|

UKRAYNA: Karşı-devrimden de Beter, Ülke Paramparça Oluyor!

1991’de SSCB’nin dağılması üzerine Ukrayn, Rus ve Tatar bileşenleriyle Rusya’dan bağımsızlığını oybirliğiyle alan Ukrayna ulusu şimdi neden AB ve Rusya arasında parçalanmanın eşiğine geldi?

Parçalanma neden Kırım’dan başlatılıyor?

Ukrayna’da geçtiğimiz aylarda patlak veren kanlı çatışmalar artık bir turuncu “devrim” değil. İş bu noktayı çoktan aştı. Artık söz konusu olan bütün bir ülkenin parçalanması. Ama esas sorulması gereken soru şu: Nasıl oluyor da 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin parçalanmasının hemen ertesinde yapılan referandumla bu 45 milyonluk ülkenin bütün halkları (Ukraynlar, Ruslar ve Tatarlar) bağımsız bir Ukrayna’yı onaylamışlarken, aradan yirmi küsur yıl geçtikten sonra ulusun “batı”sı AB’yi, “doğu”su ve “güneyi” ise Rusya’yı tercih etme noktasına geldiler.

Çünkü ülkenin bağımsız bir devlet olarak varlığını ilân etmesinden hemen sonra hükümet olan emperyalizm yanlısı Timoşenko (şimdi hapisten çıktı) yönetimiyle onun yerine gelen Rus yanlısı Yanukoviç hükümetleri tam da meşreplerine uygun yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet politikalarıyla AB’ye ve emperyalizme hizmet ederek varlıklarını sürdürdüler. Bu ise tabii ki Ukraynalıların SSCB dönemiyle kıyaslanamayacak bir ekonomik felâkete sürüklenmelerine neden oldu. İnsanlar içine düştükleri bu durumun faturasını önce Timoşenko’ya sonra da Yanukoviç’e çıkarttılar.

İlk provokasyon AB’cilerden geldi

Bilindiği gibi Kırım nüfusunun yüzde 58’i Ruslardan, yüzde 12’si Tatarlardan ve 27’si de Ukraynlardan oluşuyor. Dolayısıyla çokulusluluğu ve kültürel farklılıklarıyla iç çatışma kışkırtmalarına en müsait yer Kırım. Son aylarda gerçekleşen olaylardan sonra hükümet olan AB’ci Arsenyi Yatsenyuk 23 Şubat tarihinde Rusçayı resmi dil statüsünden çıkartma kararı aldı. Bu tam bir provokasyondu, çünkü Rusçanın resmi yazışma dilinden çıkartılması halkın yarıdan çoğuna, “hadi hepiniz defolup Rusya’ya gidin!” anlamına geliyordu. Şimdi bu provokasyonu göz ardı eden AB’cilerle Pentagon zirveleri, Putin’in Kırım’a asker göndermesine ateş püskürüyorlar ve bağımsız bir devlete müdahale edilemeyeceği fetvasını veriyorlar. Elbette bağımsız bir ülkeye müdahale edilemez, ama herhalde bunu en son söyleyebilecek olanlar Amerikalı ve Avrupalı emperyalist ülke yönetimleridir. Afganistan’a, Libya’ya, Suriye’ye, Mali’ye, Orta Afrika Cumhuriyeti’ne, Somali’ye, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne, Güney Sudan’a ve Haiti’ye kim müdahale etti? Özellikle Bosna’da son yirmi yıldır uygulanan gerçek bir “protektora”1Protektora: Güçlü ülkenin zayıf ülkeyi koruma altına aldığı rejim rejimi değil mi?

Emperyalizm Ukrayna’ya doğrudan müdahale ettiği gibi Ukraynalı faşistlerle de işbirliği yapıyor. Fotoğrafta Cumhuriyetçi Parti’den eski ABD başkanlık adayı McCain (ortada) ABD’li Demokrat Partili senatör Chris Murphy (solda) ve Nazi artığı Svoboda partisi başkanı Oleh Tyahnybok (sağda) ile beraber kürsüde...

