|

Libya: ABD’nin Sadık Müttefiki Kaddafi İpin Ucunda

Kaddafi rejimi direksiyonu son on yılda ABD emperyalizmi ve AB’ye doğru kırdı. Ekonomiyi özelleştiren Kaddafi, ülkeyi yabancı yatırımcılara tekrar açtı;  Amerikan ve Avrupalı şirketler Libya’nın petrol sahalarına büyük bir hızla tekrar girdiler.

Kral Abdullah Fas tatilini yarıda kesip Suudi Arabistan’a döndü. Durum Amerikan düzeninin yandaşı Suudi Arabistan için kaygı verici. Yemen ve Bahreyn’de (Mısır’ı, Libya, Tunus ve Fas’ı saymaya bile gerek yok) halklar emperyalizm yanlısı rejimleri alaşağı etmek istiyorlar. Devrimci süreçler “Doğu”ya has koşullardan kaynaklanan süreçler değil, küresel koşulların tikel ifadeleri. Halklar sömürü ve baskının demir ökçeleri altında daha fazla yaşamak istemiyorlar. Bu rejimler ülkelerini artık eskiden yönettikleri gibi yönetemeyecekler. Olanlar “Arap Devrimleri” değil, halkın saldırı ve şiddete rağmen ABD “düzenini” yıkmak için harekete geçmesi. Tüm bu ülkelerde işçiler ve sendikalar taleplerini güçlü şekilde savunuyorlar.

ILC’nin (İşçilerin ve Halkların Uluslararası Bağlantı Komitesi) desteğiyle PT (Cezayir İşçi Partisi) ve UGTA (Genel Cezayir İşçileri Sendikası) geçtiğimiz Kasım ayında Cezayir’de Açık Dünya Konferansı düzenledi. Bu konferansın sonuç bildirgesinde şunlar yazıyordu:

Halkların, gençliğin ve işçilerin direnişleri mücadele etmek, direnmek ve yeniden fethedebilmek için örgütlerini sahiplenmeyi amaçlıyor. 4 Ocak 1991’de Barselona’da sahiplendiğimiz sloganla dediğimiz gibi: “Savaşın ve yoksulluğun sorumlusu hükümetlerdir. Halkların devrimlerinden korkun! Kahrolsun savaş! Kahrolsun sömürü!

Kaddafi rejimi direksiyonu son on yılda ABD emperyalizmi ve AB’ye doğru kırdı. Neden?

Kaddafi, ekonomiyi özelleştirmek ve petrol ihracatından gelen paraları (yılda 15 ile 20 milyar dolar arasında bir miktarı) cebe indirmek için ekonomiyi yabancı yatırımcılara açtı. Böylece Libya, ABD’nin terörizm kara listesinden çıkartıldı. Asker-aşiret koalisyonuna dayanan kişi ve zümre diktatörlüğü sayesinde Amerikalı ve Avrupalı şirketler Libya’nın petrol sahalarına hızla yeniden girdiler.

