kanalların yalan haber yayma ya da üç maymunu oynama politikaları ortadan kaldırıldı ve bu kanallar bile gelişmeleri vermek zorunda kaldı.

Grev Hakkı için İleri!

Taksim mücadelesiyle başta Hava-İş sendikasının bir yılı aşkın süredir yalıtılmış olarak sürdürdüğü direniş ve şimdilerde başlattığı büyük engellerle karşılaşan grevinin zafer yolu açıldı. AKP hükümetinin doğrudan taraf olduğu, büyük patronların medyasının sürekli aleyhinde yayın yaptığı grevde, bu sıkıyönetime isyan edenler ve özgürlük isteyenler elbette grevci işçilerin yanında saf tutacaktır. Taksim’de başlayan mücadele gerçek grev hakkının yeniden kazanılmasının yolunu sonuna kadar açacaktır.

Barış, Ekmek ve Özgürlük için!

Yukarıda sıraladığımız bütün kazanımlardan artık tek bir adım bile geri atılamaz. Ancak, bu kazanımların korunup kalıcılaştırılabilmesi için de eylemin sürekliliğinin sağlanması bir zorunluluktur. Bu yüzden hükümetin ülke çapında sürdürdüğü barış düşmanı savaş yanlısı politikalara, Kürt halkıyla yürüttüğü sahte “barış” politikalarına karşı tabandan gelen gerçek bir barışı örme imkânının doğduğu bugünlerde bu şansı kaçırmamalıyız. Yıllardır özlemini duyduğumuz gerçek barışa bu halk hareketiyle ulaşabiliriz. Bu hareket Kürt halkının mücadelesinin yolunu kesmeyeceği gibi, tam tersine ona güç katacaktır.  Barışın ikinci ayağını AKP’nin dış politikasına karşı mücadele oluşturuyor. Türkiye’de patlak veren anti-emperyalist karakterli halk hareketi etkisini kısa zamanda bütün bölgede gösterecek, Mısır ve Tunus devrimlerine ivme kazandıracaktır. AKP hükümetinin yıkılması, emperyalizm işbirlikçisi En Nahda ve Müslüman Kardeşler hükümetlerinin işini de zorlaştıracak, İsrail devletini sıkıştırarak Filistin halkının mücadelesine moral aşılayacaktır.

Ekmek talebi bütün halkın olduğu gibi özellikle gençliğin talebidir. Genç işsizler, hayatlarını güvenceli bir biçimde sürdürebilecekleri koşullara sahip olmalıdırlar. Öğrenciler parasız ve hurafelere teslim olmayan dünyevi bir eğitime kavuşmalılar. Kadınlar ucuz işgücü olmaktan çıkacakları bir ortama kavuşmalılar.

Özgürlük talebi, sadece bir yaşam biçimi talebi olmanın ötesinde sınırsız örgütlenme hakkı için ileri sürülen bir taleptir. 12 Eylül’den bu yana toplum her türlü örgütlenmeden yoksun bırakılmıştır. Örgütsüz toplum köle toplum demektir. Buna son vermenin yolunun açılabilmesi için din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü siyasal demokrasinin vazgeçilmezleri olarak devreye girmelidir. Bütün siyasi tutuklu ve hükümlüler derhal serbest bırakılıp özgürlüklerine kavuşturulmalıdır! Bu talep gerçek bir siyasal demokrasinin tesisinin olmazsa olmazıdır. Özgür ve demokratik bir ülke için ileri!

Bağımsız İşçi Örgütleri Eylemin Yürütücülüğünü Üstlenmelidir

AKP’nin yürüttüğü korporatist politikalarla işçi örgütleri dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de hükümetin kontrolü altına sokulmak isteniyor, patronlarla işbirliğine zorlanıyor. Türk-İş’in mevcut yönetimiyle Hak-İş bu politikanın baş uygulayıcılarıdır. İşçi hareketi bu yöneticilerini başından def etmelidir. Havanın halktan, gençlikten ve işçiden yana dönmesi bu imkânı işçi hareketinin tabanına fazlasıyla sunuyor. Gün bunun günüdür. AKP hükümetine karşı patlak veren isyan hiçbir grubun tekelinde değildir, ama çok farklı ve birbirine zıt akımları içinde barındırıyor. Bütün bu grupları ve toplumun farklı kesimlerini bir araya getirebilme potansiyeline sahip tek güç işçi sınıfı ve onun örgütleridir. Dolayısıyla öne çıkma görevi Sendikal Güç Birliği’nde, DİSK’te, KESK’te ve diğer demokratik kitle örgütlerindedir. Tunus devriminin Bin Ali rejimini devirmesinde olduğu gibi bütün işçi sendikaları kapılarını derhal göstericilere açmalıdırlar. Bunun ilk örneği olarak, Taksim’deki Türk-İş Bölge Temsilciliği bir mücadele karargâhı haline getirilmelidir. Bunun diğer bölge ve illerdeki mekânlar izlemelidir.

İşte bütün bu koşullar altında BARIŞ, EKMEK ve ÖZGÜRLÜK talepleri etrafında “TAYYİP DEFOL!” şiarını yükseltelim.

 

İKP Merkez Yürütme Kurulu

Yoruma kapalı