|

TCK 118 Uygulansın

Yörsan Gıda’da, Marmara Birlik’te Tek Gıda-İş, Desa Deri Sanayi’de Deri-İş, Arkas Holding’te Liman-İş, Menderes Tekstil’de Teksif, E-Kart’ta Basın-İş, Sabah-ATV’de TGS, Ünilever ve Bursa Ulaşım’da Tümtis, Niğde Ditaş’ta Birleşik Metal-İş, Esen Plastik’te Petrol-İş, İstanbul Üniversitesi’nde Belediye-İş
Bu listeyi daha da uzatmak mümkün. Yukarıdaki listede yer alan işyerlerinde çalışan işçilerin ortak bir özelliği var: Anayasal haklarını kullanarak listede yer alan sendikalara üye oldukları için işten atıldılar, tehdit edildiler, sendikalaşmaları engellendi… Dava açtılar, bir bölümün davası sonuçlandı ve sendikal nedenle işten atıldıkları kesinleşti. Bir bölümünün davası devam ediyor. Haftalardır, aylardır direniyor, işyerlerinin önünde bekliyorlar…
Yarın bu listeye yeni işçiler, yeni işyerleri ve yeni sendikalar eklenecek…
Türkiye’de sendikalaşan işçiye karşı orman kanunları uygulanıyor. Nerede bir sendikalaşma girişimi yaşansa, nerede işçiler sendikaya üye olsa işverenler ve vekilleri kırmızı görmüş boğa gibi saldırıyor işçilerin üzerine. Önce “nasihat” ile sendikadan istifaya zorluyorlar, sonra azar ve tehdit. Buna rağmen istifa etmeyeni ise kapının önüne koyuyorlar. Kısaca “nush ile uslanmayanı etmeli tekrir, tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir” deyişine uygun davranıyor işverenler.
Sendikaya üye olmak Anayasal hak. 4857 sayılı İş Yasası ve 2821 Sayılı Sendikalar Yasası işçilerin sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarılamayacağını hükme bağlıyor. Peki işverenler bu kurallara rağmen ne diyor: “Parasıyla değil mi? Sendikalaşan işçiyi atarım, bedeli kaç paraysa öderim.” İş Yasası’nda yer alan göstermelik iş güvencesinin yaptırımı 12 aylık sendikal tazminattan ibaret. Bastır parayı, engelle sendikalaşma hakkını, çiğne Anayasayı! İşte bu yüzden sendikalaşan işçi fabrika kapısında bekliyor, mahkeme kapısında bekliyor. İşsiz ve mağdur olarak.
Oysa sendikalaşma hakkının engellenmesi sadece iş hukukunun meselesi değil. Sendikalaşma hakkının çiğnenmesi ceza hukukuna göre de suç. Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı 118. maddede şu hükümler yer alıyor:
(1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Yukarıdaki işyerlerinde ve başka yüzlerce işyerinde işverenler ve vekilleri işçileri tehdit etti, hukuka aykırı davranarak sendikal nedenle işten attı. Binlerce işçinin hukuka aykırı bir fiil olan sendikal nedenle işten çıkarmayla mağdur olduğu kanıtlandı. Maddede yazıldığı gibi sendikaların faaliyetlerinin engellendiği ortaya çıktı.
TCK 118 işverenler tarafından delik deşik edildi, ediliyor. Peki TCK 118’in uygulanması için daha ne bekleniyor? Neden sendikaların, işçilerin TCK 118’in uygulanması için yaptıkları suç duyuruları işleme konmuyor? Yargı neden her gün bir yenisi yaşanan sendikalı işçi kıyımı konusunda suskun?
Sendika hakkı ve özgürlüğüne karşı işlenen hukuka aykırı fiiller TCK 118’e göre cezalandırılmalıdır. “Parayı bastırıp” sendikalı işçiyi işten atanlar TCK 118’i çiğnemekten hapse atılmalıdır. TCK 118’ı uygulayan savcı ve yargıçlar da çıkacak kuşkusuz. İşte o zaman seyredin gümbürtüyü…
Aziz Çelik
25 Eylül 2008’de BirGün’de yayımlanmıştır.

Yoruma kapalı