  • 11 Eylül saldırılardan sonra Kaddafi rejimi, ABD’nin terörist kara listesinden çıkmak için ABD ile işbirliği yaptı.
  • Kaddafi 2003 Haziranında, 1969’da millileştirdiği şirketleri özelleştirmek istediğini duyurdu. Washington ve Londra’da yürüttüğü gizli görüşmeler sonrasında kitlesel imha silahları programını terk edeceğini duyurdu. ABD ile 24 yıldır bozuk olan diplomatik ilişkiler düzeltildi. ABD’li yetkililer ve vekiller süreci hızlandırmak için Libya’ya gittiler. Birçok ABD firması hidrokarbon araması ve üretimi için açılan ihaleleri aldı. Libya’ya uyguladıkları yaptırımları kaldıran Schröder, Berlusconi ve Blair gibi Avrupalı liderler de  Trablusgarp’a ziyaretler düzenlediler. Blair’in ziyaretini takiben Royal Dutch Shell şirketi, Libya kıyılarında doğal gaz arama anlaşması imzaladığını duyurdu.
  • Kaddafi 2004’de, “saygınlığını” arttırmak için DC-10 UTA saldırısı (1989), Berlin’deki diskotek “La Belle” saldırısı (1986) ve İskoçya’da B747 Panam Lockerbie saldırısı (1988) kurbanlarına tazminat ödemek için ABD, Fransa ve Almanya’yla anlaşmalar imzaladı. Yine bu yıl, tüm Berberileri tek bir çatıda toplayacak yeni bir Targuistan’ın (Berberiistan) oluşturulmasını desteklediğini söyledi. Bu Cezayir de dahil olmak üzere Sahra ve Sahel bölgelerindeki tüm ülkelerin parçalanması demek oluyor, Kaddafi’nin ABD’nin bölgedeki tüm ülkeleri parçalamayı amaçlayan “Büyük Ortadoğu projesine” sunmak istediği katkıyı ifade ediyordu. Washington 2006’da Libya’yı terörist ülkeler kara listesinden çıkarttı. Ülkeler birbirlerine büyük elçiler gönderdiler.
  • 2007’de iki ülke arasındaki dostluk sıkılaştı. Kaddafi’nin oğullarından Moastessem-Billah Kaddafi albaylığa terfi edildi ve Milli Güvenlik Konsey’i başkanlığına atandı. Kendisine verilen ilk görev ise terörle mücadeleydi. Amerikalı lobi kuruluşu Monitor Group, Milli Güvelik Konseyi’ni düzenlemekle görevlendirildi. 2008 Ocak’ında Kaddafi’nin Dış İşleri Bakanı ile Washington, Bilim ve Teknoloji İşbirliği Antlaşması imzaladı; petrol devlerinin yanısıra diğer büyük Amerikan şirketlerine de Libya pazarı açılmış oldu.

Bunun ardından Büyük Britanya, Almanya, İtalya ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri Trablusgarp’la formel ilişkilerine devam ettiler ve bu ilişkileri karlı ticaret anlaşmaları imzalamak için kullandılar. Yine bu yıl, Libya İsrail’den kurşun geçirmez yelek satın aldı.

  • 2008 Ocak’ında Libya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde daimi olmayan sandalyelerden birine seçildi. Hatta ilk ayında dönem başkanlığı yaptı. 2008 ve 2009’da bu pozisyonda kaldı. Alıkoyulan Bulgar hemşirelerin salıverilmesinden beş ay sonra, Fransa başkanı Nicolas Sarkozy Kaddafi’yi ilk kez misafir etti. Sarkozy, “Saygınlık yolundaki Libya desteklenmelidir” dedi.
  • 2009 Nisan’ında Kaddafi’nin oğlu ve aynı zamanda Milli Güvenlik Konseyi başkanı Moastessem Kaddafi önce Amerikan dışişleri bakanı Hillary Clinton’la, ardından Barack Obama’nın Milli Güvenlik danışmanıyla toplantılar düzenledi.
  • Kaddafi, 15 Nisan 2010’da memleketi Sirte’de ABD’nin Trablusgarp ve Bengazi’yi bombalamasını anma günü münasebetiyle yaptığı konuşmasında, Obama’nın politikalarının desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Bu yazı yazılırken Kaddafi rejimi halka karşı fütursuzca saldırmakta, keskin nişancılara, misyoner askerlere, hava saldırılarına başvurmaktaydı. Aynı zamanda rejimin krizi doruk noktasına ulaşmakta generaller uzaklaşmakta, bakanlar istifa etmekte, aşiret liderleri “Yüce Lideri” ülkeyi terk etmeye çağırmakta, birçok şehir rejimin kontrolünden çıkmaktaydı. Peki, Kaddafi düşecek mi?

Başlangıçta ABD ve AB sanki 500 kişinin ölmesi kabul edilebilir bir şeymiş gibi, Kaddafi’yi “dizginlemeye” çalıştı. Ve şimdi ABD, tıpkı Mısır’da yaptığı gibi Libya’da da rejimi muhafaza etmeye çalışıyor. Medya Libya’daki petrol zenginliğinin büyük güçlerin yıllarca sessiz kalmasının nedeni olduğunu açıklıyor. Ama durum bundan ibaret değil. 11 Eylül 2001’den ve 2003 Irak Savaşı’ndan bu yana Kaddafi kendini tamamen ABD yönetimine teslim etti ve onun en önemli yandaşlarından biri oldu.

LUCIEN GAUTHIER

 

Yoruma kapalı