|

Neler yapılmaz ki…

17 Aralık’tan bu yana hükümetin yolsuzluklarının boyutu hakkında birçok rakam duyduk, okuduk. Peki, yapılan hırsızlığın boyutunu kavrayabilmek için bahsedilen paralarla neler yapılabileceğini hiç düşündük mü?

Operasyonların başladığı günden bu yana medyaya sızdırılan bilgilere göre Başbakan ve ailesi dahil yakın çevresinin, bakanların, işadamlarının, bürokratların içinde bulunduğu, milyarlarca doların evlerde ayakkabı kutularında ve şifreli kasalarda saklandığı mide bulandırıcı bir yolsuzluk ve rüşvet zinciri söz konusu:

• Değerli kamu arazilerinin yarı fiyatına satılması,

• Başbakanın oğlunun yönetiminde bulunduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’na (TÜRGEV) kamu ihalelerine giren işadamlarının aktardığı “bağış” adı altında rüşvetler ve kamu arazilerinin usulsüz yolla bu vakfa devredilmesi,

• Rüşvet karşılığı bazı arazilere çeşitli iş kollarında işletme yetkisi verilmesi,

• İşadamlarına gizli bilgilerin sızdırılması yoluyla dev kamu ihalelerine fesat karıştırılması…

Liste uzayıp gidiyor, her gün sızdırılan telefon dinleme kayıtları da yolsuzlukları, rüşvetleri, hukuksuzlukları kanıtlar cinsten. Sızdırılan bilgilere göre tahminen 100 milyar Avro gibi bir kamu zararı söz konusu. Yazması ve okuması kolay ancak bu parayla neler yapılabileceğini düşündüğümüzde hırsızlığın boyutunu daha iyi kavrayabiliriz.

 

Önce AKP iktidarının çokça övündüğü projelerle başlayalım. Bu parayla yapılabilecekler:

• 36 adet Marmaray,
• 29 adet havaalanı,
• 24 adet Boğaz Köprüsü,
• Bugüne kadar İstanbul’da yapılan metro hattının 3 katı uzunluğunda yeni metro hattı (240 km),
• Tüm ülkeyi saracak 45000 km’lik hızlı tren hattı,
• Yaklaşık 750 adet “gemicik”.

Kıyaslamayı biz emeğiyle geçinenler açısından yapacak olursak:

• Son 10 yılda yapılan toplam özelleştirme bedeli sadece 27 milyar Avro. Hatırlayalım, bu 10 yılda Telekom, Tüpraş, Seka, Tekel, Erdemir, Petkim gibi dev şirketlerdeki kamu hissesi, limanların tamamı, 195 kamu tesisiyle 2 bin 629 adet arsa, bina ve lojman yok pahasına uluslararası tekellere ve yerli işbirlikçilerine peşkeş çekildi. Oysa ki kamudan çalınan bu para tüm bu kurum ve varlıkların satış bedelinin 3 katından bile daha fazla.

• Sadece tek bir ayakkabı kutusunda bulunan 4,5 milyon dolar 11 bin 934 asgari ücretlinin maaşına eşit, başka bir deyişle 1 asgari ücretlinin 994 yıllık maaşına denk geliyor.

• 100 milyar Avro ile 23,5 milyon asgari ücretlinin 1 yıllık ücreti ödenebilir.

• Vatandaşların bankalara olan toplam kredi kartı borcunun tamamı ödenebilir.

• Ülkede benzin 5 yıl boyunca 1 TL’ye satılabilir.

• 50 yıl boyunca 5,5 milyon öğrenciye aylık 400 TL devlet bursu verilebilir.

• Şu anda işsiz olan 2,8 milyon işçiye 8 yıl boyunca asgari ücrete denk maaş verilebilir.

• Atama bekleyen 300 bin öğretmen işe alınıp 30 yıl boyunca maaşları verilebilir.

• 9,5 milyon emeklinin her birine 25 bin TL ikramiye verilebilir.

• Milli gelirin yaklaşık dörtte biri, yıllık dış ticaret açığının yarısı, geçen yıl toplam kamu gelirlerinin yarısından daha fazlası olan bu parayla 39 yıl boyunca köprü ve otoyollar bedava yapılabilir, 8 yıl boyunca kamu faiz ödemeleri yapılabilir.

Bu rakamlar hırsızlığın boyutunu gözler önüne seriyor. Bazılarının savunduğu gibi “zaten herkes çalıyor” denemeyecek kadar büyük bir hırsızlıkla karşı karşıya olduğumuz apaçık ortada. Bize düşen görev maaşlarımızdan doğrudan kesilerek ya da yaptığımız her alışverişte ödediğimiz vergilerle toplanan kamu kaynaklarımızı göz göre göre ceplerine indirmelerine izin vermemektir.

Alican Zorbozan

Yoruma kapalı