|

Kanal İstanbul – Ayranı yok içmeye tahtırevanla gider etmeye

Bu atasözümüz tam da mevcut duruma denk düşüyor.
Memleketteki işsiz sayısı milyonlara varmış, bunların artık önemli bir bölümünü üniversite mezunu gençler oluşturuyor, ortalama işçi ücreti neredeyse açıklanan asgari ücret seviyesine düşmüş, taşeron işçilik neredeyse esas işçilik haline gelmiş, yoksulluk nedeniyle aileler parçalanıyor, kadın cinayetleri almış başını gidiyor, grev yasak, sendikal örgütlenme bile yasak, konuşmak yasak.
İşte bu şartlar altında ortaya Kanal İstanbul gibi bir proje atmak tam da yukarıda yazdığımız atasözünü akla getiriyor. Evet atalarımız haklıymış!
Bu Projeye Kimlerin İhtiyacı Var?
Öncelikle büyük emperyalist kuruluşların, bankaların, sigorta şirketlerinin. Çünkü bir halkın cebinden paralarını almanın en kolay ve güvenilir yolu bu. Bu sadece bizde değil dünyada böyle yürüyor. Önce borçlandıracaksın sonra faiziyle bu borçların kat be kat fazlasını yoksul insanların cebinden çekip alacaksın. O gariban ülkelerin hükümetleri de buna önayak olacak.
Kanal İstanbul aynen 3. havaalanı gibi bir satış projesidir. 3. Köprü gibi bir satış projesidir. Orhangazi köprüsü, otoyolları, şehir hastaneleri gibi bir borçlandırma projesidir. Hiçbir getirisi olmayan bir borçlandırma projesi. 2001 yılında Arjantin ekonomik krize girdiğinde ülkenin en önemli arazileri satışa çıkarıldı. Kimler mi satın aldı? ABD ve İspanyol finans şirketleri. Bugün aynı durumla bizi karşı karşıya bırakıyorlar. Bu tank palet fabrikasının satışından çok büyük bir satıştır. Ve bütün memleketin geleceğini ipotek altına alacak bir girişimdir. Bu borçlanma paralarıyla neler neler yapılabileceği herkesçe söyleniyor. Doğrudur. Böyle bir proje arazi satışlarının dışında birkaç yandaş müteahiti daha da zenginleştirmenin dışında ne işe yarar?
Buradan şu sonucu da çıkartmamız gerekir: Kanal İstanbul gibi projeler halkın egemen bir meclisinin olmadığı ve öyle bir meclisin kalkınma planları yapmadığı şartlar altında mümkündür.

İşte bu yüzden “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” karşı “egemen” bir meclis seçimi yolunda ülkenin dört bir yanında egemen meclis komiteleri oluşturulmalıdır!


Yoruma kapalı