|

Saray Darbesini Engellemek

8 Mayıs 2019 tarihli parti bildirimizde YSK eliyle gerçekleştirilen darbeyi kastederek “Sivil Darbeden Saray Darbesine Hazırlık” başlığını atmıştık. Ne yazık ki aradan geçen zaman zarfındaki gelişmeler bu yargımızı doğrular nitelikte. İstanbul’da Kürt seçmeni şimdilik ürkütmek istemeyen Erdoğan esas ortağı Bahçeli’yi kısa bir süre için kenarda durmaya ikna ederek, ama bunun karşılığında da Bahçeli’nin dilini aratmayacak bir dil tutturarak sahne aldı. Açık açık muhalefet seçimi kazansa da İmamoğlu’na koltuğu vermeyeceğini ima eden sözler sarf ediyor. Bu tavrın tercümesi tam da Saray Darbesidir ve eğer bu darbeye bir direniş söz konusu olursa da Erdoğan’ın izniyle Bahçeli Anadolu’dan İstanbul’a yürüyüşünü başlatabilecektir.

Muhalefet partilerinin İstanbul seçimini yorumlayışları “taktik” açıdan da olsa yanlıştır. Onlar Erdoğan’a ve Bahçeli’ye “sonuçta bu bir belediye seçimi, kaybetseniz ne fark eder iktidarı terk etmiyorsunuz, bakın biz de söz veriyoruz erken seçim istemeyeceğiz” sözünü veriyorlar. Oysa geçen bildirimizde de açıkça ifade ettiğimiz gibi İstanbul seçimi bir Belediye Başkanlığı seçimi olmaktan Bahçeli/Erdoğan ittifakı tarafından çoktan çıkartılmıştır. Bu onlar açısından gerçekten bir beka seçimidir ve ne Binali Yıldırım’ın ve ne de Ekrem İmamoğlu’nun politik şahsiyetlerinin zerre kadar önemi yoktur. Kaldı ki, gerçekten de Binali Yıldırım AKP içinde Erdoğan’ın en güvendiği kişi olmanın dışında bir niteliğe sahip değilse İmamoğlu da CHP içinde ANAP İstanbul eski Belediye başkanı adayı İlhan Kesici’den politik ihtirası dışında çok farklı bir karaktere sahip değildir. İşte bu yüzden muhalefetin seçimin bu iki aday arasında geçeceği izlenimi yaratması son derece tehlikelidir. Bu seçim anını ve sonrasını hesaba katmamak, buna hazırlanmamak , dayandıkları kitleleri pusulasız bırakmaktır. Oysa ki karşı taraf pusulasız değildir.

Gelişmeler tehlikelidir

Evet İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi iktidarın bütün çabasına rağmen muhalefet tarafından kazanılırsa hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. İlkin, daha iptal edilen seçimden de anlaşıldığı gibi kitleler özgüven kazanmışlardır. Ortada Bahçeli/Erdoğan ittifakının çok da güçlü olmadığı ve artık her zaman kaybedebileceği inancı yerleşmeye başlamıştır. İşte bu koşullarda Bahçeli/Erdoğan ittifakının ne tür hazırlıklar içinde olduğu dikkatle izlenmeli ve seçimlere en geniş kitlesel katılım sağlanmaya çalışılmalıdır. Geçen bildirimizde de ifade ettiğimiz gibi muhalefetin seçimlere kitlesel katılımı örgütlemesi başlı başına bir siyasal demokrasi eylemidir. Bu seçimler eğer gerçekleşirse oy farkının yüzbinleri aşması olası bir Saray darbesine karşı ilk engel olacaktır. Ama kuşkusuz bu yeterli değildir. İşçi sınıfı bu hükümetin kendi önüne koyduğu bütün yasakları ; grev yasağını, sendika seçme yasağını, toplu sözleşme yapma yasağını, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma yasağını, düşüncelerini belirtme yasağını, din ve vicdan özgürlüğü yasağını ortadan kaldırmak için seçimlere katılmalıdır. Taşeron işçiliği ortadan kaldırmak için, kadın işçilere uygulanan haksızlıklara ve adaletsizliklere son vermek için, işten atılanların işlerine iadesi için, işsizlere yeni iş sahaları açmak için, eğitimli gençleri istihdama katmak için, emeklileri insan onuruna yakışır bir gelire kavuşturma talepleriyle ve özellikle kıdem tazminatının patronlara yarayacak fonlara devredilmesini engelleme talepleriyle seçimlere katılıp Bahçeli/Erdoğan kliğinin yenilgisini hazırlamalıdır. Mevcut hükümetin politikalarına karşı bu taleplerle hareket edilmediği takdirde seçimin kazanılması da fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Kaldı ki Bahçeli/Erdoğan ittifakının yıllardır süregelen işçi düşmanı politikalarına karşı İmamoğlu’nun “ben de istihdam bürolarını çalıştıracağım” anlayışına, bunun aslında taşeron işçiliği sürdürmekle aynı anlama geldiği vurgulanarak şiddetle karşı çıkılmalıdır. Bugüne kadar Türkiye’de Bahçeli/Erdoğan hükümeti dışında hiçbir patron yanlısı hükümet, patronlara dönüp , “bakın sizin menfaatiniz için işçilerin grevlerini yasaklıyorum, daha ne istiyorsunuz?” deme pervasızlığında bulunmamıştır. İşte bu küstahlığa son vermek için de seçimlere kayıtsız kalamayız.

