|

Halklarımız kardeş olacak! İşçi sınıfımız kazanacak!

Türk halkıyla Kürt halkının birbirlerine düşman olmasından yararı olan kim? Herhalde hayatını perişan bir şekilde sürdüren ve oradan oraya göç etmek zorunda bırakılan yoksul Kürt köylüsü değil. Herhalde büyük kentlerin varoşlarında sefalet içinde yaşamaya çalışırken bu kentlerin en pis işlerini yapmak zorunda kalan yoksul Kürt gençleri de değil. Ya da her bulabildiği işten senesi dolmadan atılan genç Türk işçisi mi? Yoksa artık işsizlikten ve parasızlıktan kahve köşelerine bile gitmekten çekinen kimisi yüksek okul mezunu Türk gençleri mi? Önlerindeki tek seçenekleri gidip birbirlerini öldürmek zorunda bırakılan Türk ve Kürt gençleri mi? Tabii ki hiçbiri değil. Peki o halde, yoksa sakın bu kış soğuğunda kendini Ankara’ya atıp hükümetin polisinden bir araba dayak yemesine rağmen işçi sınıfı olmanın sorumluluğunu sırtında taşıyan Tekel işçileri mi Türk halkıyla Kürt halkının birbirlerine düşman olmasını istiyorlar? Alay gibi soru değil mi? Elbette ki istemiyorlar. Türkiye işçi sınıfımız saflarının Türklerle Kürtlerden oluştuğunu herkesten iyi bildiği için böyle bir düşmanlığın oluşmasının karşısındaki en büyük güç olarak duruyor. Ama gene de halklarımızı birbirine düşman etmeye çalışan kanlı çatışmalar sürüyor. Demek ki bu çatışmaların devam etmesini arzulayanlar var. Kim bunlar? Hangi güçler bunlar?
Cambaza bak!
Bak sen şu ABD emperyalizmiyle onun yardakçısı AB’ye! Bir yandan Irak’ı işgal edip orada yaşayan bütün halkları ve Müslüman mezhepleri birbirlerine Saddam döneminde bile olduğundan daha fazla düşman edip kırdıracaklar, Afganistan’ı işgal edip, “orada da Taliban var” gerekçesiyle bu işgali Pakistan’a da yaymaya çalışacaklar; Yugoslavya’yı ne hale getirdiklerini herkes biliyor. Öbür yandan hiç sıkılmadan çıkıp “Türklerle Kürtler barış yapsın!” diyorlar. Günümüzün kokuşmuş ve şairin sözüyle “tek dişi kalmış canavar”ı olan emperyalizmin ayakta kalmasını sağlayan tek beslenme imkanı halkların kanı ve bunun için de sürekli taraflara silah satmak zorunda. Dünyanın en büyük savaş kışkırtıcısının barış istemesi kadar büyük bir yalan olabilir mi? Ya bu yalana kendisi de ortak olup insanları kandırmaya çalışan AKP hükümetine ne demeli? Kürt halkıyla Türk halkı zaten işçi direnişlerinde bir araya gelip kardeşleşmenin yolunun nereden geçtiğini dost düşman herkese gösteriyorlar. Ama “barış açılımı” diyen cambaza herkes şu soruyu sormak zorunda. Barış konusunda gerçekten samimi isen önce emperyalizmin hizmetine sunup Afganistan’a gönderdiğin askerlerini geri çek de görelim! Uluslararası bir savaş aygıtı olan NATO’dan çık da görelim! Etraftaki ülkelere bomba yağdıran kendi ülkendeki Amerikan askeri üslerine el koy da görelim! Bu işler öyle “one minute!” cambazlıklarıyla yürümez, bilmiş ol!
İşçi sınıfı mücadelesi halkların kardeşliğinin yolunu gösteriyor!
Halkların kardeşliğinin yolunun nereden geçtiğini TEKEL işçilerinin direnişi ve giderek yayılmaya başlayan yeni işçi mücadeleleri derhal göstermeye başladı. İşçi sınıfı mücadelesi güçlendikçe halklar arasına atılmış nifak tohumları yok oluyor. Kardeşlik tabanda güçleniyor. Tersinden kardeşlik güçlendikçe de sınıf mücadelesi güç kazanıyor. Bu durumda emperyalistlerin ve onların yardakçılarının bütün planları altüst oluyor. Türk ve Kürt halklarının her daim kardeşliğinin çimentosu olan Türkiye işçi sınıfının öncülüğündeki mücadele, önümüzdeki dönemde emperyalizmden bağımsız bir kurucu meclis açılımıyla milleti yeni temellerde yeniden oluşturmanın yollarını sonuna kadar açacaktır. İşçi Kardeşliği Partisi bu görevin bir parçası olmaya şimdiden hazır olduğunu ilan eder.

Yoruma kapalı