|

ŞİLİ: Demokrasi ile Diktatörlük Karşı Karşıya

IWC Gazetesi – 21 Aralık 2019

11 Aralık günü Şili Senatosu eski İçişleri Bakanı Andrés Chadwick’in “anayasal suç” işlemiş olduğuna dair bir karar aldı. Bu karar son aylarda göstericilere karşı işlenmiş cinayetler, işkenceler ve hapse atmaların cezası kalması karşısında halktan yükselen muazzam tepki sonucunda alındı (yaklaşık 30 gösterici öldürüldü, 300’den fazla gösterici gözünden yaralandı ve ikisi kör oldu, binlerce kişi gözaltına alındı). Hükümetin tüm üyeleri, bir basın toplantısı düzenleyerek “masum” olduğunu söyleyen ve “siyasi bir yargılamanın” kurbanı olduğunu iddia eden Chadwick’in yanına desteğe koştu.

12 Aralık’ta ise Başkan Piñera’nın “anayasal suç” işlediği yönündeki karar tasarısı 70’e karşı 76 oy ile, Hristiyan Demokratların, Radikal Parti’nin ve “bağımsızların” oyları ile reddedildi. Denilebilir ki Frente Amplio (Geniş Cephe) [1] ve Komünist Parti’nin girişimi ile verilen bu karar tasarısı ile hedeflenen herşeyden önce Piñera’dan “demokratik yollarla” -anti-demokratik bir Anayasa çerçevesinde- kurtulunabileceği yanılsamasını yaratmaktı. Öyle ki bu karar kabul edilmiş olsaydı bile Senato tarafından da onaylanması gerekiyor olacaktı ki burada Piñera destekçileri çoğunluğu oluşturuyor.

Peki Ekim ortasından beri sokakları terk etmeyen nüfusun ezici çoğunluğunun çıkarları açısından bakıldığında bu son iki olayın önemi nedir?

Bu bir tarafta talepleri için, hakları için eylemde olan ve Şili’nin gerçek halkı olan milyonların temsil ettiği demokrasi ile diğer tarafta diktatörlüğün karşı karşıya gelişidir. Bu ülkeyi yöneten ve ülke gayri safi hasılasının %30’unu elinde tutan 140 geniş aileyi temsil eden bir diktatörlüktür; kamuoyu yoklamalarında sadece %4 oy desteği olduğu göründüğü halde Piñera’yı iktidarda tutmak için herşeyi yapmaya hazır paralı askerlerin desteklediği bir diktatörlük.

Bu Pinochet’in ortadan kaybolmasından sonra “demokratik” bir maske giymiş olan, tepeden tırnağa silaylı 60.000 özel kuvvetin korumasında olan bir diktatörlüktür. Bu, son otuz yıldır tek görevi her türlü toplumsal hareketlenmeyi bastırmak olmuş olan bir polis gücüdür. Ve bu polis gücü son haftalardaki devrimci hareketlenme karşısında da eski diktatörlüğün baskı kuvvetlerinden farklı davranmamaktadır.

Bu koşullarda halkın, öğrencilerin, işçilerin, kadınların ve emeklilerin mücadelesi kendi yolunu açıyor ve kendi derslerini öğreniyor. Bu derslerden ilki Kongre’ye hizmet etmiş olan tüm siyasi partilerden bağımsız bir örgütü kurma ihtiyacıdır.

Tüm partilerin içine düştüğü yoğun kriz bunu göstermektedir. Frente Amplio (Geniş Cephe) en fazla etkilenmiş olandır: İçerisindeki dört grup bu cepheden ayrılmıştır, diğer gruplar da, üyelerinden gelen ayrılma baskısı altındadır ve ayrılmaları muhtemeldir. Çünkü tam da tüm eski partiler köşeye sıkışmışken “Barış ve Yeni bir Anayasa için Anlaşma”yı [3] imzalayarak Frente Amplio, Piñera’nın kurtarıcısı olmuştur.

Yine hareketin içinde her gün kendini ortaya koyan bir başka ders halkın taleplerini yerine getirebilecek bir hükümet ihtiyacıdır. Kitle örgütleri içerisinde bu yönde bir tartışma yaşanmakta ve bir Kurucu Meclise doğru evrilmektedir. Elbette pek çok engel vardır. Ama 140 ailenin hizmetinde olan ve mevcut siyasi partilerin baskılanmasına ve itaatine dayanan bir rejimi alaşağı etmek için bir Kurucu Meclisin oluşumunu sağlayabilmek gereklidir; böylece bu meclise karşı sorumlu olacak ve sömürülen halkın temsilcilerinden oluşan bir hükümet kurulabilir.

Bunu yapabilmek için derhal Kurucu Meclis için işçi komiteleri örgütlenmelidir. Mevcut ekonomik, toplumsal ve siyasal rejimden kopacak bir hükümet için mücadele gerçek bir demokrasiyi tesis etmenin gerekli koşuludur.

Notlar

(1) Frente Amplio (FA, Geniş Cephe) 2017’de kurulmuş olan bir siyasi gruplar koalisyonudur ve kendisini Sosyalist Parti ve Komünist Partinin soldaki alternatifi olarak sunmaktadır.

 (2) Mevcut Şili Anayasası 1980 Anayasasıdır, yani Pinochet diktatörlüğünün anayasasıdır.

(3) 16 Kasım günü Frente Amplio, PS ve diğerleri tarafından imzalanan bu anlaşma Nisan 2020’deki bir referanduma bağlı olarak Anayasada varsayımsal kozmetik bir değişiklik yapmayı öngörmektedir.