Emperyalizm Ukrayna’ya doğrudan müdahale ettiği gibi Ukraynalı faşistlerle de işbirliği yapıyor. Fotoğrafta Cumhuriyetçi Parti’den eski ABD başkanlık adayı McCain (ortada) ABD’li Demokrat Partili senatör Chris Murphy (solda) ve Nazi artığı Svoboda partisi başkanı Oleh Tyahnybok (sağda) ile beraber kürsüde…

Putin’in savaşacağı yok, blöf yapıyor, o da aynı membadan besleniyor

Öte yandan kimse Putin’in de karşısındaki emperyalist ülkelerle savaşa tutuşacağını sanmasın. Rusya yönetimi, dünya emperyalist sisteminin varlığını koruyabilmesi için elinden geleni yapıyor. Kaldı ki ABD emperyalizmi de diğer emperyalist ülkeler gibi ağır bir kriz içinde. Emperyalist rekabet bütün hızıyla sürüyor ve bu koşullar altında Rusya’ya pek bir alan kalmıyor. Nitekim Kırım’da referandum yaptırtmak zorunda kalan Putin, öte yandan şu lâfları etmekten de geri kalmıyor: “Rus hükümeti Ukrayna’ya yapılacak bir mali yardım konusunu hem Ukrayna hükümetiyle hem de onun IMF ve G8 gibi yabancı partnerleriyle ekonomik ve ticari ilişkiler dosyaları üzerinden tartışmayı sürdürecektir.” Yani Putin bir taraftan diş gösterirken diğer taraftan hep alttan alıyor. Çünkü kendisi de 1991 yılı öncesi Sovyetler Birliği mal varlığının talan edilmesinin bir ürünü. 1991 öncesi restorasyoncu kokuşmuş SBKP bürokrasisinin bir parçası. 1991’de emperyalizme ülkeyi teslim edenler şimdi ona kafa mı tutacaklar?

Batı Ukrayna’da neler oluyor?

AB’ci Batı Ukrayna’da gene AB’ci yeni başbakan Arsenyi Yatsenyuk hiç sıkılmadan ayağının tozuyla şu lâfları etti: “Geçmiş hükümet ve onun başbakanı öyle yolsuzluklar yaptılar ki, ülke umutsuz bir mali durumla karşı karşıya. Felâketin eşiğindeyiz ve bizim hükümetimiz bir siyasi kamikaze hükümetidir. Cehenneme hoş geldiniz!” Yani yeni başbakan “eski tas eski hamam, sadece tellaklar değişti” diyor. Üstelik oluşturduğu hükümetin içinde Viktor Pynzenyk gibi özelleştirme mimarları var.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi son günlerde gerçekleşen olaylarda ortaya çıkan aşırı sağcı ve Nazi yanlısı gruplar da yeni rejimin polis teşkilatına dahil ediliyor. Alın size Avrupa Birliği’nin demokrasisi!

Çözüm ne?

Kuşkusuz bir karşı-devrimden bile daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız Ukrayna’da. Gerçekten de, bir karşıdevrimden sonra devrim de gerçekleşebilir. Ama ülke paramparça olmuşsa devrim nerede olacak? Ülkenin birliğini parçalanmaya rağmen yeniden diriltecek tek sınıf, işçi sınıfı. Ama o da maalesef gelişmelerden dolayı şimdilik şaşkınlık içinde. Bir o yana bir bu yana yalpalıyor. Dolayısıyla tek kurtarıcı ve ulusu birleştirici sınıfın harekete geçirilmesi için enternasyonal dayanışmaya ihtiyaç var. Gün Ukrayna işçi sınıfıyla dayanışma günüdür, aynen Bosna işçi sınıfı gibi, çünkü ancak onlar sınıf mücadeleleriyle bütün bir ulusu etraflarında birleştirerek AB’nin ve ABD emperyalizminin parçalama politikalarına DUR diyebilirler.

Dipnotlar   [ + ]

1. Protektora: Güçlü ülkenin zayıf ülkeyi koruma altına aldığı rejim

Yoruma kapalı