|

“Zeki Hoca” Kendi Partisinden Ayrıldı Yeni Katıldığı Partinin Yolu “İnşallah” Açık Olmaz! / Şadi Ozansü

Zeki Hoca ile 2003 yılında başlattığımız çalışmaları 2006 yılında İşçi Kardeşliği Partisini kurarak taçlandırdık. Hedefimiz patronlardan ve devletten bağımsız bir kitlesel işçi partisinin inşasıydı. O yıllarda işçi hareketindeki ve dolayısıyla sendikal alandaki dünyada ve Türkiye’deki büyük düşüşe rağmen oldukça önemli bir başlangıç yaptık. Azımsanmayacak sayıda işçi arkadaşımızı partinin saflarına kazandık, üstelik bu arkadaşlarımızın arasında kimilerinin sandığı gibi neredeyse sadece sendikaların çeşitli düzeylerinden yöneticiler yer almadı. Temasa geçtiğimiz sendika yöneticileri bir kitlesel işçi partisinin inşasının son derece gerekli olduğunu, ama kendilerinin buna aday olamayacaklarını, varolan sendikalarının yönetiminde kalabilmelerinin(!) acil görevleri olduğunu ileri sürdüler. Biz Zeki Hoca ile birlikte onlara, varolan sendikaların yönetiminde kalmak istiyorlarsa bile böyle bir partinin kuruculuğuna katılmalarının daha da önemli olduğunu, aksi takdirde o mevkileri de kaybedeceklerini ifade ettik. Çok değil iki-üç yıllık bir zaman diliminde bu sendikacı arkadaşların ezici bir çoğunluğu sendika içi seçimleri kaybederek ya emekli oldular ya da başka mesleklere atıldılar. Partimize sadece mevki peşinde olmayan işçi arkadaşlarımız katıldılar ve halen de partililiklerini ilk günkü şevkleriyle sürdürüyorlar.

Numan Kurtulmuş’un Partisi Bir Patron Partisidir!

Zeki Hoca’nın kendi kurduğu partiyi terk ederek Numan Kurtulmuş’un HP’sine katılması ciddi bir talihsizlik oldu, çünkü bu parti tam bir patron partisiydi. Partinin kurucularına baktığımızda en az 30 küsur “sanayici”, “iş adamı” ve kendi deyimleriyle “tüccar” denilen patronlar sıralanmıştı. İşçi sayısı ise sadece 3’tü! Partinin programı belli ki ağırlıklı olarak patronların genel çıkarlarını savunmaktaydı. Ezilenlerin ve mazlumların da en az patronlar kadar savunulması gerektiği fikri ise Zeki Hoca’nın hep söylediği gibi, “Tabii her patron partisi bunu söyler, sadece patronlardan oy alarak nasıl iktidar olunur ki?” anlayışının bir sonucuydu.

Zeki Hoca Hayatında İlk Defa İşçilere Doğruyu Söyleyemeyecek

Zeki Hoca hayatı boyunca işçilere doğruları, yani devletten ve patronlardan bağımsız olmaları öğüdünü vermişti. HP’ye katılmasının gerekçesinin işçilerin sünni olan çoğunluğuna seslenebilmek amacını taşıdığını ileri sürüyor. Bu doğru değil, çünkü partimiz alevi işçilerin yanı sıra sünni işçilere de hem kot kumlama işçileri faaliyetinde hem de taşeron işçiler çalışmasında kolaylıkla ulaşabiliyor. Sorun bu değil. Zeki Hoca müslüman diye nitelediği “sünni” işçilere seslenmek adına aslında politize olmuş ya da bir başka ifadeyle işçi sınıfının değil sadece sünni islamın kadrosu olmuş işçilere seslenmeyi hedeflemiş oluyor. Zeki Hoca işçi hareketinin yeniden inşasının Numan Kurtuluş’un partisine oy çağrısı yapmaktan geçeceğine inanmaya başladıysa hayatında ilk defa işçilere doğruyu söylememeye başlayacak. İKP/TBİP üyesi işçiler, eğitimlerini Erbakan Hoca’nın Milli Görüş rahle-i tedrisinden almış işçi kadrolarıyla işçi sınıfının ve dolayısıyla insanlığın kurtuluşuna varılamayacağını bildiklerinden Zeki Hoca’yı en kısa zamanda “başkasının tapulu arazisinde gecekondu kurmaktan” vazgeçmeye çağırmayı sınıfsal bir sorumluluk kabul ederler. İşte bu yüzden Zeki Hoca ve arkadaşlarına HP saflarındaki mücadelelerinde üzülerek söylemek gerekirse, başarılar dilemiyoruz.