|

Patronlar ve onların hükümetleri ile sosyal diyaloğa “HAYIR” demeliyiz

Madde esasen ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, yani sanayi ve tarımın geliştirilmesini, ülke kaynaklarının verimli şekilde kullanılmasını, planlama görevini tanımlıyor ve bu görevi devletin yapacağını vurguluyor. Maddeye getirilmek istenen ek ise şöyle:
Peki, nedir bu Ekonomik Sosyal Konsey?
Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK), AB’ye uyum sürecinde birliğin Türkiye’ye dayattığı bir kurumdu. ESK’nın kuruluşu, Nisan 2001’de Meclis tarafından kabul edilmişti. Bu kurum “Başbakanın başkanlığında, Başbakan yardımcıları, Devlet Planlama Teşkilâtından sorumlu Devlet Bakanı, Hazineden sorumlu Devlet Bakanı, Dış Ticaret Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanı, Devlet Personel Başkanlığından sorumlu Devlet Bakanı, Maliye Bakanı, Tarım ve Köy işleri Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Sanayi ve Ticaret Bakanı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarı, Gümrük Müsteşarı, Devlet Personel Başkanı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunu temsil eden üçer temsilciden ve Başbakan tarafından belirlenecek diğer Hükümet temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile kamu görevlilerinden” oluşan bir kurum olarak planlandı.
AB ülkelerinde de görev yapan bu kurum işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinin bir araya geldiği; bahsi geçen ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı ‘sosyal diya-log’ temelinde planladıkları korporatist bir yapılanma. AB’nin, sendikaları işçi sınıfının bağımsız örgütleri olmaktan çıkartıp hükümetlerin politikaları doğrultusunda patronlarla işbirliğine zorladığı bir maşa.
166. Madde “ülke kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılması”nı öngörür, yani kamu yararına vurgu yapar. Getirilmek istenen bu ekle birlikte ise kamu ya-rarı hiçe sayılarak serbest piyasa yararı hedeflenmektedir. Bizler çok iyi biliyoruz ki serbest piyasa yararı demek; kamu işletmelerinin özelleştirilmesi, kamu işçi-lerinin 4/C’ye geçirilmesi, işçi sınıfının kazanılmış haklarının gasp edilmesi, işçilerin kuralsız ve esnek çalıştırılması demektir. Bütün bu serbest piyasa yararları-nın gerçekleştirilebilmesi ise işçi sınıfının tek bağımsız örgütü olan sendikalarının bu sürece entegre edilmesinden, etkisizleştirilmesinden geçer.
İşte tam da bu sebeple, biz işçiler örgütlerimizin bağımsızlığını savunmak, patronlar ve hükümetle yürütmeye zorlandığımız sosyal diyalogu reddetmek ve patronlar ve onların temsilcisi hükümetlere bu işçi düşmanı Anayasa değişikliğine sandıkta “HAYIR” oyu kullanarak cevap vermek göreviyle karşı karşıyayız.

Yoruma kapalı