|

Komiteden Neden Çekildik?

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nin İKP’li Üyelerinden Açıklama

Kot kumlama işçileri çalıştırıldıkları insanlık dışı, sağlıksız iş koşulları ne­deniyle silikozis hastalığına yakalan­dılar. Akciğerleri katılaştırıp hastaları nefessiz bırakan silikozis, dünyada tekstil sektöründe çalışanlarda ilk kez Türkiye’de görüldü, ilk teşhisler 2004-2005 yıllarında konuldu. İşçi Kardeşliği Partisi olarak 2008 yılında Kot kumlama İşçileri Dayanış­ma Komitesi’ni kurarak öncülük ettiğimiz ve bugüne kadar işçilerle birlikte var gücümüzle sürdürdüğü­müz mücadelede bir dönüm noktasına gelmiş bu­lunuyoruz. Geldiğimiz noktada, Komite’nin içinde bulunduğu yanlış, yaşanan yenilgi ve önümüzdeki süreçle ilgili politik tavrımızı açıklamayı, bu mücade­leye maddi ve manevi destek veren, gönüllü emekle­riyle yanımızda olan herkese karşı bir borç biliyoruz.

Kot kumlama işçilerinin mücadelesi şimdilik yenilmiştir

Kot kumlama işçilerinin dayanışma komitesi aracılığıy­la 2008 yılından itibaren yü­rüttükleri mücadele sırasında kuşkusuz önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bunlar sırasıy­la şunlardır:

Sağlık Bakanlığı, tekstil sektöründe kumlamayı ya­saklayan ve hastaların sağlık hizmetlerinden ücretsiz yarar­lanmasını sağlayan bir düzen­lemeye gitmiştir, yurt dışından silika hammaddesinin ithali durdurulmuştur.

Büyük çokuluslu ve yerli tekstil şirketleri kendilerinin teşhir edilmesi üzerine “artık kumlama yapmayacaklarını” açıklamak zorunda kalmışlar­dır.

Komite hukuk sürecinde de önemli adımlar at­mış, üçkağıtçı “merdiven altı” işletmelerin patronla­rına dava açmış, görevlerini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında da ceza davaları açılmasını sağla­mıştır. Şu anda yargılanmakta olan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve belediye yetkilileri vardır.

Komite bunların yanı sıra kot işçilerinin haklarını arama mücadelesini örgütlü işçi sınıfının imkânlarıyla bütünleştirmeyi de görev bilmiştir. Bu doğrultuda, ülkenin çeşitli illerinden ve bölgelerinden Ankara’ya gelen hasta işçilerle beraber eylemler gerçekleştirmiş ve bu eylemlerde başta Petrol-İş ve Teksif sendikaları olmak üzere bir dizi işçi örgütünden destek almıştır. Komitenin İKP’li bileşenleri olarak, bu sendikaları­mıza ve elinden gelen her türlü desteği sunan politik örgütlerle işçi örgütlerine de teşekkür ederiz.

Ancak iş bu noktaya geldiği sırada komitede yer alan, özellikle de referandumda “Evet” çizgisini des­tekleyen komite üyeleriyle aramızda ayrılıklar doğ­maya başlamıştır. Bu üyeler mücadelenin gelinen aşamasında artık daha fazla bir şey yapılamayacağını, yapılan dayanışma konseriyle olayın kamuoyuna ye­terince aksettiğini, bundan sonra yapılması gerekenin hükümetten bir adım atmasını beklemek olduğunu ifade etmeye başlamışlar ve komitenin faaliyetini esas olarak bu yöne kanalize ettirmeyi başarmışlardır. Fa­kat kot işçilerinin mücadelesini yenilgiye götüren bu kırılma noktasında belirleyici rolü ne yazık ki eski İKP üyeleri oynamıştır.

Bizse bu noktada bir sekterlik içine girmeyerek AKP’yle de her partiyle olduğu gibi görüşülebileceği­ni, işçilerin sorunlarının onlara da aktarılabileceğini belirttik. Fakat komitenin “Evetçi” üyelerinin hiçbir sınıfsal kaygıları olmadığı için, onlar, mücadeleyi hükümetten “sadaka” vermesini talep etmek biçimi­ne dönüştürmüşlerdir. Sonuçta mücadele yukarıda sıraladığımız hakları elde etmekle yetinmek zorun­da kalmış ve silikozis hastalarının esas talebi olan “Sadaka değil, malulen emekliliğimizi istiyoruz!”un yanına bile yaklaşılamamış ve çıkarılan “Torba Yasa” ile silikozis hastalarının üç yıllık mücadelesi yenilgiy­le sonuçlanmıştır. Bu durumda, AKP’den çalışanlar lehine bir düzenleme umudunu taşıyan komitenin “Evetçi” üyeleri ve maalesef onlarla işbirliği içine giren eski İKP’lilerle aynı komitede yer almanın ne kot işçilerinin mü­cadelesine ne de genel olarak sınıf mücadelesine bir fayda getirmeyeceğini, bu durum­da olursak kot işçilerinin azılı bir patron partisi olan AKP ile ilgili yanılsamalara kapılarak belki de onun hakkında “iyi” düşünebilecekleri tehlikesini hissettiğimizden komiteden çekilmeye karar verdik.

AKP kimdir?

AKP, Turgut Özal’ın ANAP’ından sonra Türkiye’de işbaşına gelmiş hükümetler arasında başta uluslarara­sı patronlarla onların yerel uzantılarının çıkarlarını savu­nan en önemli partidir. Diğer bir deyişle, AKP sınıf bilin­ci çok yüksek bir partidir. Nitekim, AKP’lilerle kot kumlama işçilerinin haklarıyla ilgili yürüttüğümüz görüşmelerde bize açıkça şunu söylediler: “Aslında biz taş çatlasa sayıları 5 bini bulacak kot işçilerine bu hakları veririz, ama iş orada bitmiyor. Onlara bu hakları verdiğimiz takdirde, Türkiye işçilerinin ol­dukça önemli bir bölümü bunlarla benzer durumda olduklarından çok daha geniş bir kitle benzer hakları elde etmiş olacaktır ki, biz hükümet olarak buna izin veremeyiz.” İşte bizim “Yetmez ama Evet” diyenleri­mizde olmayan yüksek sınıf bilinci budur! İşte bu ko­miteden çekilmekle doğru yapıp yapmadığımızı hem kot kumlama işçilerinin hem de Türkiye işçi sınıfının vicdanına bırakıyoruz.

Gene de mücadele daha bitmedi

Bununla birlikte, işçi sınıfının çıkarlarından başka hiçbir çıkar tanımayan İKP’nin üyeleri olarak, bu durumun zaten farkına varmış olan ya da en kısa zamanda farkına varacak olan silikozis hastası bütün illerdeki kot işçileriyle çok daha uzun soluklu müca­delelerinde sonuna kadar birlikte olacağımızı Türkiye işçi kamuoyuna duyurmayı vazgeçemeyeceğimiz bir görev biliriz.

Yoruma kapalı