|

KAPİTALİZM BU FELAKETE SEBEP OLDU KURTARICI ANCAK İŞÇİ SINIFI OLACAK!

” Cepheye silahsız olarak sürülmüş durumdayız”

Dünya bir felaketle karşı karşıya: Yeni koronavirüsü salgını ülkemiz de dahil olmak üzere dünyada milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor.

Bu salgının bu kadar etkili olmasının sorumlusu dünyanın dört bir yanında yıllardır sürdürülmekte olan ÖZELLEŞTİRME politikalarıdır. Bu politikalar ülkemizde de esas olarak 1980 yılından itibaren başta Turgut Özal’ın partisinin hükümetleri olmak üzere istisnasız bugüne kadar uzanan bütün hükümetler tarafından hararetle savunulmuş, kamu alanı tamamen devre dışı bırakılarak aç gözlü patronlara ve onların şirketlerine ve gene onların bağlantılı oldukları çokuluslu şirketlere peşkeş çekilmiştir. Bu özelleştirme kampanyalarının ayyuka çıktığı bir dönemde Petrol-İş sendikamızın başlatmış olduğu bir karşı kampanya şöyle diyordu: ‘ÖZELLEŞTİRME SAVAŞ DEMEKTİR!’ Ne kadar da doğruymuş değil mi? Evet o günden bugüne dünyanın dört bir yanında kar hırsı için açılan savaşlar milyonlarca yoksul insanı perişan bir halde çoluk çocuk ve aç biilaç oradan oraya göç ettiriyor. Bu savaşların gerekçeleri ne olursa olsun esas sebepleri emperyalist devletler için daha büyük karlar elde etmek, diğer devletler için de bu karların kıyısından köşesinden tırtıklamak oluyor. İşte özelleştirme bunun için yapıldı ve bunun için yapılmaya devam ediliyor. Daha çok petrol ve doğal gaz bölgesi ele geçirilecek, bunun için daha çok silah, silahların yol açtığı tahribatı önlemek için de daha fazla ilaç satılacak. İyi de bütün bunların koronavirüsle ne alakası var diyeceksiniz değil mi? Var, hem de nasıl var görelim.

Mesele koronavirüs değil, yayılmasının engellenememesi

1980’li yıllardan itibaren başta Britanya olmak üzere başlatılan bu özelleştirme politikaları önce belli başlı Avrupa ülkelerini sardı -ABD’den bahsetmeye gerek yok zaten orada her şey özel- ardından bütün dünyaya yayıldı. Biz de bu politikalardan fazlasıyla nasibimizi aldık. Hala da almaya devam ediyoruz. Bu ‘yap-işlet-devret’ sistemiyle gerçekleştirilen bütün yapılar; yani köprüler, havaalanları, otoyollar evet hepsi iç ve dış borçlanmaların ürünüdürler. Hepsi özelleştirme politikalarıdır. Peki bu özelleştirme politikaları başka nelere sebebiyet verdi? Ne olacak, özelleştirilen işyerlerindeki işçilerin ve çalışanların büyük bölümü işten atıldı, kalanlar da geçmişe göre çok daha düşük ücretlerle ve tamamen güvencesiz koşullar altında çalışmaya başladılar. İşsiz kalan insanlar geçici işlerde güvencesiz olarak taşeron şirketler hesabına çalışmaya başladılar. Sendikal örgütlenme iyice zayıflatıldı, greve çıkmak neredeyse imkansızlaştırıldı, toplu sözleşme sistemi bile patronlarla hükümet temsilcilerinin çoğunlukta olduğu kurullara sevk edilerek anlamsızlaştırıldı.

