|

25 Kasım 2009 Grevi ve Eskişehir Garı

25 Kasım Grevi Türkiye’nin her yerinde beklenenin üzerinde bir katılımla gerçekleşti. (KESK başkanı Sami Evren greve katılımın yüzde 90 oranında olduğunu söylese de bu gerçekçi bir rakam olmaktan çok uzak. Katılımla ilgili kesin rakamlara henüz ulaşılabilmiş değiliz.) Grev işçi sınıfının kullandığı en etkili silahtır. Grevde şarteller iner, üretim durur. Kamu alanında adına layık bir grev ancak okulların, hastanelerin ve vergi dairelerinin kapanması; posta, belediye hizmetlerinin durdurulması anlamına gelecektir. 25 Kasım’da bu kurumlarda işler durmasa da yavaşladı, sağlıklı bir hizmet verilmedi. Tüm okullar olmasa da sendikal örgütlülüğün fazla olduğu kimi okullarda eğitim yapılmadı. Çoğu hastanede sadece acil servisler çalıştı. Bütün bu sektörler içerisinde grev adına layık bir yer varsa orası Devlet Demiryolları’ydı. Bütün istasyonlarda trenler ve banliyöler durduruldu. Demiryolu ulaşımını ucuz ve güvenli olduğu için seçen halkın, bayram öncesi yollarda kalması, hem halkın grevden haberdar edilmesinde büyük rol oynadı hem de medyanın daha çok ilgilenmesini sağladı.
Ben grevi 24 Kasım’ı 25’e bağlayan gece yarısında Eskişehir garında karşıladım. O gece yaşadıklarım grevin nasıl bir şey olduğunu az çok tecrübe etmemi sağladı. O gece emekçiler arasında yaşanan dayanışma, devlet güçlerine ve polise karşı birlikte karşı duruş, grev kırıcılara duyulan tepki…. Yani bir grevde yaşanabilecek çoğu şey vardı. “Memur” denilen emekçilerin işçi sınıfının asli bir parçası olduğunu ve memur – işçi ayrımının ne kadar suni bir ayrım olduğunu bir kez daha gördüm. Bu nedenle, Eskişehir’deki grev çalışmalarının merkezinde yer almış bir arkadaşınız olarak hem grevin Eskişehir’deki örgütlenmesi hem de o gece paylaşılmayı hak ediyor.
İşçi Kardeşliği’nin 41. sayısında belirtildiği gibi 25 Kasım grevi KESK ve Kamu Sen’in ortak kararı olsa da birçok konuda, ortaklık sağlanmadan planlanmış bir eylemdi. Nitekim çoğu ilde KESK ve Kamu Sen 25 Kasım’da farklı alanlarda miting yaptılar. Eskişehir’de ise 25 Kasım’ın birlikte örgütlenmesi, ortak alanda miting yapılması konusunda KESK şubelerinin ortak bir tavrı vardı. Bütün illerde, bu ortaklığın sağlanması gerektiği konusunda ilimize gelen KESK MYK üyelerine de öneri ve eleştirilerimizi sunduk. Bu konuda KESK içindeki bazı “radikal” (Eskişehir’de öne çıkanlar Halkevi ve TKP oldu) bizi “faşistlerle işbirliği yapıyorsunuz” diye eleştirdiler. (nihayetinde, TKP’liler “iş bırakacağız ama ortak alana gelmeyeceğiz” dediler) Neyse ki emekçilerin birliğini önemseyenler, Kamu Sen’in farklı nedenlerle de olsa nihayetinde KESK’in grev talebine evet dediğini, onların tabanlarını etkilemek için ortak eylemlerde bir araya gelmek gerektiğini söyleyenler çoğunluktaydık. Eskişehir’de KESK ve Kamu Sen’den oluşan bir grev komitesi oluşturuldu. Birlikte işyerleri gezildi. İşyeri panolarına iki konfederasyonun afişleri birlikte asıldı. Halka, hazırlanan ortak imzalı bildiriler dağıtıldı.
