|

Şili: “Egemen Kurucu Meclis hemen şimdi!”

Mesele 30 peso değil, mesele son 30 yıl!”

(IWC Gazetesinin 6 Kasım 2019 tarihli 143. Sayısında yayınlanmıştır)

Santiago’daki bir gösteriden: “Kurucu Meclis’e Evet, Pinochet Anayasası’na Hayır!

İşçilerin ve gençlerin patlaması devrimci bir krizin yolunu açtı. Milyonlarca işçi ve genç “Mesele 30 peso değil” [metro ücretine yapılan zam – editörün notu] diye haykırıyor; “mesele reddettiğimiz son 30 yıl.” Bu 30 yıl Şili’de Pinochet diktatörlüğünün sona ermesinden sonra yaşanan ve 1980 Anayasası ile başlayarak içerisinde “sol”da olanlar da olmak üzere tüm siyasi partilerin diktatörlüğün kurumlarını kabul ederek korudukları dönemdir; bu kurumlardır ki IMF programlarının uygulanmasına olanak sağlamıştır. İşçiler ve Öğrenciler İttifakı içerisinde yer alan muhabirlerimiz Şili’den şunları bildiriyorlar:

Lise öğrencileri isyan ediyor

Başkan Piñera metro biletine yapılan zammı açıkladığında Santiago’daki (Şili’nin başkenti) lise öğrencileri mücadeleye başladı. Öğrenciler metro kullanıcılarını ücretleri ödememeye çağırdılar. Metro idaresi ücret ödemeden geçenleri durdurmak için ordudan yardım istedi. İşte bu anda öğrenciler kitlesel şekilde metro istasyonlarına inerek olayı bastırmaya gelen güçlerin karşısına dikildiler. Metro işçileri sendikası üyelerine iş durdurma çağrısı yaptı. Metro kullanıcılarının büyük bölümü bilet ücretlerini ödemeyi reddetme çağrısına uydu. 17 Ekim günü metro işçilerinin sendikası öğrencilerin çağrısına destek vererek güvenlik güçlerinin geri çekilmesini talep etti. Bugün, herhangi bir örgütün aldığı bir karara dayanmaksızın, kitlesel gösteriler yayılmakta: Öğrenciler mücadele için halka yol göstermiş oldular.

Genel Grev çağrısı

18 Ekim’de gösteriler yayıldı. Hükümet olağanüstü hal ilan etti. Gösterilerin bastırılması yirmi kişinin ölümü ve yüzlercesinin yaralanması ile sonuçlandı. Nihayet 22 Ekim günü bir dizi örgüt Toplumsal Birlik (Unidad Social) koalisyonunu kurdular ve 22-23 Ekim tarihleri için genel grev çağrısı yaptılar. Önderliğinde Komünist Parti ve Hristiyan Demokratların yer aldığı CUT/İşçilerin Birleşik Merkezi, Öğretmenler Birliği, CONFUSAM (Bağımsız Sağlık Sendikaları Federasyonu) ve “AFP’ye Hayır” (diktatörlük döneminden miras kalan emeklilik fonları sistemi) Koordinasyon Komiteleri bu örgütler arasındaydı. Çağrı Başkan Piñera’nın istifa etmesini, olağanüstü halin kaldırılmasını ve askerlerin kışlalarına geri dönmesinin yanı sıra Ulusal bir Kurucu Meclis’in derhal toplanmasını talep ediyordu. Yüzbinler bu çağrıya yanıt verirken hükümet ise olağanüstü hali takviye etti. Kitlesel gösteriler –hiçbir örgütün çağrısı ile olmayan – daha da büyüdü ve ülkedeki en ücra köylere bile ulaştı.

Halk Egemenliği mi, “Piñera ile “diyalog” mu?

