|

STRASBOURG ÇAĞRISI 11 Mayıs 2019

Strasbourg’da yapılan coşkulu enternasyonal işçi mitinginin ardından: STRASBOURG ÇAĞRISI 11 Mayıs 2019

11 Mayıs’taki mitingde Türkiye’den İKEP Genel Başkanı Cemal Bilgin konuşma yaptı.

Bizler Belçika, İngiltere, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Portekiz, Romanya, İsviçre ve Türkiye’den 600 işçi, emek mücadelecisi olarak 11 Mayıs 2019’da Strasbourg’da (Fransa) Avrupa “Parlamentosu”nun yakınında toplandık ve bu vesile ile duyuruyoruz:

Bu Avrupa bizim Avrupa’mız değil!

12-13 Mayıs tarihlerinde Paris’te toplamış olduğumuz Avrupa İşçi Konferansında da ifade ettiğimiz gibi bu Avrupa büyük sermayenin ve savaşın Avrupasıdır. Özelleştirmenin, güvencesiz çalışmanın, göçmenlere yönelik cadı avının ve baskının Avrupa’sıdır. Güçlülerin, çokuluslu şirketlerin, ABD yönetiminin ve onun askeri kolu NATO’nun çıkarlarına hizmet eden bir araçtır.!

Tüm kıtada, kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm işçiler aynı şeyleri ifade etmişlerdir: Hükümetleri siyasi yelpazenin hangi tarafında yer alıyor olurlarsa olsunlar – kendilerini sol, sağ, aşırı sağ, popülist veya büyük koalisyon olarak adlandırsınlar- her biri Avrupa Birliği kurumlarının talep ettiği programları ve önlemleri uygulayagelmişlerdir. Bunun sonucunda da Avrupa ülkelerinin her birinde işçi sınıfı karşıtı ve demokrasi karşıtı politikalar uygulanmıştır.

26 Mayıs tarihinde yapılacak Avrupa seçimlerinden 15 gün önce toplanan bizler, bu konudaki tutumumuz ne olursa olsun bu vesile ile duyuruyoruz:

İşçiler sadece kendi güçlerine güvenebilirler!

Avrupa’daki özelleştirme, kuralsızlaştırma ve güvencesiz çalışma politikalarının karşısına bizler işçilerin kazanımlarının ve işçi örgütlerinin savunulmasını koyuyoruz!

Özelleştirmenin, kuralsızlaştırmanın ve güvencesiz çalışmanın Avrupa Birliği’ne karşı bizler işçilerin ve demokrasinin birleşik ve kardeş Avrupasını savunuyoruz!

Bizler Özelleştirmeye, Kuralsızlaştırmaya ve Güvencesiz Çalışmaya Karşı Avrupa İrtibat Komitesi‘ni bu temelde oluşturmuş bulunuyoruz.

Oybirliğiyle haykırıyoruz: 


Özelleştirme öldürür!
Binlerce hastanenin,doğumhanenin ve sağlık ocağının kapatılması ile hastaların hayatlarını riske atar, öldürür.

Demiryollarının, hava ve kara ulaşımının kuralsızlaştırılması sonucunda artan kaza sayıları ile öldürür.

Kuralsızlaştırmayı, güvencesiz çalışmayı ve aşırı sömürüyü yaygınlaştırarak yarattığı çaresizlik sonucunda kimi insanları yanlış eylemlere sürükler.

Kamu okullarını ve üniversite sistemini vurur, gençlerin geleceklerini çalar. 


Avrupa Birliği’nde özelleştirme
Özelleştirmelerin hepsinin kaynağı aynıdır.

Tümü Maastricht Sözleşmesinin 129b Maddesinden kaynaklanır. Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan bu sözleşme halkların üzerinde “serbest rekabete dayanan bir açık piyasa ekonomisi”ni dayatmaktadır.

Bu sözleşmeden kaynaklanan Avrupa direktifleri ekonominin her sektörünü özelleştirmektedir.

