|

Ortak Akıl Hareketi: Kimle ortak?

Ortak Akıl Hareketi, Hak-İş ve Memur-Sen konfederasyonlarımızın liderliğinde Haziran ayında kuruldu. Manifestosu’nu 23 Haziran’da basına duyuran hareket, 28 Haziran’da Malatya’da ilk mitingini gerçekleştirdi. Ardından 5 Temmuz’da Samsun’da, 19 Temmuz’da da Bursa’da müteakip mitingler gerçekleştirildi.

Hareket’in bileşenlerine baktığımız zaman, öncülük eden Hak-İş ve Memur-Sen’in yanı sıra MÜSİAD, MARSİAD (Marmara Sanayici ve İşadamları Derneği), ASKON (Anadolu Aslanları İşadamları Derneği), Filistin Dayanışma Derneği ve Mazlum-Der göze çarpıyor.

İşçi Kardeşliği Partisi olarak sendikalarımızın rol aldığı ve belli bir kitle hareketine seslenen Ortak Akıl Hareketi’ni ayrıntılı olarak ele almayı gerekli gördük.

Ortadoğu Yeniden mi Şekilleniyor? Kan Gölüne mi Dönüyor?

Ortak Akıl Hareketi’nin Manifestosu şu cümleyle açılıyor: “Dünyanın ve özellikle Ortadoğu’nun yeniden şekillendiği bu günlerde, Türkiye’nin de yeni bir bakışa ihtiyacı olduğu açıktır.” Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinden Hareket’in kurucuları ne anlıyor, bilmiyoruz. Ancak bizim gördüğümüz; Ortadoğu’nun Filistin’den Irak’a ve Lübnan’a kadar kan gölüne döndüğü. Bunu yapan da İsrail ve onun destekçisi emperyalizm.

Bu sebeple Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni bakışın ne olduğunu da anlayamıyoruz. Ortak Akıl Hareketi acaba bu vahşi operasyonlarda, örneğin İran savaşında, ülkemizin de mi yer almasını istiyor? Acaba Hareket’in içinde yer alan ve geçmişte Filistin halkının mücadelesini savunmuş Filistin Dayanışma Derneği ve Mazlum-Der bunlara ne diyor?

Grevsiz Demokrasi 

Hareket, Türkiye’nin temel sorunu olarak darbelerle oluşturulmuş bir hukuk zemini üzerindeki bürokratların halk iradesine itibar etmemesini gösteriyor ve çözüm olarak özgürlüklerin demokrasiyle genişletilmesini ve bunun için yeni bir anayasa yapılmasını öngörüyor.

Evet, bizim için demokrasi, seçim sandığının iktidarı belirlemesidir. Ama bunun için işçi sınıfını temsil edilecek partilerin kurulması gerekir. 70 milyonluk ülkenin 22 milyonu işçi iken, parlamentoda işçi kökenli tek bir milletvekilinin bulunmasının neresi milli iradedir?

Bizim için demokrasi aynı zamanda işçi sınıfının toplu haklarının, başta örgütlenme ve grev hakkının özgürce kullanılması demektir. İşçi Kardeşliği’nin yayın hayatının başından beri dediği üzere: grevsiz demokrasi olmaz!
Ancak Manifesto, özgürlükler üzerine konuşurken, işçi haklarını unutuyor. Başındaki iki öncü örgüt iki sendika konfederasyonu olduğu halde!

İşçi Sınıfının Bağımsız Politikası Esastır

İşçi Kardeşliği’nin vazgeçemeyeceği iki ilkesi vardır: işçi sınıfının birliği ve patronlardan ve hükümetten bağımsızlığı. Ve bu ilkeler birbirleriyle sıkı sıkı bağlıdır: birinden vazgeçersek diğerini de kaybederiz.

Ancak Hak-İş ve Memur-Sen konfederasyonları ve Hareket’teki diğer sendikalar, Türkiye tarihinde görülmedik ölçüde siyasete angaje olmuş haldedir ve bunu başta MÜSİAD olmak üzere birçok patron örgütüyle beraber yapmaktadırlar. Bu patron örgütlerinin hükümeti doğrudan desteklediği de herkesin malumudur.

Bu durum sadece Hak-İş ve Memur-Sen’in bağımsız politikasına engel oluşturmuyor, aynı zamanda işçi sınıfı örgütleri içinde bir ayrılık yaratıyor ve TÜSİAD’ın DİSK’e ve KESK’e müdahalesine zemin hazırlıyor.

Sendikalarımız bağımsız olmazlarsa varolamazlar, Ortak Akıl Hareketi, Hak-İş başta olmak üzere sendikalarımıza kurulmuş bir tuzaktır.

Hak-İş tarihinde Emek Platformu’nun kuruluşunda aktif rol almış bir örgüttür. O günlerde de 28 Şubat muhtıracıları ile Refah Partisi arasında bir gerilim yaşanıyordu. O gün işçi sınıfının birleşik ve bağımsız politikasını gündeme getirebilmiş Hak-İş bugün de geçmişine yakışır şekilde davranmak durumundadır.

Ancak bu yolla demokrasi bayrağını AKP ve destekçisi emperyalizme, laiklik bayrağını da CHP ve destekçisi milliyetçilere bırakmadan mücadelemize devam edebiliriz.

Yoruma kapalı