|

Ne Zaman Adam Olacağız? / Recai Karakaş

Gazetelerde seçim sonrası sürmanşet: Halk, e-muhtıranın gereğini yaptı. Önce genel başkanı bir şiir okudu diye cezaevine atıldı. Çıktığında mağduriyet edebiyatı ile yasalar değiştirildi, Siirt’teki seçimler iptal edildi, bir milletvekili istifa ettirildi. Yeniden yapılan seçim sonucu Tayyip önce milletvekili sonra başbakan oldu.

Bu nasıl halk ki!… ABD karşıtlığının yüzde 92’lere çıktığı bir ortamda, ABD destekli bir partiyi yüzde 47 ile iktidara getirir. Bu nasıl halk ki!… Kendisine “gözünüzü kara toprak doyursun, senin oğlun da işsiz kalsın, 7,5 milyon vekil maaşı ile geçinemiyorum, Ananı da al git, 200 tır alan bir gemiye gemicik diyen” sözlerinin her kelimesinde hakaret, alaycılık kokan, bu kelimeleri söyleyerek kendiyle maytap geçen bir başbakanı ve tayfasını tekrar başa getirir. Acaba, mağdur edebiyatı yapanlara sahip çıkan halkımız niye kendi mağdur edilince hakkına sahip çıkmıyor.

Mağdur edebiyatı ile başbakan olup, bu seçimlerde de parti propagandasını mağdur edebiyatı üzerine oturtan; cumhurbaşkanlığı seçiminde 27 Nisan e-muhtırasını propaganda haline getiren, Abdullah Gül’ün seçilememesi üzerine yine mağdur edildiklerini anlı şanlı göbekten iktidara bağlı medyamız aracılığıyla dünyaya duyuranlar, mağdur politikaları ile tekrar ülkeyi yönetmek için halktan mazbata aldılar.(Ben burada ne verilen muhtırayı ne de üzerinden yapılan siyaseti doğru bulmuyorum.) İnşallah!… bundan sonra gelecek olan iktidarlar mağdur edebiyatı üzerinden siyaset yapmanın kolaycılığına girmezler. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ekonomi, eğitim, sağlık ve kültürel alanlarda yapmayı taahhüt ettikleri ve taahhüt ettiklerini yerine getirdikleri oranda iktidarda at koştururlar.

Tabii bir de kazın öbür ayağı var. Bu siyasetçiler başımıza gökten zembille düşmüyor. Bizler oylarımızı tarikat-bürokrasi- siyaset, aşiret-maraba, şeyh-mürit ilişkisi içinde vermeye devam edersek, temelde sadaka değil, insan odaklı siyaset yapan siyasi partilere oy vermez isek, o sandığa giren oy neyse o sandıktan o çıkar. Elma ağacının altında bekleyip, kafanıza armut düşmez.

Kendisine sosyal demokrat diyen, Cumhuriyet tarihi ile yaşıt CHP eğer sosyal demokrat bir parti olsa idi, kendi içindeki muhaliflerin ümüğünü sıkmazdı. Sosyal demokrat bir parti olsa idi özelleştirmelere karşı çıkar, peşkeş çekilen yerlerin geri alınacağına dair bir maddeyi parti programına koyardı. Sözün özü kendisine sosyal demokratım diyen bir parti kendisine muhalefet yapanların kafasına kurşun sıkmaz, onların resimleri üzerine Vakit gazetesinin yaptığı gibi X işaret koyup o insanları hedef tahtası yapmaz. “Âlimler bize gökyüzünü gösterir iken aptallar parmağa bakar.” Demirel kalıntıları ile bize sosyal demokratlık taslamayın. Eğer Erdoğan’ın politikalarına karşı iseniz doğanın kanunu gereği Demirel’e de karşı olmanız lazım. Sakın ha şöyle bir şey demeyin: Demirel değişti, Erdoğan değişmedi. O zaman size çocuklar bile bilmem nereleri ile gülerler. Sağlıcakla kalın hoş kalın.

Yoruma kapalı