|

İŞÇİ KATLİAMINA SON!

EMPERYALİZMİN HİZMETİNDE MAFYA KAPİTALİZMİNE HAYIR!

 

ÇALIŞMA BAKANI, ENERJİ BAKANI İSTİFA!

 

TAYYİP ERDOĞAN İSTİFA!

 

HÜKÜMET  İSTİFA!

 

EGEMEN BİR KURUCU MECLİS İÇİN GENEL GREVE, SOKAĞA!

 

Türkiye’nin işçileri, gençleri, yoksul köylüleri, kadınları, işsizleri, emeklileri, bütün çalışanları!

soma-2

Soma’da yaşanan felâkete hükümetin yandaş medyasının uyguladığı bütün sansüre rağmen siz de tanık oldunuz. Kardeşlerinizin nasıl koşullarda, nasıl düşük ücretlerle, nasıl güvenliksiz ortamlarda çalışmak zorunda bırakıldıklarını gözlerinizle gördünüz. Türkiye’deki mevcut çalışma koşullarının kestirme bir anlayışla “Kapitalizm zaten cinayettir!” sözleriyle geçiştirilemeyeceği aşikârdır. Öyle olsaydı, iş “kaza”larında Türkiye’deki ölüm oranı yüzde 7 (tabii şimdi Soma’yla birlikte daha da artacak) en gelişkin kapitalizm olan ABD’de (orda mı kâr hırsı yok) binde 3 olmazdı. Sorun Türkiye’nin gösterilmek istendiği gibi bölgesel emperyal (ne demekse?) bir güç olmadığı, tam tersine üretici güçlerin gelişmişlik seviyesinin çok düşük olduğu emperyalizme göbekten bağımlı işbirlikçilerce yönetilen bir fukara ülke olduğudur. Yapılan köprüler, yollar, AVM’ler, tüneller ve gökdelenler kimseyi aldatmasın, onlar artık dünyanın en fakir ülkelerinde de halktan toplanan vergilerle inşa ediliyor. O inşaatların bazılarının yapımı Türkiyeli inşaat firmalarının elinde olsa da, kullandıkları makinaların hepsi emperyalist ülkelerin dev şirketlerinin elinde. Soma katliamı üzerine bu ülkenin başbakanının “Maalesef bu durum madenciliğin fıtratında var!” dediğine siz de kulaklarınızla şahit oldunuz. Seçimlerden bu yana burnu havada dolaşan Tayyip Erdoğan’ın Soma halkının haklı öfkesi karşısında nasıl markete sığınmak zorunda kaldığını, arabasının plakasının korumalarınca nasıl söküldüğünü izlediniz. Sürekli olarak Adnan Menderes’i örnek verip “kefenini giyerek başbakanlık yaptığını” ifade eden Erdoğan’ın zımnen başbakanlığın da fıtratında bu mukadderatın olduğunu kabullenmesine rağmen neden ülkenin bir ilçesinden bir diğerine  giderken bile binlerce koruması ve güvenlikçisiyle dolaştığını kendisine sormayacak mısınız? Şahsına sağladığı güvenliğin yüzde birini Türkiye’nin maden ve inşaat işçilerine sağlasa bu katliamın olmayacağını yüzüne vurmayacak mısınız?

Elbette soracaksınız ve elbette yüzüne vuracaksınız. Zaten buna geçen yıldan bu yana başladınız bile. İşte şimdi gene sokaklardasınız. Tayyip Erdoğan’ın Suriye politikasıyla Hatay’ı nasıl kaybettiğini gördünüz, şimdi de Soma’yı kaybetti.  Bu kafayla gittiği takdirde –ki başka bir kafayla gitmesine artık imkânı kalmadı-  ülkenin her tarafını kaybetmesi çok zaman almayacak. Bakın geçen yılın Haziran ayında İstanbul’da başlayan gösterilerin ardında Tayyip Erdoğan’ın kibrine duyulan bir tepki vardı ve ancak bu tepkinin Anadolu insanınca kolay anlaşılmadığı seçim sonuçlarında görüldü. Ama şimdi ne oldu? Soma’nın madencileri, onların aileleri ve halkı Tayyip Erdoğan’a karşı geçen yıl başta İstanbul’da ve diğer şehir merkezlerinde ayaklananların kendilerinin can yoldaşları olduklarını açıkça gördüler. Soma olayları geçen yılın Haziran olaylarının Anadolululaşmasıdır. Ve bu da Tayyip Erdoğan’ın hem bakanlarının hem de hükümetinin gidici olduğunun açık göstergesidir. Tayyip Erdoğan’ın ağustosta cumhurbaşkanlığı eğer sokak muhalefeti egemen bir kurucu meclis hareketine dönüştürülürse tam bir hayale dönüşecektir. O yüzden, başta Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı ve Erdoğan olmak üzere hükümet istifa! Derhal geçici bir seçim hükümeti kurulsun ve ardından da egemen bir kurucu meclis için demokratik seçimlere gidilsin!

İşçiler genel greve, köylüler yollara, herkes sokağa, büyük şehirlerden sonra şimdi Anadolu da ayağa!

 

İşçi Kardeşliği Partisi 

Yoruma kapalı