Grev komitesinden KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Sendikası’yla (BTS) Kamu Sen’e bağlı Türk Ulaşım Sendikası’nın anlamlı bir talebi oldu. Bu iki sendika yöneticileri Eskişehir Garının grevde kilit bir rol oynayacağını, gece yarısından önce Haydarpaşa, Ankara, İzmir ve Konya’dan kalkacak birçok trenin Eskişehir’e geleceğini ve burada tutulması konusunda kararlı olduklarını ifade ettiler. Bu nedenle gece yarısı demiryolu emekçilerinin desteğe ihtiyacı olacağını söylediler. Grev Komitesi, KESK ve Kamu Sen’e bağlı yöneticilerin gece yarısından itibaren garda olmasına ve gerekirse sabaha kadar beklenilmesine karar verdi. Zaten ertesi gün yapılacak miting için de garın önündeki alan seçilmişti. Gece yarısı garda buluşan yaklaşık 50–60 kişilik yönetici ve aktivistle birlikte Eskişehir Gar’ına grev pankartını astık. Polisin de önemli bir yığınak yaptığı garda gergin bekleyiş başladı. Gara gelecek olan ilk trenin Memur Sen üyeleri tarafından götürüleceği ve bunların greve ikna edilemediği söylense de trenin gara girdikten sonra yoluna devam etmesi orada bulunanlarda moral bozukluğuna ve endişeye yol açtı. Saat 02:00 civarı gara gelen Anadolu Ekspresi’nden inen makinist ve kondüktörler polisin ve gar müdürlüğünün tehditlerine, kimi yolcuların protestolarına boyun eğmeden “grevde olduklarını, trenin yola devam etmeyeceğini” söyleyerek alkış ve sloganlarla grevcilerin yanlarına geldiler. Saatlerdir orada bekleyen herkeste bu kez yüzler gülüyor, grevin başarılacağına dair inanç artıyordu. Diğer istasyonlardan gelen haberler alınmaya başlandığında daha bir gayret ve cesaretle gara giren trenlerin önüne atlıyor, demiryolu emekçilerini coşkuyla karşılıyorduk. Devlet güçleri ve TCDD Genel Müdürlüğü bir yandan trenlerin hareket ettirilmesi için talimatlar gönderirken diğer yandan yolcular kasıtlı olarak bekletiliyor ve grevci emekçilerle karşı karşıya getirilmeye çalışıyordu. Zaman zaman tansiyon yükselse de BTS ve Ulaşım Sen’li emekçiler başta olmak üzere kimse provokasyonlara meydan vermedi. Tam tersine tehditler orada bulunanlar arasındaki birlik ve dayanışma ruhunu daha da artırdı. O gece Eskişehir Garı’nda ve Enveriye İstasyonu’nda altı tren ve yaklaşık iki bin yolcu bekletildi. TCDD saat 06:30 gibi bekletilen yolcuları, kiraladığı otobüslerle gidecekleri yerlere taşımak zorunda kaldı. Bu 25 Kasım Grevinin başarıldığını ve işverenin pes ettiğini gösteren en önemli kanıttı. Ertesi gün alana giren KESK ve Kamu Sen kortejlerinde en çok gece boyunca garda direnen demiryolu emekçilerine gönderilen selamlar yankılandı.
Değerli mücadele arkadaşlarım, benim kuşağım 12 Eylül rejimi ve Özal döneminin mağduru olan bir 90 kuşağıdır. Ben de 90’ların sonunda kamu emekçilerinin mücadelesine fiili olarak katılmış bir arkadaşınızım. Benim kuşağım ne 1970’lerdeki büyük grevleri, boykotları, direnişleri yaşadı ne de 1989 Bahar eylemlerini. Benim kuşağım bir ölçüde 1995’lerdeki kamu emekçilerinin verdiği fiili-meşru mücadeleye tanıklık etti. Emek Platformu’nun Sosyal Güvenlik yasasına karşı 1999’da gerçekleştirdiği Ankara Mitingi ve 1 Aralık 2001 Grevi benim kuşağımın ve işçi sınıfının belleğinde yer eden önemli dönemeçler oldu. 25 Kasım Grevinin de işçi sınıfının yeni bileşenlerinin belleğinde yer alacağını biliyorum. Devlet ve sistem tarafından her türlü saldırıların hedefi olmuş, bütün örgütleri yağmalanmış, parçalanmış emekçilere bu dönemeçler her şeyin henüz bitmediğini, tarihin devam ettiğini gösteriyor. Bu nedenle 25 Kasım’ı hem kişisel olarak bana yaşattığı tecrübeler hem de bu topraklarda süren sınıf mücadelesinde önemli bir kilometre taşı olduğu için önemsiyorum.
Herkese selam olsun.  

Yoruma kapalı