|

Yapılacak Olan Karşı Devrim Anayasasıdır! Karşı Çıkalım! Çözüm: Barajsız, Yasaksız Kurucu Meclis Seçimi!

 Kenan Evren, 12 Eylül 1980 askeri darbesini Pentagon’un ve Türkiye patronlar sınıfının arzusu üzerine gerçekleştirdikten bir süre sonra, yeni bir anayasa yapmak için bir danışma meclisi tayin etmişti. Ve bu sözde meclisin yaptığı anayasa halkın yüzde 92’sinin onayını alarak resmileşmişti. AKP de aynen Kenan Evren gibi halkın yüzde 58’in onayını alarak yeni bir anayasa yapıyor.

 Kenan Evren, 1982’de yaptırtacağı anayasanın meşruluk kazanması için bütün kurumlara çağrı yapmış ve hesapta onların görüşlerini de dikkate almıştı. O sıralar bazı saf insanlar bunu ciddiye almış ve kendi görüşleri de dikkate alınır sanarak anayasa komisyonuna bildiriler sunmuşlardı. Tabii hiçbiri dikkate alınmadı ve zaten daha önceden kararlaştırılmış olan anayasa metni olduğu gibi referanduma götürüldü.

 O sıralar Kenan Evren anayasasına oy verenlerin -bugün eğer hayattalarsa- kendileri ve çocuklarının önemli bir bölümü içeriğine bile bakmadan AKP’nin anayasasına oy verme niyetinde. O gün 1982 anayasası nasıl anti-demokratik bir çerçevede oylandıysa, bugün yapılacak yeni anayasa da ondan pek farklı olmayan anti-demokratik bir çerçevede oylanacak. Aradaki fark; Kenan Evren’in atadıklarının yerini Tayyip Erdoğan’ın atadıklarının almış olması! Yüzde 10 seçim barajıyla ve AKP lehine yürütülen, son derece eşitsiz koşullar altında gerçekleştirilen seçim kampanyalarıyla oluşmuş bir meclisten söz ediyoruz. Bu Meclis meşru değildir. Dolayısıyla anayasa yapamaz. Onun yapacağı anayasaya katkı sunan da en az onun kadar suçlu olacaktır!  Kenan Evren’den demokratik bir anayasa beklemek nasıl bir ahmaklık idiyse, onun devamcısı olan ve demokrasiden zerre kadar nasibini almamış Tayyip Erdoğan’dan demokrasi beklemek de daha az bir ahmaklık değildir! 

 12 Eylül’ün günümüzde varlığını sürdürüyor olmasının esas nedeninin, Kenan Evren ve şürekâsının hapiste olmamasından ziyade yüzde 10 seçim barajının varlığını sürdürüyor olması olduğunu defalarca anlattık. AKP de muhalefet de bu seçim barajına yaklaşık 30 yıldır el sürdürtmediler. Hepsi 12 Eylülcüdür! Üstelik Erdoğan 12 Eylül’ü ve onun anayasasını da yeterli bulmadığı için başkanlık sistemine geçmenin hesaplarını yapıyor. Yani yüzde 10 barajı yetmedi, başkanlık sistemiyle barajı fiilen yüzde 50’ye yükseltmek istiyor!   

 İşte, başta işçi örgütleri olmak üzere bütün demokratik yapılar bu meclisin anayasa yapmasına karşı çıkmalı, AKP ile anayasa maddeleri konusunda kesinlikle pazarlığa girilmemelidir. Yapılması gereken; herkesin kendi tuttuğu partiden başka partiye oy vermek zorunda bırakıldığı bu barajlı seçim sisteminin kaldırılıp, bütün partilere eşit propaganda imkânının sunulacağı bir seçim sistemiyle gerçekleştirilecek bir kurucu meclis seçiminin yolunun açılmasıdır. Bütün işçi ve halk örgütleri böyle bir kurucu meclis hareketini inşa etmek için seferber olmalı ve böylelikle oluşacak egemen bir meclis ülkenin geleceğine sahip çıkarak ne yapacağına kendisi karar vermelidir. Ancak böyle bir meclis emperyalistlerin hesabına çalışmayacak, yabancı ülkelere savaş açmayacak, halklar arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırarak ulusun işçi sınıfının etrafında kenetlenmesine imkân sunacak bir meclis olabilir. Ancak böyle bir meclis emperyalizmle bütün bağlarını kopararak işçilerin, yoksul köylülerin, kamu çalışanlarının, küçük esnafın, emeklilerin, gençlerin ve kadınların onurlarıyla hayatlarını sürdürmelerine imkân sunacak bir düzene yol açabilir.

İKP Merkez Yürütme Kurulu

Yoruma kapalı