|

Oyumuz Kurucu Meclis Seçimi için Başkanlık Sistemine Karşı

BAŞKANLIK REJİMİ DEMOKRASİ DÜŞMANLIĞIDIR

 

DEMOKRASİ DÜŞMANLIĞI, İŞÇİ SINIFININ ÖRGÜTLENMESİNE ve HALKLARIN KENDİ KADERLERİNİ TAYİN HAKKINA DÜŞMANLIK DEMEKTİR

 

BU DÜŞMANLIKTA ISRARCI OLAN ERDOĞAN-BAHÇELİ REJİMİ ÇÖKERTİLMELİ;

 

BU ÇÖKEN REJİMİN YERİNİ EN KISA ZAMANDA ÖZGÜR ve DEMOKRATİK BİR SEÇİMLE ÜLKENİN KADERİNE EL KOYACAK EGEMEN BİR KURUCU MECLİS ALMALIDIR

İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) olarak yaklaşık on yılı aşkın bir süredir seçim barajının sıfırlandığı, her partinin eşit koşullar altında seçimlere katıldığı, her partiye eşit propaganda hakkının tanındığı, sadece devlet TV’lerinden seçim propagandalarının bütün partilere eşit süreler tanınarak yapıldığı, diğer kanalların propaganda imkanlarının seçim öncesi dönemde yasaklandığı, seçilen milletvekillerinin kendilerini seçenler tarafından vekilliklerinin düşürülebileceği bir egemen kurucu meclis seçiminin ülkenin geleceği için tek çözüm olduğunu ileri sürdük. Bu demokratik seçim önerimiz uygulandığı takdirde Kenan Evren diktatörlüğünün demokrasi düşmanlığına son verecekken, Erdoğan-Bahçeli kliği, 12 Eylül 1980 cuntasına rahmet okuturcasına yüzde 10’luk seçim barajını bile yeterli görmeyerek barajı yüzde 50’ye yükseltip kendi adayları dışında kimseye propaganda imkanı tanımadan, üstelik OHAL koşulları altında, Selahattin Demirtaş gibi bir başkan adayının bile kanunsuz olarak hapiste tutulmaya devam edildiği koşullarda, emirleri altındaki YSK ve mahkemeler aracılığıyla sözde seçimlere gidiyorlar. Ancak, bu koşullar altında gerçekleştirmek istedikleri seçimler bile onların çöküşünü engelleyemeyecek.

Erdoğan-Bahçeli kliği kaybetmeli çünkü Başkanlığı getiriyor

Başkanlık rejimleri dünyanın her yerinde anti-demokratik, Türkiye gibi emperyalizme bağımlı ülkelerde ise daha da beterdir. Bu rejimler ancak totaliter despotlar çıkarırlar. Bizim gibi ülkelerde “seçilen” başkanın çeşitli mekanizmalarla denetlenmesi ve maceracı davranışlarının (komşu ülke topraklarına askeri müdahale gibi) dizginlenmesi son derece zordur. Kaldı ki son anayasa değişikleriyle anlamını iyice yitirmiş olan Meclis’in de bu fren görevini görmesi neredeyse imkansızdır. Başkanlık sisteminin tam zıddı Kurucu Meclis sistemidir. Biri en yaygınlaştırılmış halk egemenliğini savunurken, Başkanlık sistemi “Tek Adam” rejimidir. Saadet Partisi Genel Başkanı’nın ifade ettiği “Her ikisi de olabilir” anlayışı bu yüzden kabul edilemez, halkın egemenliğini savunanlar Başkanlık sistemine göz kırpamazlar. Kurucu Meclisi savunan Başkanlığa karşı çıkmak zorundadır. Çıkmıyorsa Başkanlık sisteminden bir beklentisi var demektir. Neredeyse herkesin kabullendiği Abdullah Gül formülü zaten böyle bir formüldü. Görünüşte Erdoğan’dan daha mülayim, fiiliyatta ise onun akıl hocası. Bu formülün tutmamış olması demokrasi mücadelesi açısından son derece olumlu olmuştur. Türkiye başkanlıkla yönetilen Suudi Arabistan ya da Katar veya ABD ya da Fransa olmayacaktır. Egemen bir kurucu meclis seçimi için yollar sonuna kadar açıktır. Egemen bir kurucu meclis seçimi ülkemizi şeyhlerin, sultanların rejimine sokmayacağı gibi, ABD ve Fransa’daki rejimlerden de Rusya’dakinden de kat be kat daha demokratik kılar.

İşte bütün bu koşullar altında Erdoğan-Bahçeli kliğinin seçimleri kaybetmesi demokrasinin kazanması açısından olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

Bizim için demokrasi nedir?

