|

Mumbay Dünya Konferansı ve sonrası; Referandumda “Hayır” ve sonrası toplantısı

İşçilerin Dünya Partisi için

Mumbay Konferansı delegesi Cemal Bilgin (sağda), Konferans ile ilgili bilgi veriyor.

İşçi Kardeşliği Partisi olarak, 18 Şubat tarihinde Mumbay Dünya Konferansı ve sonrası; Referandumda “Hayır” ve sonrası başlıklı bir toplantı gerçekleştirdik.

Toplantının ilk bölümü, 20 Kasım 2016’da Hindistan’ın Mumbay kentinde gerçekleştirilen Savaşa, Sömürüye ve Güvencesiz Çalışmaya karşı Dünya Konferansı’na ayrıldı. Savaşların, işgallerin, çatışmaların ve büyük göçlerin yaşandığı; güvencesiz ve taşeron çalışmanın yaygınlaştığı bir dönemde 28 ülkeden farklı geleneklerden gelen işçi sınıfının temsilcilerinden oluşan 350 delegenin katılımıyla gerçekleşen Konferansta çok önemli bir karar alındı: bir İşçi Enternasyonali için Savaşa ve Sömürüye Karşı Uluslararası İşçi Komitesi kurulması.

Konferans sonunda yayınlanan ve tüm dünyada imzaya açılan Manifesto’da işçi sınıfının bağımsızlığının yolunu arayan ve uluslararası düzeyde birliği isteyen herkes için –sınıf hareketi içerisinde hangi gelenekten gelirlerse gelsinler- bir çatı oluşturacak bir girişime gerek duyulduğu dile getirildi ve bunun için eyleme geçmeye hazır olan tüm güçlere çağrı yapıldı.

Konferansa Türkiye’den delege olarak katılan Taş-İş Der yönetim kurulu üyesi Cemal Bilgin, toplantının bu bölümünde bizlere Konferans deneyimini aktardı.

“Dilimiz, dinimiz farklı olsa da işçi sınıfın kötü çalışma koşulları her yerde aynı. Her yerde işçi haklarına, kazanımlarına, örgütlerine, demokrasiye saldırılar var. İşçi sınıfının kendisini temsil edecek bir partisi yok. Bütün siyasi partilerin, onları temsil eden, kendileri de patron olan milletvekilleri, bakanları var. Bu partilerden işçilerin çalışma koşullarını iyileştirecek, onların haklarını koruyacak yasalar çıkarmasını beklememeliyiz. İşçi sınıfının elinde örgütlü yapılar olarak bir tek sendikaları kaldı; bu sendikalar iki tarafı idare ederek, koltuklarını korumanın derdine düşmüş sendika bürokratlarının elinde. Sendikaların bu bürokratlardan temizlenmesi gerekiyor.”

 


Video – Cemal Bilgin Mumbay Konferansı’nda alınan bağımsız işçi partileri oluşturma kararını ve yapılan çağrıyı anlatıyor.

Mumbay Dünya Konferansı Sonuç Bildirgesini okumak için http://iscikardesligi.org/mumbay-dunya-konferansi-sonuc-bildirgesi/
Manifesto’yu okumak için http://iscikardesligi.org/savasa-somuruye-ve-guvencesiz-calistirmaya-karsi-mumbay-dunya-konferansi-manifestosu/


“Hayır” yetmez!

Toplantının ikinci bölümü, Genel Başkanımız Şadi Ozansü’nün konuşmasıyla devam etti; salondan gelen katkılarla referandumda “Hayır” oyunun kazanmasının önemi ve referandum sonrasındaki seçenekler üzerine tartışma yürütüldü.

“Neden ‘Hayır’ diyoruz? Nasıl bir ‘Hayır’ kampanyası yürüteceğiz, referandum sonrası ne yapmalıyız?

