|

Kot Kumlama İşçileri 22-24 Haziran’da Ankara’daydı

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi tarafından organize edilen eyleme ülkenin değişik illerinden gelen 50 kot kumlama işçisi ve ailesi katıldı. Abdi İpekçi Parkı’nda üç gün boyunca “silikozis hastalarına maluliyet emekliliği maaşı bağlansın” talebini dile getirdiler. Mecliste görüşmeler yaptılar. İktidar ve muhalefet partilerinden sözler aldılar. Komite, sağlık durumu daha iyi olan hastaları çağırmıştı Ankara’ya. Ama Sinop’tan gelen Durmuş bir gün önce iyi görünürken akşamında acile kaldırıldı ve ancak üçüncü gün katılabildi arkadaşlarının arasına.
Ankara’daki sınıf dostları, sendikalar, meslek örgütleri, siyasi parti ve gruplar işçileri hiç yalnız bırakmadı. “Kot işçisi yalnız değildir” ve “Artık ölmek istemiyoruz” sloganlarını hep bir ağızdan bağırdılar. Biz de İşçi Kardeşliği olarak her zamanki gibi kot işçilerini hiç yalnız bırakmadık. İşçi Kardeşliği sayfalarında daha önce de defalarca dile getirdikleri hikayelerine yeniden tanık olduk. İşte kapitalizmin vahşi sömürü koşullarında çalışmış bu işçi kardeşlerimizin kısa hikâyelerine birkaç örnek:
Ercan Uçar: Ankara’ya karısı ve çocuğuyla gelmiş Ercan. Eşinin yanında “Hasta olduğumu bilseydim evlenmezdim” diyor. Kot kumlamada yaklaşık 8 yıl çalışmış. “İki sene önce hasta olduğumu öğrendim. Hastaneye aşırı yorgunluk ve idrarımdaki kanama nedeniyle başvurdum. Bir sene boyunca nedeni bulunamadı. Sonunda silikozis tanısı kondu. Doktorlar ağır iş yapma diyorlar. Ama ben ailemi geçindirmek zorundayım. Bu hastalığın günü gününe uymuyor. Bugün kendini çok iyi hissedersin, yarın bakmışsın yatağa düşmüşsün”.
İşçi Kardeşliği: Neden Ankara’dasınız?
Ercan Uçar: Çalışma Bakanı tarafından daha önceki görüşmemizde “malulen emeklilik hakkımızın verileceği sözünü almıştık. Aradan uzun zaman geçti ama verilen sözler tutulmadı. Bu sözlerin takipçisi olduğumuzu göstermek için geldik Ankara’ya.
Abdulvahip Atmaca: Erzurum’dan geldim. Kumlama işinde 3 yıl çalıştım. İşten çıktıktan bir süre sonra iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk baş gösterdi. Hastaneye gittim. Yapılan tahliller sonucu 2008’de silikozis tanısı koydular. Akrabalarımdan 3 kişi de benimle birlikte bu işte çalıştı. Bir akrabamı kaybettik. Artık bir işte çalışamıyorum. Köyüme döndüm. Ailem ve köylülerimin yardımıyla çiftçilik yapmaya çalışıyorum.
Nesih Dündar ve Burhan Ünal: Bingöl – Karlıova, Taşlıçay Köyünden gelmişler. Her ikisi de kot kumlama işinde 3 yıl çalışmış. Komiteyle aynı köyden olan Abdulhalim Demir sayesinde bağlantı kurmuşlar. Nesih, hasta olduğunu işten ayrıldıktan 3 yıl sonra öğrenmiş. Herkes gibi o da halsizlik ve öksürük nedeniyle gitmiş hastaneye. “Doktorlar önce çok sigara içmişsin dediler. Onlara hiç sigara kullanmadığımı söyleyince çok şaşırdılar” diyor. “Aynı köyden 300 kişinin bu işi yaptığını” söylüyor Burhan. Şimdiye kadar 3 kişi yaşamını yitirmiş. “Altmışa yakın kişinin de yatakta ve çoğunun oksijen tüpüne bağlı olduğunu” ekliyor Nesih.
Mehmet Bekir Başak ve oğlu Fatih Başak: Abdi İpekçi Parkı’nda açık alanda oturuyoruz işçilerle. Ama işçilerin içinde ve yakınında sigara içmek yasak. Çünkü ciğerleri o kadar zayıflamış ki açık havada içilen sigara dumanı bile öksürük nöbetlerine neden oluyor. Bu konuda en hassas olan Mehmet Abi. Çok öksürüyor, ciğerleri çok zayıflamış… Bu nedenle oğlu Fatih onu hiç yalnız
bırakmıyor. Her an babasının durumu ağırlaşabilir çünkü. Nitekim ikinci gün akşama doğru koluna girip TEKSİF sendikası misafirhanesine götürmek zorunda kaldı babasını.
Mehmet Abi, uzun yıllar çalışmış bu işte. Çalıştığı bir işyerinde 4 aylık sigortası olduğu için emekli olabilmiş. “Diğer arkadaşlarımın bir günlük bile sigortası olmadığı için emekli olamıyorlar. Çünkü
ispatlayamıyorlar bu işte çalıştıklarını” diyor ve ekliyor “oysa sigortasız çalıştırmak suç”.
Ara sıra Fatih’le de sohbet ediyoruz. Ankara’ya üçüncü gelişi babasıyla. Evin geçimi babasının emekli maaşıyla sağlanıyor. Bir de abisi bir ayakkabı atölyesinde çalışıyormuş. “Nasıl geçiniyorsunuz İstanbul’da bu parayla?” diye soruyoruz, “Bizim oralar varoştur abi, bizim masrafımız pek yoktur” diyor.
Fatih, tiyatro ve müzikle ilgileniyor. Bu nedenle Güzel Sanatlar Lisesinde okumak istiyor. Okul masrafları için yaz gelince abisin yanında çalışması gerekecek. Tabi sigortasız ve bali kokuları içinde sağlığını bozacak bir atölyede…

Yoruma kapalı