|

AĞIR, ORTA, HAFİF” STATÜ İÇİN FARKLI ASGARİ ÜCRET KABUL EDİLMEMELİDİR! ASGARİ ÜCRETTEN VERGİ ALINMAMASI SAĞLANMALIDIR! İNSANCA YAŞAYABİLECEK SEVİYEDE ASGARİ ÜCRET BELİRLENMELİDİR!


Asgari ücret tespit komisyonunun son toplantısını yarın (26 Aralık 2019) yapacağı açıklanıyor. Bu tespit komisyonunda ne görüşüldüğüne dair, telaffuz edilen birkaç rakam hariç hiçbir bilgiye ulaşılamazken, birkaç saat önce haberi ilk Sabah gazetesinden aldık. “Asgari ücret zam miktarı önerisi belli oldu. İlgili tutar, ağır statüdeki işlerde 2 bin 331 TL, orta statüde 2 bin 86 TL, hafif statüde bin 940 TL olarak açıklandı.”
Patronların çeşitli biçimlerde asgari ücrete esneklik getirme ve bu şekilde onu anlamsızlaştırma taleplerini biliyorduk. Daha önce bölgesel asgari ücret gündeme gelmiş ama yaşama geçirilememişti.
Bölgesel asgari ücreti kabul etmedik, ülkeyi bu şekilde böldürmedik, statüsel asgari ücret bölünmesini de kabul etmeyelim!
Şimdi işleri “ağır, orta, hafif” statüde olarak ayırarak aynı derecede berbat sonuçlar üretecek bir esnekleştirmeyi gündeme aldıkları anlaşılıyor. Ne yazık ki gündemde olduğu anlaşılan bu konuda işçi sendikalarının kendi tabanlarını, Türkiye kamuoyunu, asgari ücret seviyesinde çalışan on milyonlarca insanı ve ailesini bilgilendirmediğini buraya unutulmaması gereken bir not olarak düşüyoruz.
Statüsel asgari ücret ne sonuçlar üretir?
Türkiye’de kaç tane iş var ki ağır iş sayılsın? Maden, sağlık, belki enerji işinde çalışanlar! Gerisi zaten hizmet sektörü. Bu hükümet ülkeyi sanayisizleştirdi, bir dönem büyüyen ekonomi tüketime, spekülasyona dayalı rantiye ekonomisi oldu ve bugünkü krize gelindi. Böyle bir adıma izin verilmesi yaklaşık 10 milyon asgari ücretlinin kahir ekseriyetinin hafif statü sayılarak ücret ve koşullarının daha da geriye çekilmesi anlamına gelecektir. Ayrıca işçiler arasında yeni bir bölünme yaratarak ortak mücadele imkanlarına ket vuracaktır.
Ağır, orta, hafif diye nitelenen işlerde farklı ücretler elbet olabilir; ancak bu asgari ücretin üzerindeki ücretlerde olur. Asgari ücret adı üzerinde tektir.
İşçi tarafı için bir diğer ölümcül konu asgari ücretten ve tüm ücretlerden ücretten alınan faiş vergidir. Yine bir diğeri işverene yapılan katkılar için İşsizlik Sigortası Fonunun haksız yere kullanımıdır.
Bu konu o derece yakıcı hale gelmiştir ki işsizlikten insanların umutsuzluğa düşerek kendi canlarını aldıkları bugünkü koşullarda asgari ücretin brüt maliyetinin sadece %49’u net ücret olacak şekilde artmış olmasıdır. Vergi dilimleri alçak tutularak asgari ücretten alınan vergi oranı sürekli artırılmış ve bugün kurumlar vergisinin bile üzerine çıkmıştır. Bu asgari ücret üzerinde ücret alanlardan alınan vergi oranları için daha bile fazla geçerlidir. Vergiyi kâr, gelir, rant üzerinden değil emekçi üzerinden toplayarak hükümet işsizligi iyice katlamaktadır. İşverenlerin bu maliyetlere karşı yardım çağrılarına ise hükümet, bizim paramız olan İşsizlik sigortası fonundan haksız yere kaynak aktararak yanıt vermektedir.
Asgari ücret kadar dilimden hiç vergi alınmamalıdır!
İşverene destekler için İşsizlik Sigortası fonu kullanılmamalıdır!
İşsizlik sigortasından faydalanma şartları kolaylaştırılmalıdır.
Statüsel asgari ücret bölünmesi kabul edilmemelidir!
Sendikalar asgari ücret için tek bir rakam üzerinde anlaşmalıdır!
İşçi sendikaları hükümet ve işverenle pazarlıktan önce asgari ücret için kendi aralarında tek bir rakam belirlemelidir. Bu rakam ve asgari ücretten vergi alınmaması, vb. talepleri üzerinden gazete ilanları ve işyeri meclisleri aracılığı ile genel grev çağrısı yapabilmelidir. Böyle bir çağrı sendikaların bugünkü gücünün çok üzerinde bir etki yapar. Sendikalar bu konuda olumlu adım atarlarsa toplum nezdinde kaybetmiş oldukları itibarlarını kazanabilirler.