Elbette mesele seçimlerle kapanmayacak

Muhalefet partilerinin yöneticileri ne derlerse desinler, muhalefetin ezici bir seçim zaferi halinde iş o noktada kalmayacaktır. İşçi sınıfı tabii ki üzerine giydirilmiş deli gömleğinden kurtulmak için yeni seçimler isteyecek ve hiçbir seçim barajının olmadığı , herkese eşit propaganda imkanlarının sunulacağı, seçilenlerin seçmenlerince geri çağrılabileceği bir milli ve egemen kurucu meclis seçimini dayatacaktır. Biz İKEP olarak mevcut başkanlık sisteminin olabilecek en anti-demokratik rejim olduğunu ilan ederiz. Bunun yerine bütün siyasi partilerin katılımıyla (tabii ki başta işçi partilerinin olmak üzere) bir meclis hükümetinin kurulmasını talep ederiz. Tek yetkili bir başkana ihtiyacımız olmadığı gibi onun fuzuli masraflarına da ihtiyacımız yoktur. Devleti de bu egemen milli meclisin başkanı seçilecek kişi pekala temsil edebilir.

Muhalefet Başkanlık Sistemine kendisi de iktidara gelse karşı olacağını peşinen ilan etmelidir

İşçinin Kendi Partisi (İKEP) işçi sınıfının kendi partisinin özgürce temsil edilmediği bir meclisin eksik kalacağını peşinen ilan eder. Kaldı ki işçi sınıfının özgürce temsil edilmediği bir meclis ne demokratik olabilir ne de demokrasiyi hakim kılabilir. Ama biz, sıraladığımız koşullar altında gerçekleşecek bir seçimde mevcut partilerin oylarının büyük ölçüde azalacağını işçi partisinin ( ya da partilerinin) oylarının ise artacağına eminiz. Parti olarak şimdiden, muhalefetin seçimleri kazanması durumunda ortaya çıkacak olan süreçte muhalif partilerin hep birlikte – ki buna biz de derhal katılırız- Başkanlık Sistemine son verecek bir anayasa değişikliğine gitmeleri için bir kurucu meclis seçimi çağrısı yapmalarını talep ederiz. Bunu yapmadıkları takdirde işçi sınıfı olarak enselerinde boza pişireceğimizi bilsinler. İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin muhalefet tarafından kazanılması durumunda bu çağrıyı sürekli olarak yenileyeceğimizi dost düşman herkese şimdiden ilan ederiz.

Dolayısıyla 23 Haziranda Oylarınızı Bahçeli/Erdoğan İttifakının Kaybetmesi İçin Kullanın!

İŞÇİNİN KENDİ PARTİSİ (İKEP) 20 Haziran2019

Yoruma kapalı