Biz, burjuva demokrasisi hayranı ağzı açık ayran budalaları değiliz. Demokrasi istiyorsak, tabii ki öncelikli olarak kendimiz, kendi sınıfımız için istiyoruz. Yani işçilerin siyasal ve sendikal alanlarda özgürce örgütlenebilmeleri için, özgürce greve çıkabilmeleri için, patronlar ve onların temsilcileriyle toplu pazarlık yapabilmeleri için, önceden mülki amirlerden izin almaksızın gösteri yapabilmek için, işçi örgütlerinin görüşlerini hiçbir baskı altına girmeden açıklayabilmeleri için, Kürt halkının temsilcileri olan başkanlarının, milletvekillerinin, belediye başkanlarının hapse atılmamaları ve görüşlerini özgürce ifade edebilmeleri için demokrasi istiyoruz.

Ama görüyoruz ki, çürümüş kapitalizm ya da emperyalizm çağında artık patronlar demokrasinin hiçbir biçimini istemiyorlar. Ne ABD’de, ne Fransa’da ve ne de Türkiye’de. Türkiye’de patron partileri yıllardır ne işçi sınıfının demokratik haklarını gözettiler ne de bir diğer temel demokratik hak olan halkların kendi kaderlerini tayinine çözüm getirdiler. Artık demokrasi talebini ondan ödü patlayan patronların elinden alıp işçi sınıfının bir talebi haline getirmek ve patronlar cumhuriyetinden bir işçi cumhuriyetine doğru yürümek bizim elimizde. Patron partilerinin ve onların devletinin çözemediği bütün sorunları çözmek için böyle bir cumhuriyete ihtiyacımız ekmek ve su ihtiyacımız kadar elzem. Bu seçimlere bu yolu açmak için, Erdoğan-Bahçeli kliğini yıkmak için katılıyoruz.

Yönetenlerin yönetemediği, yönetilenlerin henüz yönetmek istemediği bir duruma son vermek için…

Türkiye’de yönetenlerin yönetemediği bir durumla karşı karşıyayız. Erdoğan-Bahçeli kliği seçimleri kazansa da kaybetse de bu durumda bir değişiklik olmayacak. Katmerli 12 Eylül rejimi altında kimse Türkiye’yi yönetemez. Her koşul altında Erdoğan-Bahçeli kliğinin kaybetmesinin demokrasinin yolunu açacağını ve bunun çok önemli olduğunu ifade ediyoruz. Ama bu yeterli değil, çünkü henüz yönetilenler yönetme yolunu görebilmiş değiller. Onların bu yolu görebilmeleri için bu sahte seçimlerin ardından demokratik bir seçime ihtiyaç var. Böyle bir demokratik seçimle oluşacak bir kurucu mecliste işçi sınıfının bütün örgütlerini kucaklayan bir sınıf partisini inşa etmek zorunlu. Böyle bir parti başlangıçta küçük bir temsile sahip bile olsa kısa zamanda dev adımlar atma şansına sahip olacaktır. İşçi Kardeşliği Partisi olarak yönetilenlerin yönetmek isteyeceği bir ülke için ihtiyaç duyulacak patronlardan ve onların hükümetlerinden ve partilerinden bağımsız bir işçi partisini bu anlayıştaki bütün işçi örgütleriyle hep birlikte inşa etmek için her türlü çabayı göstereceğimizi şimdiden ilan ederiz.

Seçimlerde tavır

Erdoğan-Bahçeli kliğinin totaliter despotizmine son vermek için Başkanlık seçimlerinde muhalif partilere, milletvekili genel seçimlerinde ise yüzde 10 barajını aşması ve Mecliste Erdoğan-Bahçeli kliğinin önünü kesmesi için HDP’ye oy vermenin en doğru yol olacağı görüşündeyiz. Şunu unutmayalım; emperyalizme bağımlı bir ülke olan Türkiye’de Türk halkı (NATO’su, IMF’si, ABD askeri üsleri ile) egemen olmadığı gibi, Kürt halkı da, bütün bunların yanı sıra iktidar blokunun ve geleneksel olarak Türk toplumunun dokusuna nüfuz ettirilmiş ırkçı anlayışın saldırıları karşısında en az iki kere egemen değildir. Muhalefetten seçilecek bir Başkan görevini tasfiye etmek üzere seçilmeli ve seçilir seçilmez Meclis ile birlikte demokratik bir seçim için tüm gerekli düzenlemeleri yapmakla görevlendirildiği kendisine hatırlatılmalıdır. Başkanlık için Erdoğan-Bahçeli kliğinin yenilmesi kadar Mecliste çoğunluğun muhalefet lehine değişmesi de, seçimler sonrasında anti-demokratik seçim koşullarının değiştirilerek “Tek adam” rejimine dur diyecek; işçilerin, işsizlerin, emeklilerin, gençlerin, kadınların ve onların örgütlerinin, Türk’ünden Kürt’üne, Sünnisinden Alevisine herkesin kendini temsil edebileceği egemen bir kurucu meclis seçimi için önemlidir. Oylarımız yasaksız, barajsız yapılacak egemen bir Kurucu Meclis seçimi için Başkanlık sistemine karşıdır!

27.05.2018

İşçi Kardeşliği Partisi (İKP)

Merkez Yürütme Kurulu

 

Yoruma kapalı