|

Kıdem Tazminatı İşçi Sınıfının Son İş Güvencesidir! Kıdem Tazminatı Hakkının Gaspına Karşı Genel Greve!

kıdem tazminatıBizler Kıdem Tazminatı Gaspına Karşı Dayanışma Forumu olarak, başta çalışanlar olmak üzere tüm halkımızı kıdem tazminatının kaldırılmasında cisimleşen sınıf saldırısı karşısında bilgilendirmeyi ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya koymak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Öncelikle kıdem tazminatı tüm işçilerin sahip olduğu bir haktır ve işçilerin son iş güvencesidir. Patronları, işten çkarma konusunda biraz olsun caydırabilecek tek düzenlemedir. Nitekim ekonomik krizin yaşandığı 2009 yılında İSO’nun yayınladığı rakamlara göre 311 bin işçi işten çıkarılmıştır. TÜSİAD 2010 yılında yayınladığı bir raporda ise işverenlerin kıdem tazminatları dolayısıyla yeterince işçi çıkartamadığı, verimliliğin düştüğü ve sanayicinin “mağdur” olduğunu iddia etme yüzsüzlüğünü göstermiştir. Sermaye yıllardır aynı yüzsüzlükle işçilerin elinde kalan son iş güvencesine de saldırmaktadır. Bugün bu saldırının yürütücüsü konumunda ise AKP hükümeti bulunmaktadır.

Kıdem tazminatı hakkını kaldırarak sistemi bir tür bireysel emeklilik fonuyla değiştirmeyi amaçlayan sermaye ve onun hizmetindeki AKP hükümeti, gerekçe olarak çalışanların çoğunluğunun bu haktan yararlanamamasını öne sürüyor. İşçilerin kıdem tazminatının sistematik olarak patronlar tarafından gaspedildiği doğrudur. Ancak bundan AKP hükümetinin şikâyet etmeye hakkı yoktur. Bu kitlesel hak gaspının sorumlusu sermayeyi her düzeyde koruyup kollayan AKP hükümetinin kendisidir.

Sermaye örgütleri ve AKP hükümeti aynı yüzsüzlükle taşeron işçilerin mağduriyetini istismar etmektedir. Oysa taşeron işçilerinin kıdem tazminatı hakkı mevcut yasalarda da tanınmıştır. Taşeron sözleşmelerinin yenilenmesi bu hakkı ortadan kaldırmaz. Her yıl taşeron patronlarının usulsüz girdi-çıktı uygulamaları da tazminat yükümlülüğünü yok etmez. Taşeron işçilerinin kıdem tazminatı hakkını kullanamaması sebebi yine patronların her türlü yasadışı uygulamasına göz yuman AKP hükümetidir. Başbakan Erdoğan’ın kendisi, tekstil işverenlerine yaptığı bir konuşmada sektörde 1,5 milyon kayıt dışı istihdama göz yumduklarını itiraf etmiştir.

AKP hükümeti daha önceki hak gaspı yasalarında uyguladığı bir taktiği yeniden devreye sokarak işçilerin kazanılmış haklarına dokunmayacağını söylüyor. Oysa bu ne AKP hükümetinin ne de sermayenin bir lütfudur. Bu hukuki bir zorunluluktur. Bununla birlikte kıdem tazminatı söz konusu olduğunda kazanılmış hakların korunması son derece sınırlı bir anlam ifade etmektedir. Zira kıdem tazminatı fona devredildikten sonra işten çıkartılan işçi bir defalığına kıdem tazminatı hakkını kullandıktan sonra yeni bir işe başlar başlamaz fona tabi olmak zorunda kalacaktır.

Kıdem tazminatı fonu ile alınacak tazminat tutarının yarı yarıya azaltılması planlanmaktadır. Ancak esas sorun tazminat miktarı değildir. İşten çıkartma durumunda tazminatın işveren tarafından değil de fon tarafından ödenmesi, patronların üzerindeki kıdem tazminatı caydırıcılığını tamamen kaldırmaktadır. Patronların 2009 yılında 311 bin işten çıkartmayı yeterli bulmadıkları hatırlanırsa nasıl bir işçi kıyımının bizleri beklediği ortadadır.

Kıdem tazminatı ile işsizler ordusunun safları kalabalıklaşacak işçiler her an işten çıkarılma tehdidiyle yüz yüze kalacaklardır. Bu durumda tüm işkollarında ücretler hızla aşağı düşecektir. İşten çıkarılan işçi, fondan bir miktar para alsa dahi yeni gireceği işte (eğer bulabilirse) çok daha düşük bir ücretle çalışmak zorunda kalacaktır.

Kıdem tazminatı hakkının gaspedilmesi AKP hükümeti tarafından benimsenen Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’nin ilk adımlarından biridir. İş güvencesine saldırı ilk aşamadır. Bu saldırı özel istihdam büroları ile kiralık işçi uygulaması, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırmayla bütünleşmektedir. Bölgesel asgari ücret uygulaması ile işsizliğin yüksek olduğu bölgelerde sermayeye ucuz emek cennetleri yaratılmak istenmektedir. Bu saldırının kod adı “esnekleşme”dir. Bütünlüklü bir saldırıdır ve karşısında da ancak bütünlüklü bir sınıf mücadelesi ile durulabilir.

Bu noktada görev başta işçi sendikaları olmak üzere işçi sınıfının tüm bileşenlerine düşmektedir. Çağrımız öncelikle sendikalarımızadır. İşçi sınıfının en büyük örgütlü sendikal gücü olan Türk-İş konfederasyonu bu büyük saldırı karşısındaki gaflet uykusundan uyanmalıdır. Zaman zaman hükümetin işçi bürosu gibi bir görüntü veren ve gerçekler ortada olduğu halde kıdem tazminatı hakkının fona devredilerek gaspedilmesine yeşil ışık yakan Hak-İş sınıfa ihanet çizgisinden vazgeçmelidir. Hak gasplarına karşı eylemlere başlayan DİSK ise bu mücadeleyi daha geniş kesime yayarak birleştirici bir rol üstlenmekle yükümlüdür.

Bu talep ve uyarılarımız doğrultusunda sendika yöneticilerinin tavır ve uygulamalarının takipçisi olacağız. Bununla birlikte sendikalarımıza yaptığımız uyarılarla yetinmeyerek işçi sınıfının geniş kesimlerini gerçeklerle buluşturmak ve mücadeleye sevk etmek için güçlerimizi birleştirerek çalışmalarımızı devam ettireceğimizi kamuoyuna duyurmayı bir görev biliyoruz.

Kıdem tazminatı işçi sınıfının son iş güvencesidir!

Kıdem tazminatı hakkı hiçbir biçimde pazarlık konusu edilemez!

Kıdem tazminatı hakkının gaspına karşı genel greve!

Tüm çalışanlara mutlak iş güvencesi, işten çıkartma yasaklansın!

Taşeron sisteminin yaygınlaştırılmasına son! Taşeron çalıştırma yasaklansın!

Esnek sömürüye, bölgesel asgari ücrete, özel istihdam bürolarına hayır! Ulusal İstihdam Strateji Belgesi yırtılsın!

Kıdem Tazminatı Gaspına Karşı Dayanışma Forumu

 

Yoruma kapalı