“Kamu harcamalarında kesinti”ler hastanelerin, doğumhanelerin, okulların, üniversitelerin ve kamu hizmetlerinin kapanmasına yol açmaktadır.  


Demokrasi tehlikede 
Bu “serbest, müdahale edilmemiş rekabet” politikasına işçiler ve halklar referandumlarda karşı çıktığında, her seferinde bu demokratik irade hiçe sayılmıştır.

Bu durum Fransa’da ve Hollanda’da 2005 Mayıs-Haziran oylamalarında, Yunanistan’da Haziran 2015 oylamasında görülmüştür. Aynı İngiltere’de 2016 Haziran’ındaki Brexit çoğunluk oyunu da hiçe saymak istedikleri gibi.

Bu politikalar ve bu kurumlar hiçbir düzeyde demokrasi ile bağdaşır değildir.


Bu sınıf mücadelesidir 
Bir tarafta Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve hükümetler sadece kapitalist sınıfın çıkarı için medeniyetin her türlü kazanımını tehdit etmektedir.

Diğer tarafta ise işçi örgütleri ile özelllikle de sendikaları ile birlikte işçiler, tarım işçileri, gençler ve emekçi kitleler buna direnmek istemektedirler.

Her birimizin ülkelerinde süren, bizlerin ve işçi sınıfı örgütlerinin içerisinde olduğu  binlerce grev ve gösteri buna işaret etmektedir.

Sizleri de katılmanız için çağırdığımız Özelleştirmeye, Kuralsızlaştırmaya ve Güvencesiz Çalışmaya karşı Avrupa Bağlantı Komitesi’nin hedefleri şunlardır:

Her bir ülkede özelleştirme politikalarına son verilmesini sağlamak;

Bir gazete aracılığı ile -Almanya’dan arkadaşlarımızın sorumluluğu altında olmak üzere -her bir ülkeden işçilerin ve gençlerin direnişi ile ilgili bilgileri ve haberleri paylaşmak;

Bu temelde önümüzdeki aylarda işçilerin, emek aktivistlerinin ve gençliğin yeni bir Avrupa Konferansını toplamak.

*Yürüyüşümüzde konuşma yapanlar:
Cemal Bilgin (Türkiye), sendikacı ve İşçinin Kendi Partisi yöneticisi (İKEP); Thomas Bruchez (İsviçre), Cenevre Sosyalist Gençlik üyesi; Ciaran Campbell (İrlanda), Mandate Sendikası adına; Gaétan Coucke (Belçika), öğretmen ve sendikacı; Constantin Cretan (Romanya), enerji sektöründe sendikacı, önceki yıllarda sendikal faaliyetlerinden dolayı hapis yatmıştır; Andreas Gangl (Almanya), Amazon firmasında sendika temsilcisi; Daniel Gluckstein (Fransa), Nambiath Vasudevan (Hindistan) Savaşa ve Sömürüye Karşı Bir İşçi Enternasyonali için Uluslararası İşçi Komitesi (IWC) ile koordinasyon; Monica Grilli (İtalya), öğretmen ve sendikacı; Christel Keiser (Fransa), National Secretary of the Demokratik Bağımsız İşçi partisi (POID) Ulusal Sekreteri; Doreen McNally (İngiltere), sendikacı ve önceki yıllarda Rıhtımın Kadınları sözcüsü (Liverpool’da grev yapan liman işçileri ile dayanışma örgütü, 1995-8); Paul (Fransa), Paris 8 Üniversitesinde öğrenci; Sékou (Fransa), genç işçi; Judit Somi (Macaristan), emek mücadelecisi; Gauthier Tacchella (Fransa), demiryolu işçisi; Manuel Teiga (Portekiz), emek mücadelecisi; Dimitris Vasiliou (Yunanistan), Halkın Birliği (LAE) üyesi, Argolis bölgesi.

Yoruma kapalı