Sosyalist Parti önderliği olağanüstü halin kaldırılmasını bile talep etmeden BM İnsan Hakları Komisyonuna çağrı yaptı. Komünist Parti ve Frente Amplio [birkaç yıl önce İspanya’daki Podemos’un modelinde kurulmuş olan siyasi oluşum – editörün notu] hükümet ile “diyalog” kurulması gerektiğini kabul ettiler. Senato’daki tüm meclis grupları Anayasa’da tanımlanan şekilde yapılacak bir referandum yoluyla “krizden bir çıkış yolu bulma” çağrısı yapıyorlar… Pinochet rejiminden kalma olan Anayasa’da. Oysa bu milyonlarca insanın reddetmiş olduğu bir Anayasa!

İşçiler Harekete Katılıyor

Sendikal hareketin bölünmüş olmasına karşın, ilk olarak tersane işçileri harekete geçerek sendikal örgütlere birleşme ve başkente doğru birleşik bir yürüyüş başlatma çağrısını yaptılar. Bakır madenlerinde örgütlü olan sendikaların –ekonominin önemli bir sektörü-  harekete katılma çağrısı yapmalarına karşın sendika federasyonunun başkanı, hareketin dışında kalmak için hükümet yetkililerinin yanında yer alan bir açıklama yaptı. Öğretmenler Birliği şimdiden kamusal eğitimi savunarak mücadeleye katıldı ve halkın geniş kesimlerinden büyük bir destek aldı.

Halk Meclisleri

Mahallelerde ve semtlerde Halk Meclisleri kuruluyor. İşçiler ve Öğrenciler İttifakından aktivistler kendi mahallelerinde bu meclislere katılıyorlar: bazı şirketlerde işyeri meclisleri de oluşturuldu. Bu meclisler halkın geniş kesimlerini bir araya getiriyor; bazen biraz kaotik de olsa; çünkü herkes konuşmak istiyor. Talepler dile getiriliyor: Anayasanın yürürlükten kaldırılması, bir Kurucu Meclis çağrısı, hükümetin çekilmesi, vb. Bizler ise mevcut hükümetin yönetimi altında hiçbir toplumsal veya demokratik talebin karşılanamayacağını tekrarlıyoruz. Bu nedenle de bu meclislerin örgütlenmesi ve yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde koordinasyonlarının sağlanması çağrısını  yapıyoruz.

 “Genel Grev! Egemen Kurucu Meclis, Hemen Şimdi!”

Son 48 saattir ne Toplumsal Birlik koalisyonunun önderleri ne de Komünist Parti veya Frente Amplio yöneticileri Piñera’nın çekilmesi gerektiğini ifade ettiler. Oysa 4 Kasım tarihinde dağıtılan bir bildirilerinde İşçiler ve Öğrenciler İttifakı şu sonuca varıyordu:

 “Halkın çoğunluğu çıkarına olan taleplerimiz ancak farklı tür bir hükümetin kurulması koşulu ile yerine getirilebilir, halk için çalışacak olan ve EGEMEN BİR KURUCU MECLİS tarafından temsil edilecek olan bir hükümet (…) Gençler hepimiz adına bu kavgayı başlatma onurunu yaşadılar; cesaretlerini ve bilinçlerini ortaya koydular. Artık işçilerin sahneye çıkmasının vakti geldi; üretim araçlarını ve hizmetleri durdurabilme kabiliyetlerinin onlara verdiği muazzam güç ile… Madenlerden en küçük limana kadar her faaliyet durmalıdır. Birleşik Toplumsal koalisyon ULUSAL EGEMENLİK kurulana kadar sürecek SINIRSIZ GENEL GREV çağrısı yapmalıdır.  Zenginliği yaratan, ne bizlerin emeği üzerinden geçinen zenginlerdir, ne ekonomik ve finansal gruplar, spekülatörler, hırsızlar veya parazitlerdir; zenginliği BİZ İŞÇİLER YARATIYORUZ! Eylem birliği! Egemen Kurucu Meclis, hemen şimdi!”

Yoruma kapalı