|

Katiller Serbest Devrimciler Hapiste / Engin Bodur

Bu devlet katilleri serbest bırakmışsa mut­laka onları halka karşı kullanacak demek­tir. Dün Kürt illerinde devlet korumasın­da katliamlar yapan Hizbul-kontranın yöneticileri işleri bitince tutuklanmıştı, şimdi yine Kürt halkına karşı ülkenin parçalanması ve iç savaşta kullanılmak için serbest bırakıldılar.

İşte, ülkemizde yaşanan hukuk tartışmalar da siyasi tartışmalardır, çünkü hukuk siyasetin bir uzan­tısıdır. Anayasa değişikliği ile bu daha da ortaya çık­mıştır.

Ülkemizde tutukluluk süreleri çok uzundur, tutuk­luluk adeta bir cezalandırma aracı  olarak uygulan­maktadır. Ülkeyi soyanlar, işkenceci polis tutuksuz yargılanıp işkencelere devam ederken gazeteciler ve düşünce suçluları tutuklanmaktadır.

Özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır. Özel so­ruşturma ve yargılama usulleriyle, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, binlerce sayfalık iddianameleriyle yargılama yöntemleri tartış­ma konusu olan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kaldırılmalıdır. Farklı yargılama  hükümlerine tabi olan özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin varlığı ka­nun önünde eşitlik ilkesine, yargılama birliği ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmektedir. Geçmişteki devlet güvenlik mahkemelerinin devamı niteliğindeki bu mahkemeler  temel hak ve özgürlük­ler yönünden ciddi bir tehdit teşkil etmektedir.

Gizli tanık uygulaması kaldırılmalıdır. Tam bir senaryo haline gelmiş bu uygulama ile uydurma suç­lara yalan tanıklar üretilmektedir.

Yasal olmayan delil üretenler ve buna göre işlem yapanlar meslekten çıkarılmalıdır.

Siyasi partiler ve yöneticileri anayasal haklarını kullanabilmelidir. Siyasi parti yöneticilerini tutukla­yıp başka suçlamalarla yargılamak kara yargının gös­tergesidir. Partinin yaptıklarını değerlendirecek olan halktır. Hırsız, taciz ve tecavüzcü, dolandırıcılar mec­liste dokunulmazlık zırhıyla korunurken anayasal ku­rumlar olan siyasi partiler, halktan ve işçi sınıfından yana olduğunda türlü oyunlarla politika dışına itilme­ye çalışılmaktadır.

Adaletin gecikmesi en büyük adaletsizliği doğur­maktadır. Ülkemizde yargı organları kendilerini ağır bürokratik hantal anlayıştan  kurtarmalı, yargı organ­ları mensupları  sistemi ve devleti   koruma refleksiy­le hareket etmekten vazgeçmelidir. Yargının önceliği  yasaları hızlı, tarafsız biçimde uygulamak, insan hak ve özgürlüklerini korumaktır.

Mevcut yargılama düzeni; yıllarca süren dava­larla, ağır işleyen yargı sistemiyle tükenmiştir. Siyasal iktidarın önceliği yargının yapısal hale gelen, acil, ağır  sorunları çözmek yerine, yargı düzenini etki altına almaya çalışmak adeta kendi yargı sistemini oluştur­maya çalışmak olmuştur. Yargı bağımsızlığını teminat altına alacak, yargının işleyişini hızlandıracak gerek­li olanakları sağlayacak, savunmanın yargı içindeki konumunu güçlendirecek  düzenlemelere acil olarak ihtiyaç vardır.

Tunus, Mısır ve tüm halk hareketlerinin göster­diği gibi görev işçi sınıfınındır. Adalet, barış ve özgür­lük için görev başına.

 

Yoruma kapalı