‘Hayır’ın kazanması için ne yapmalıyız? Referandumda hile yapabilirler, oyları satın alabilirler. Her şeyi yapabilirler. Buna rağmen ‘Hayır’ın kazanması için seferberlik halinde olmak zorundayız. Alaturka faşizme geçişin önünü kesmek için öncelikle ‘Hayır’ oyu kullanmalıyız. Referandumdan ‘Hayır’ çıkması geçişi engellemek için yeterli mi? Şimdi bu referandumdan ‘Hayır’ çıktı diyelim üç ay sonra ‘Başkanlık yanlıştı, olmadı yarı Başkanlık için referandum yapalım’ diyebilir, çünkü iktidarı bırakacak durumda değil. Bırakmayacağını 7 Haziran’da gösterdi. Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde çoğunluğu kaybetti. Bombalar patlamaya başladı. 1 Kasım 2015’te seçimler tekrarlandı ve çoğunluğu elde etti. Bu referandumdan sonra da her şey olabilir bombalar tekrar patlayabilir. Ancak ‘Hayır’ çıkarsa ‘Evet’ cephesinde bir moral bozukluğu olacak. Bu bile bizim için önemli.”


Video – Genel Başkanımız Şadi Ozansü referandum ve sonrasındaki süreci değerlendiriyor. Kurucu Meclis talebimizi açıklıyor.

“Referandumda ‘Hayır’ diyoruz, peki ya sonra ne olacak? Ekonomik kriz, kaos ve terörle korkutulan halka, referandum sonrası bir seçenek sunabilmeliyiz. Bir seçeneklerinin olduğunu bilmeliler. Eğer sunacak bir seçeneğimiz yoksa iktidarın tek alternatifi; Meclis içindeki muhalefet partileri ya da Meclis dışındaki partiler değil, doğrudan Amerikan istihbaratı tarafından kurulan ve yönetilen Cemaat örgütlenmesi olacaktır. TSK, yargı, emniyet ve eğitimde sempatizanlar her ne kadar tasfiye edilseler de, yönetici kadroların yurtdışına kaçırılmasına göz yumuldu, çünkü Amerikan emperyalizminin desteğiyle iktidar olan AKP’nin, bir CİA örgütlenmesi olan Cemaate karşı mücadele yürütmesi söz konusu olamaz, çünkü o zaman emperyalizmi karşısına alması gerekir.


Video – Kurucu Meclis talebinin gerçekleşme koşulları üzerine yürütülen tartışmalardan, salondan katkı.

Referandumdan sonra; eşit, adil, kimseye imtiyaz tanımayan aldığı oy oranında bütün siyasi kurumların hatta derneklerin ve sendikaların temsil edildiği bir Kurucu Meclis’in toplanması için mücadele etmeliyiz. Televizyon kanallarda bütün gün Tayyip Erdoğan’ın propaganda yaptığı bir seçim sürecinden eşit bir Meclis çıkmaz. Şuan var olan propaganda imkânlarını da yasaklayacak. Devlet televizyonlarında eşit propaganda hakkı olsun demek yeterli değil, özel televizyonlarda da kendi propagandasını yapacak. Parası olan, televizyonu olan her türlü propagandayı yapacak. Parası olanın düdüğü çalacağı bir seçim kampanyası adil ve eşit bir kampanya değildir. Referandumdan ‘Hayır’ çıkarsa o zaman ‘Hayır’ diyenlerin bir şey söylememeleri lazım. ‘Hayır’da kalmayıp seçim sisteminin değişmesi, %10 seçim barajının kaldırılması, seçimlerde eşit propaganda hakkı, partilere ödenek yardımının kesilmesi ya da eşit yardım yapılması talepleri dile getirilmeli. Sadece siyasal partiler değil, öyle demokratik bir seçim yapılmalı ki sendikaların, derneklerinin temsilcilerinin bulunduğu, her siyasetin aldığı oy oranında temsil hakkının olduğu bir Kurucu Meclis oluşturulmalı. Bizim talebimiz bu olmalı. İşte asıl işimiz ‘Hayır’ın kazanmasın ardından başlıyor.

Genel bir karşı çıkışın örgütlenebilmesi için ülkenin dört bir yanında Kurucu Meclis Komiteleri oluşturmalıyız. Bunun için ‘Hayır’ kampında yer alan her kesime çağrı yapıyoruz.”

Yoruma kapalı