|

Sendikalarımızdan Elinizi Çekin!

Türk-İş, DİSK ve KESK’in öncülüğünde düzenlenen 15 Şubat Kadıköy Mitingi ile önemli bir adım atıldı. İşçi Kardeşliği Partisi olarak geçen ayki gazetemizde kriz bahanesiyle işçilere ve sendikalarımıza karşı yapılan saldırılara dikkat çekerek en büyük işçi konfederasyonu olan Türk-İş’i göreve çağırmıştık. Ortak miting kararı ile atılan bu adımı, şimdi mücadeleci birleşik bir sendikal harekete doğru geliştirmek bütün işçi /emekçi örgütlerinin ve öncü işçilerin önünde görev olarak durmaktadır.
Dünya kapitalizminin içinde bulunduğu kriz sadece ekonomik değil siyasal, sosyal ve ideoloji/düşünce planında da tüm dengeleri sarsacak etkilere başlamıştır. Yıllarca ekonomik olarak kamu mülkiyeti ve işletmeciliğini zihinlerden silmeye çalışanlar, krizden çıkışı kamulaştırmalara veya kamunun ekonomik planda yapacağı girişimlere bağlamış durumdalar. Geçen ay Yunanistan’da yaşanan gelişmeler, son olarak Fransa’da büyük kitlesel grevler, Latin Amerika’da birçok ülkede yükselerek devam eden sosyal ve siyasal mücadeleler, krize yenik düşen İzlanda’da hükümetin erken seçime gitmesi yeni dönemin habercileridir. Bu kriz döneminde ya işçi sınıfı, emekçiler ve yoksul halk güçleri ileri bir adım atıp emek ve demokrasi yönünde bir seçenek yaratacaklardır ya da din, mezhep ve ırk kavgalarının ön plana geçip savaşların daha da artacağı bir karanlık döneme girilecektir.
Bugün Türkiye’de çok küçülmüş, dağınık, güven yitirmiş ve birçoğu kötü şekilde yönetilmekte olsa da elimizde kalan tek anlamlı güç işçi örgütleri, sendikalarımızdır. Emek ve demokrasi yönünde bir gelişme hayal ediyorsak bu yapıların önemi ortadadır. Zaten bu nedenledir ki AKP hükümeti, elde kalan bu sendikaları da yok etmek veya tamamen hükümete bağlı kukla örgütler haline getirmek istemektedir. Ne yazık ki bazı sendika yöneticileri de buna alet olmaktadırlar. Hak-İş’in bazı yönetici ve sendikaları hükümet ve onun emrindeki bürokrasi gücüyle birçok işkolunda Türk-İş ve DİSK örgütlülüklerini yok etmeye çalışmaktadırlar. Evet, Türkiye’de çoğu sendikalar şimdiye kadar hep egemen düzenin dümen suyunda gittiler ama hiçbir zaman bu kadar hükümete bağlı hale getirilmediler veya getirilmeye çalışılmadılar. Ama öte yandan da kriz koşulları, hem işçi örgütleri etrafındaki bu sermaye ve hükümet ablukasını kırmak hem de sendikalarda örgütlü işçilerle tüm işçi sınıfı ve yoksul halk katmanları arasında yeni bir bağ, bir ortak mücadele zemini yaratmak için fırsat yaratmaktadır.
Emek Platformu uzun süredir kâğıt üzerinde bir ortaklık durumundadır. Şimdi hangi işçi konfederasyonuna bağlı olursa olsun bütün mücadeleci sendika yöneticilerine ve öncü işçilere düşen görev, bu ortaklık zeminini harekete geçirmek için mücadeleye atılmak olmalıdır. Farklı konfederasyonlardan mücadeleci sendika yöneticileri, öncü işçiler bir araya gelmeli, konfederasyon yönetimleri bugün ne yapıyorsa yapsın Türk-İş, DİSK, Hak-İş fark etmeksizin bütün sendikalara hem tabandan hem de yapılabildiği ölçüde yönetimler düzeyinden çağrılar çıkarmalı, mücadeleye zorlamalıdır.
Yeni bir sendikal hareket, basit olarak Türk-İş veya DİSK’e bağlı birkaç “sol” sendikanın veya sendika yöneticilerinin bir araya gelmesi ve ayrı bir küme oluşturmaları olarak ele alınamaz. Yeni bir sendikal hareket, ancak hangi konfederasyona bağlı olursa olsun tüm mücadeleci sendikal unsurların birlik ve mücadele hedefi doğrultusunda Emek Platformu tabanında bir odak oluşturmaları ve buradan sendikalı veya sendikasız tüm işçi/emek güçlerine ellerini uzatmaları ile başlayabilir.
Bunun için ihtiyacımız olan şey, işçi sınıfının bütününün uzun vadeli çıkarlarını hesap eden akılcı tutumla, cesaret ve fedakârlıktan başka bir şey değildir.

Yoruma kapalı