|

Yunanistan’da Devrimci Durum

Neredeyse bütün Yunan halkı yaklaşık bir yılı aşkın bir süredir işçi sınıfının mücadelesinin peşine takılmış durumda. Bu bir yıl boyunca işçi sendikaları, 11 tanesi 24 saatlik, son ikisi 48 saatlik toplam 13 genel grev gerçekleştirmiş bulunuyorlar. Üçlü Çete’nin (IMF, Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası) iktidardaki PASOK hükümeti aracılığıyla halka karşı yürüttüğü saldırı politikası, başta işçi sınıfı olmak üzere halkın büyük tepkisini çekiyor. Yunanistan işçi sınıfı Üçlü Çete’nin saldırılarına karşı kahramanca direniyor.

 Papandreu neden önce referandum talep etti, sonra neden vazgeçti?

 Son dört ay içinde iktidar partisi PASOK’un üye sayısı 300 binden 11 bine düştü. Papandreu’nun partisinin üyeleri binler halinde partiyi tek ettiler. Papandreu, uzun süredir ilk defa doğru bir karar aldı ve Üçlü Çete’nin Yunan halkına dayattıklarını halka götürmeye karar verdi. “Halk kendi geleceğine kendisi karar versin” dedi. Bunu der demez Avrupa Birliği’nin saldırısına uğradı ve buna direnemeyerek aldığı referandum kararından çark etti. Artık başbakanlıktan da ayrıldı ve patronların sadık bir temsilcisi olduğunu kanıtladı. Partisinin ve kendi politik geleceğinin yok olması pahasına patronların çıkarlarını sonuna kadar savundu.

 Yunanistan işçi sınıfının talihsizliği

 Yunanistan işçi sınıfı kahramanca mücadele ediyor ama onun bu kahramanlığına denk düşen bir siyasi partiye ne yazık ki sahip değil. PASOK bir patron-işçi partisi, ama ülkenin komünist partileri de birer işçi partisi olmalarına rağmen iktidar hedefinden çok uzaklar, daha doğrusu iktidarı almaya ne niyetleri ne de cesaretleri var. 24 ya da 48 saatlik genel grevler çok değil 1 haftalığa dönüştürülse iktidar sorunu gündeme gelecek, ama ne komünist partiler ne de sendikalar buna hazır değiller. Yunanistan’da iktidara yürüme cesaretini gösterecek yeni işçi önderliğinin inşasına ihtiyaç var. Umarız kitleler yürüttükleri mücadeleden yorgun düşmeden patronlardan ve devletten bağımsız bir işçi partisi yaratılır. 

 

Yoruma kapalı