Özelleştirme politikaları sonucu sağlıkta en büyük destek özel sektöre verildi. Devlet hastanelerine tek kuruş yatırım yapılmaz, depreme dayanıklılığı olmayan binaları tadil edilmez, odalarına sabun ve en basit pansuman aletleri bile alınmazken, özel sektöre çalışanların vergilerinden toplanan muazzam kaynaklar aktarıldı. Altı ay gibi kısa sürelerde dağlar yıkıldı özel hastaneler inşa edildi. Özel hastanelerin yoğun bakım kapasiteleri devlet hastanelerindekileri aştı. Çünkü özel hastanelerde yoğun bakım üniteleri açmak çok karlıydı. Devlet hastanelerinde araştırma yapılmasına hiç önem verilmedi. Tam tersine bırakın araştırma imkanı sunmayı eski sağlık bakanlarından biri makamında yabancı ilaç şirketi yöneticileri tarafından Bayer firmasının aspirini dururken Milli Savunma Bakanlığı aspirini üretmeye devam etmesi yüzünden tehdit edildiğini söyledi.

Çok büyük ilaç şirketleri bu yüzsüzlüklerini sadece bizde değil kendi ülkelerinde de yaptılar. ‘Büyük patronların vatanı yoktur’ derler ya, tam da öyle işte. Araştırmaya ayırdıkları sermaye fazla geldiği ve yeterli kar sağlamadığı için yeni çıkan virüslere karşı aşı geliştirme işine hiç girişmediler. Ayrıca antibiyotik geliştirme işlerine de karlı olmadığı için hiç el atmadılar. Oysa antibiyotik insanlık için önemli bir keşifti ve halen de üzerinde çok çalışma yapılması gereken bir alanı oluşturuyor. Yanlış anlaşılmasın ‘bu herkes çok antibiyotik kullansın’ anlamına gelmiyor, sadece büyük ilaç şirketlerinin kar maksimizasyon politikaları yüzünden bugün dünyada yeterli çeşitte antibiyotik bulunmuyor. Gene Avrupa ülkelerinden özellikle Britanya, İtalya ve İspanya’da sağlık sistemi neredeyse tamamen çökmüş durumda. Fransa aralarında daha iyi durumda olmasına rağmen orada bile aynı politikalar yüzünden son yıllarda hastanelerdeki personelin azaltılmasının yanı sıra 100 bin yatak da eksiltilmiş durumda. İtalyan sağlıkçıları şu an muazzam bir çalışma içindeler. Resimdeki sağlık emekçisi üzerinde kendi hükümetlerini protesto eden şu dövizi taşıyor: ‘Cepheye silahsız olarak sürülmüş durumdayız’.

Dünya işçi sınıfı ne yapacak? Türkiye işçi sınıfı ne yapacak?

Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet rejimi olan kapitalizmin yayılmasını engelleyemediği koronavirüs karşısında en zor durumda olanlar tabii ki işçiler, yoksul köylüler ve genel olarak toplumun ezilenleri. Kuşkusuz koronavirüs sınıf farkı tanımıyor, bütün sınıflardan insanları etkiliyor, ama gene de zenginlerin imkanları-sayıları da daha az olduğu için- çok daha fazla.

Kapitalizmin neden olduğu bu büyük felakete karşı mücadelede başı çekecek olan gene dünya işçi sınıfı olacak. Özellikle işçi sınıfının sağlık kesimi (doktorlar, laborantlar, hemşireler, hastabakıcılar ve diğerleri) bu mücadelenin bayrağını yükseltecekler. İşçi sınıfının diğer kesimleri bu mücadelede sağlıkçı kardeşlerini sonuna kadar desteklemeliler. Çünkü bu sadece tehdit altındaki işçi sınıfının değil, bütün insanlığın kurtuluş mücadelesi. Kapitalizm neden oldu, işçi sınıfı kurtaracak. Ve işçi sınıfı bu kurtuluş mücadelesini zafere ulaştırdığında da dünya çapında patronların hükümetlerini değil kendi hükümetlerini isteyecek.

İşten atmalar yasaklansın!
Bütün ücretler korunsun!
Hastane çalışanları bağımsız komisyonları kurulsun!
İlaç/aşı araştırma ekipleri komisyonları kurulsun!
Doktor komisyonları kurulsun!
Sendikal örgüt komisyonları kurulsun!
TTB başta olmak üzere işçi sendikaları derhal işin başına geçsin!

İKEP Merkez Yürütme Kurulu / 19 Mart 2020