|

İşçiler birlikte seslendi: Vardık, varız, varolacağız!

İşçinin Kendi Partisi’nin, İşçi İttifakının, Emek ve Adalet Platformunun ve Kırmızı Gazete’nin, 696 no’lu KHK’lı İSKİ işçilerinin ve Tüm Otel ve Turizm İşçileri sendikamızın çağrıcı olduğu bugünkü basın açıklamamıza İşçi Demokrasisi Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Sosyalist Emekçiler Partisi ve Yeniyol’dan arkadaşlarımız da katılarak destek verdiler.

Cengiz İnşaat’ın haksız yere 25/II. maddeden işten çıkardığı 120 arkadaşımızın, benzer şekilde kriz ve koronavirüs salgını esnasında işten çıkarılan milyon işçinin ve ücret ve gelir kaybı yaşayan milyonların, genel olarak işçi sınıfının sorunları ve taleplerini dile getirmeye çalıştığımız basın açıklamamızda İŞKUR önünden patronların temsilcisi olduğunu haykırdığımız hükümete seslendik.

Basın açıklamamızda Türkiye işçi sınıfına yaptığımız genel çağrı ise basın açıklaması metnimizde ifadesini buldu.

21 Mayıs 2020 tarihinde Tophane İŞKUR önünde yapılan basın açıklamamızın yazılı metnidir:

Bütün Türk-İş Sendikalarına, bütün DİSK Sendikalarına, bütün bağımsız İşçi Sendikalarına, bütün Kamu Çalışanı Sendikalarına, bütün bağımsız İşçi Partilerine ve Yapılanmalarına ÇAĞRIMIZDIR:

KAPITALİZMİN SEBEP OLDUĞU TUFAN GELİYOR!
PATRONLARLA NE AYNI GEMİDE NE AYNI SOFRADAYIZ!
KENDI GEMIMIZİ İNŞA EDELİM KENDI SOFRAMIZI KURALIM!

Ülkemizde 12 Eylül 1980’den bu yana, yani en azından kırk yıldır herşey büyük patronların istediği gibi yürüyor. Bütün hükümetler Türkiye İşveren Sendikalarının ve onunla aynı çıkarları savunan büyük patron örgütlerinin işçi düşmanı politikalarının hizmetinde. Koronavirüs felaketinde de bu durumda bir değişiklik olmadı.
Mardin’deki 120 Cengiz İnşaat işçisi arkadaşımız gibi milyon işçi kardeşimiz işten atıldı. Milyonlarcası sefalet ücretlerine mahkum oldu. Başta sağlıkçı kardeşlerimiz olmak üzere yüzlercesi hayatını kaybetti. Kaybettiğimiz 4 binden fazla insanımızın çoğu emekçidir. Daha ne kadar canın yitirileceği de bilinmiyor. Dünya üzerinde bu büyük patronlar düzeni olan kapitalizm devam ettikçe belli ki daha nice virüslerle karşılaşacağız. Hem kendi kardeşlerimizi hem bütün halkımızı kurtarmak için kendi gemimizi inşa etmek ve kendi soframızı kurmak zorundayız.
Biz işçiler ömrümüzü birilerinin bizi kurtarmasını beklemekle boş yere bekleyerek geçirmek yerine kendi göbek bağımızı kendimiz keselim.
Gemimiz kendi sınıf birliğimiz, kendi cephemiz, patron partilerinden bağımsız kendi partimizdir. O birliğin, o cephenin veya o partinin içinde, bütün farklılıklarımızı koruyarak var olacağız. Nasıl Tüsiad’lar, Müsiad’lar, TİSK’ler, Odalar ve Borsalar Birliği aralarındaki bütün farklılıklara rağmen biz işçilere karşı birlikte davranıyorlarsa biz de aramızdaki bütün farklılıklara rağmen en temel haklarımızın savunusunda tek yumruk olmalıyız.
Bizi bölmek isteyen patronların kötülemelerine kulak asmadan Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi, seküler demeden birleşmeyi bilmek zorundayız.
Yani ya hep beraber ya hiç birimiz! İşte bizi tufandan koruyacak ortak gemimiz budur.
Soframıza gelince. O da ülkemizin bütün zenginliğini bütün halkımız arasında eşit olarak paylaşacağımız yeryüzü sofrasıdır. İşte bu sofrayı kurmak için de işçi sınıfı olarak iktidara gelmemiz gerekiyor. İşte biz bunun için vardık, varız, var olacağız!